RSS

Etiket arşivi: bio-mühendislik

İncir Ağacından Köprüler Yapmak…

Gündelik yaşamda “tersten bakış” örnekleri ile karşılaştığımda, büyülenip, büyük bir coşku duyuyorum. Yaşayan ağaçlardan yapılmış köprülerden bahsedeceğim şimdi… Çözümsüz görünen bir soruna insanoğlunun aykırı bir bakış ile bulduğu dahiyane bir çözümden…

Görüntüler BBC’nin Human Planet dizisinin Nehirler bölümünden… Azgın suların üzerinde nemli iklimde sıradan ahşap bir köprü kısa sürede çürüyormuş. Metal bir köprü kurmak ise tropik ormanlarda korozyon ve maliyet yüzünden olanaksız oluyormuş… Durum bu iken, köprü gereksinimi insana olağanüstü bir çözüm yolu buldurmuş.

Kökleri toprak dışında da uzayabilen incir ağacının (ficus aurea; strangler fig) toprak üzerinde de duran genç köklerini alıp, içi kovuk, uzun bir kauçuk ağacını mastar olarak kullanarak, düz bir doğrultuda azgın suyun öte yakasına doğru uzamasına olanak sağlıyorlar.

Kök bu yardım ile suyun öbür tarafına uzayınca işi ele alıyor ve toprağa dalarak kendini sabitliyor. Kuvvetle öbür tarafta toprağa tutununca da köprü yaşayan, büyüyen, gelişen ve geliştikçe de kuvvetlenen, azgın sulara dayanan bir yapıya dönüşüyor. 50 kişiye kadar insan yükü çekebilen, kavi köprüler insan ve ağaç ortak yapımı, bio-mühendislik harikaları. Sıradan insanlar, yan yana yaşadıkları ağaçlarla savaşmadan, büyük büyük üniversitelerde okutulması gereken cinsten bir ders sunuyorlar; yıkmak, kesmek, yok etmek yerine doğaya uyarak, aklımızı ve sezgilerimizi bir arada işe koştuğumuzda neler olabileceğine dair bir örnek.

Bir kaç değişik açıdan hoşuma gitti bu köprüler.

Birincisi bu insanlar doğayı yıkıma uğratmıyor; ona boyun eğmiyor ama ona karşı savaşmıyorlar da…  Bunda derin spiritüel bir anlam buldum ben. Karşılaştığımuz her sorunda top yekün savaşa girişmek ve durumu karşımıza almak yerine, sorunun sunduğu olanakların farkına varmak yani sorunu o sorun ile birlik olarak, kişisel bir tehdit gibi algılamadan çözebilmek gibi olgun bir bakış açısı…

İkinci neden ise “kamil insan” olmak ile ilgili bir ip ucu sunuyor gibi geldi bana… Bir canlı köprünün tam gelişimi insan ömrünü aşan bir süre alıyor. Bazı köprülerin 500 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Köprüyü başlatan kişinin ömrü yetmezse, arkadan gelenler ödevi sürdürüyor. “Bu köprüyü senin çocukların ve onların da çocukları kullanacak. O yüzden ona iyi bak. Köklere kimsenin zarar vermesine izin verme.” diye öğütlüyordu amca küçük [kız] yeğenine işi öğretirken. Sen gittikten çok sonra gelecek insanlara gün be gün uğraşarak işlerine yarayacak, yaşamlarına kolaylık getirecek bir şeyler bırakma isteği…

Her iki durumda da insanlık adına, barışçıl, bambaşka ve bu nedenle de “aykırı” bir davranış örneği değil de nedir bu?

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 10/03/2011 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: