RSS

Etiket arşivi: seçimlerimiz

Gerçek olanın gücü adına….

Karşımda seçimlerimle şekillenecek bir 365 gün daha var.  Sizin de.. 

İçinde yaşadığımız çağ,  sanal bir bolluk çağı. Sadece mal ve hizmet sunumu anlamında değil, spiritüel anlamda da önümüze  yüzlerce inanç,  “pazarlama” marifetiyle allanıp pullanıp, karman çorman halde sunulmuş durumda. Bize düşen bunlardan ruhumuzun gereksinimlerine uyan bir kokteyl oluşturmak;

Görüyorum ki çoğu insan kendilerine hazırladıkları garip kokteyllerden  kafayı bulmuş durumda.  Ruhunda, tükettiği onca şeye rağmen onulmaz bir boşluk hisseden herkes, zamanı gelince yaptığı seçimlerin gerçek yaşamda karşılığı olan şeylere dayanması gerektiğini anlıyor.   

Yapılan ciddi psikolojik araştırmalar, ucu açık seçimler yerine, akılcı bir kaç  seçeneğe indirgenmiş durumlar arasından seçim yapan kişilerin kararları ile daha mutlu olduğunu gösteriyor.   Zira ucu açık, her şeyin olası ama karşılığı “yalan” olan seçenekler arasından seçim yapan kişi, aradığını bulamayınca, sürekli yanlış şeyi seçtiği hissinden kurtulamıyor.

Çağımızın hastalığı bence bu “seçenek bolluğu”. Yaşamlarımızı sadeleştirmek, gerçek yaşamda karşılığı olan seçenekleri arayıp bulmak  mutlu olma yolunda önem taşıyor.  Bu yeni yıl umuyorum her birimiz için, bu yalan bolluğu arasında ruhumuz, bedenimiz ve beynimizi uyum içinde  tutacak, gerçekte karşılığı olan seçimler yapabilme yılımız olsun.

Toprağa, suya, hayvana, insana, sevgiye yani “gerçek” olana doğru meyletmeniz, arayıp bulma zahmetine katlanabilmeniz dileği ile… Muhtaç olduğunuz kudret içinizdeki onulmaz boşlukta… Uzakta aramayın.

Mutlu bir yeni yıl diliyorum.

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 12/31/2013 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

Yaşam akan bir ırmaktır…

Hepimiz yaşam boyu içinde bulunduğumuz durumları kendimiz yaratıyoruz, biz öyle istediğimiz, öyle seçtiğimiz, gerçekleri işimize geldiği, bizi rahat ettirdiği şekli ile yorumladığımız için geriye baktığımızda “yaşam” dediğimiz deneyimler bütününü kendi ellerimizle oluşturmuş oluyoruz. Zaman içinde çok geride kalmış bir noktaya hep bugünün bilinç düzeyinden bakarak kendimizi yargıladığımız için de hatalarımız olduklarından çok daha büyük gözüküyorlar. Teleskopla uzaktaki, ölmüş yıldızlara bakmak gibi bir şey bu. Oysa onlar yaşanmış ve bizi biz yapan şeyler olarak çoktan kimliğimizin, kişiliğimizin içkin birer parçası haline gelmiş oluyorlar. Başka bir seçim yapsan, başka bir yaşam yaratmış olurdun kendine.

Bu bu kadar basit.  Bu kadar basit… Bu kadar basit olunca da kelimelerin sesi çok kuvvetli çıkmıyor haliyle.

İçinde bulunulan durumda seni doyuran bir şeyler varsa devam ediyor, kimseye de bir şey demek düşmez aslında.  Kime ne? Ne haddimize?  Sen nasıl bu durumu yaratıp beslediysen ve içinde kendini huzurlu, mutlu, gereksinimlerin karşılanmış hissetiysen, gün gelir kendi planını tersine çevirmeyi de seçebilirsin. Bu gereksinimin kalmayan bir şeyi yenilemek, değiştirmek, gözden geçirmek gibi.

Değişim isteği herkesin kendi içindeki çalar saate göre işler zaten. Ne dersen de… Uyumak ve uyanmak istediğin saati sen kurarsın, o saat geldiğinde çalar; sen de ya düğmeye basar uyumaya devam edersin ya da yataktan kalkar, yeni seçimler yaparak yeni bir güne başlarsın.  Hatırlamak gereken tek şey kurban değil, karar veren olduğumuzdur. Yaşanan her anın kendi seçimlerimizin sonucu olduğunu düşünerek,  algılamamızın çerçevesini değiştirmek gerekir.  

Bu kadar emin cümleler ettiğimde hep aklıma gelen ve beni kendime getiren bir fıkrayı anımsadım diğer yandan:

Adamın biri hayatın anlamını aramak üzere yollara düşmüş, Hindistan’a gitmiş, sormuş soruşturmuş, kimse bilmiyor. Çin, Katmandu, Nepal. Bilen yok. Derken bir derviş demiş ki buna, “Bilmem nerenin tepesinde bir dağ var, orada bir in var, inde ulu bir keşiş yaşar, yılda bir iki defa inin önune çıkıp, gerinir, o anda yakaladın sordun sordun. Bilse bilse o bilir.”

Adam gitmiş, ini bulmuş, yaz geçmiş, kış geçmiş, inin önünde toprakta yatıp kalkıyor. Derken bir bahar günü ulu keşiş içeriden çıkmış, gerinip, huzur ve sükunet dolu bir halde ufku tararken gözleri, bizim adamı görmüş.

Adam koşup keşişin ayaklarına yüz sürmüş; “Yaşamın anlamını arıyorum. Siz biliyor musunuz?”
Keşiş gözlerini dağlara dikip, “Oğlum” demiş “Yaşam usul usul akan bir ırmaktır!”
“Usul usul akan bir ırmak mı?” diye heyecan içinde bağırmış bizimkisi.
Zavallı keşişin gözleri korkuyla açılıp, “Ne, yoksa değil mi?” demiş.

Bildiğim, anladığım(ı sandığım), savunduğum her şey başka bir bakış açısından yanlış da olabilir. Mutlak gerçek diye bir şey var mı ki?

Herkese güzel haftalar dilerim.

 
 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: