RSS

Etiket arşivi: Acı hepimizindir sevgi de hepimizin

Rosa’nın Şarkısı

Rosa’nın şarkısı çalıyordu. “Sesi sonuna kadar açar mısınız?” dedim. “Ruhumuz yıkansın…” Sessizce şarkıyı dinledik.

“Pek bu şarkıyı bilene rastlamıyorum. Siz nereden biliyorsunuz?” diye sordu. “Filmini seyrettiniz mi? Ulysses’in Bakışı.”

“Seyrettim tabii” dedim, “Angelopoulos’un tüm filmlerini yıllar önce festivalde ve sonrasında, defalarca seyrettim.”

“Eleni Karaindrou’yu da onun filmlerinde tanıdım” dedi… Sonsuzluk ve bir gün’e aşık olduğumu söyledim. “Onu bir senfoni orkestrası ile seslendiriyorlar, onu dinlediniz mi, esas o…” dedi. Müzikten konuştuk yalnızca.

“Yaşlanmadık ama içimiz yaşlandı. Hep mülkiyet duygusu yüzünden” dedi.

Ben de “Günümün güzel sürprizi oldunuz Gönülden teşekkürler. Gerçekten…” dedim. Mahcup oldu. Bir şey demedi. Önüne baktı sadece.

Adımımda o eskiden kalma, unutmaya yüz tutmuş neşe.. Mutfağa girdim. Herkes fark etti.

“Taksi şoförü” dedim. “Opera dinliyordu…”

Dengeyi sağladığına inandığım güzel ve iyi insanlar. Her yerdesiniz. Size inanmayı unuttuğum anda mahcup ediyorsunuz beni.

Buyurun siz de dinleyin sevgili dostlarım; Rosa’nın Şarkısını…

 

Reklamlar
 

Etiketler: , , ,

Uzak ülkeler yakın acılar

AllendeBabam çok üzgündü o sabah, “Allende’yi öldürmüşler!” demişti. Allende adını ilk o zaman duymuştum. Vatansever olduğunu, ülkesini sevdiği için öldürüldüğünü anlatmıştı. Küçük bir çocuğa nasıl anlatılırsa öyle… Sene 1973, aylardan Eylül. Siyasetin işkencecileri, gece yarısı ev basıp arama yapanları ile daha önce tanışmıştım. Bizimkiler evdeki kitapları, türkü bantlarını sürekli gizlerlerdi o dönemlerde. İçeride olanlardan sürekli kötü haberler gelirdi. Girip çıkanlar hiç aynı olmadılar sonrasında da… Aileler dağıldı, çocukların bazıları bu travmalar ile baş edemedi. Yaşadıkça etkilerini gördük. Sonra 12 Eylül oldu. Bu sefer gençtik, her şeyi anladık.

Aradan yıllar geçti. O günleri yaşamış insanlar artık daha yılgın, daha sessiz.  Sabah işe gelirken kapitalizmin pençesinde kıvranan sevgili şehrime baktım köprünün üzerinden. Karşıda tiran, Vahdettin’in köşkünü apartmana çevirmiş. İnce zevkten yoksun, vahşi bir pençe darbesi ile tepeyi düzlemiş, yanına da üç blok kondurmuş. Bu yıkım döneminin en çarpıcı simgelerinden biri gibi gözüktü gözüme… Alexandre Vallaury’nin soğan formlu kubbesi artık gerçek bir soğan gibi duruyordu.  Devlet Konukeviymiş…  Hah…

Sonra işe geldim. Bu fotoğrafı gördüm.

Allendesglasses

Şilili heykeltraş Carlos Altamirano, Salvador Allende’nin Santiago’da 11 Eylül 1973’de katlinden sonra bulunan gözlüğünün 50’ye 1 kopyasını yapmış. İçim acıdı yine… Babamın üzgün yüzünü anımsadım. “Allende’yi öldürmüşler!”

Uzak coğrafyalarda yaşanan yakın acılar… Bize şah damarımızdan daha yakın. Acılar da, sevgiler de… Çünkü insanız. Aynı bütünün hücreleriyiz. Bir hayvan da bir insan da acı çekse hepimiz çekeriz. Bazıları çektiğinin farkına varmaz. Döner böyle saçmalıklarla ruhunu teskin etmeye çabalar. Boşuna…

İşte öyle…

 
3 Yorum

Yazan: 09/13/2014 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: