RSS

Aylık arşivler: Eylül 2014

Koca nasıl pişirilir…

Biraz gülelim isterseniz. Aşağıdaki “faideli bilgi” An American Cook in Turkey isimli kitabın girişinde yer alıyor. Bu kitabı bize orta ikide iken vermişlerdi. Bendeki Redhouse Yayınevi’nin,  1967 tarihli üçüncü baskısından. Yayınevi kitabı yeniden basmış. Çok güzel bir kitaptır.

Faideli Bilgiler

Koca nasıl pişirilir

AmericancookBir çok koca yanlış pişirildikleri için berbat olurlar; güzellik ve yumuşaklıklarını kaybederler. Bazı hanımlar onları sürekli sıcak suyun içinde tutarlar; bazıları ise dikkatsizlik ve kayıtsızlıkları ile donmalarına izin verirler.  Kimileri onları sinir bozucu tutumları ve sözler ile haşlarlar. Bazıları turşusunu kurarken, diğerleri utanmazca ziyan olmalarına izin verir. Doğaldır ki böyle muamele edilen kocaların yumuşak ve iyi olmaları beklenemez oysa doğru düzgün pişirilen kocalar gerçekten çok leziz olurlar.

Koca seçerken uskumru seçerken yaptığınız gibi gümüş pırıltısına ya da somon seçerkenki gibi altın ışıltısına kanmayın. En iyileri eve teslim olduğu için koca bulmaya pazara gitmeyin. Malzemeyi elinizle  seçtiğinizden emin olun zira herkesin damak tadı farklıdır. Sabırla doğru düzgün pişirmeyi öğrenene kadar koca sahibi olmamak daha akıllıca olur.

Tabii ki, saklamak için kaliteli porselenden bir kazan en iyisidir ancak elinizde hepi topu  toprak bir güveç var ise, o da işe yarar ancak dikkatle… Yengeç ve ıstakozlar gibi kocalar da canlı pişirilir. Bazen kazandan dışarı sıçrarlar ve kenarları yanıp kabuk tutar. Bu nedenle onları kazanın içinde konfor adı verilen ipekten bir kordon ile sabitlemek akıllıca olur zira görev isimli kordon genellikle dayanıksızdır.  Temiz ve sürekli bir aşk, sıcaklık ve neşe ateşini canlı tutun. Onu ateşe kendisine uygun olacak bir mesafede tutun.  Fokurdayıp saçılırsa endişe etmeyin zira bazı kocalar pişinceye kadar bunu yaparlar. Şekercilerin deyimi ile “öpücük” formunda biraz şeker ekleyin, biber ve sirkeyi hiç kullanmayın. Lezzetini artırmak için baharat, mizah ve coşku ile çeşnilendirin. Ancak çeşniler her zaman büyük bir sağduyu ve dikkatle kullanılmalıdır. Pişip pişmediğini anlamak için keskin şeyler  saplamayın. Nazikçe karıştırın yoksa tencerenin dibine yapışır ve işe yaramaz hale gelirler. Pişip pişmediğini rahatlıkla anlarsınız. Böyle yaparsanız, hazmının çok kolay, bünyenize uygun olduğunu göreceksiniz. Siz dikkatsiz davranıp yuva ocağının ateşinin sönmesine neden olmadığınız sürece bozulmadan duracaklardır. Böyle hazırlanırsa kocalar yaşam boyu size mutluluk vereceklerdir.

19 yüzyılda yazılmış bir yemek tarifleri kitabının önsözüdür – Louise Bevens’e teşekkürlerimizle

 
5 Yorum

Yazan: 09/19/2014 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , , ,

Uzak ülkeler yakın acılar

AllendeBabam çok üzgündü o sabah, “Allende’yi öldürmüşler!” demişti. Allende adını ilk o zaman duymuştum. Vatansever olduğunu, ülkesini sevdiği için öldürüldüğünü anlatmıştı. Küçük bir çocuğa nasıl anlatılırsa öyle… Sene 1973, aylardan Eylül. Siyasetin işkencecileri, gece yarısı ev basıp arama yapanları ile daha önce tanışmıştım. Bizimkiler evdeki kitapları, türkü bantlarını sürekli gizlerlerdi o dönemlerde. İçeride olanlardan sürekli kötü haberler gelirdi. Girip çıkanlar hiç aynı olmadılar sonrasında da… Aileler dağıldı, çocukların bazıları bu travmalar ile baş edemedi. Yaşadıkça etkilerini gördük. Sonra 12 Eylül oldu. Bu sefer gençtik, her şeyi anladık.

Aradan yıllar geçti. O günleri yaşamış insanlar artık daha yılgın, daha sessiz.  Sabah işe gelirken kapitalizmin pençesinde kıvranan sevgili şehrime baktım köprünün üzerinden. Karşıda tiran, Vahdettin’in köşkünü apartmana çevirmiş. İnce zevkten yoksun, vahşi bir pençe darbesi ile tepeyi düzlemiş, yanına da üç blok kondurmuş. Bu yıkım döneminin en çarpıcı simgelerinden biri gibi gözüktü gözüme… Alexandre Vallaury’nin soğan formlu kubbesi artık gerçek bir soğan gibi duruyordu.  Devlet Konukeviymiş…  Hah…

Sonra işe geldim. Bu fotoğrafı gördüm.

Allendesglasses

Şilili heykeltraş Carlos Altamirano, Salvador Allende’nin Santiago’da 11 Eylül 1973’de katlinden sonra bulunan gözlüğünün 50’ye 1 kopyasını yapmış. İçim acıdı yine… Babamın üzgün yüzünü anımsadım. “Allende’yi öldürmüşler!”

Uzak coğrafyalarda yaşanan yakın acılar… Bize şah damarımızdan daha yakın. Acılar da, sevgiler de… Çünkü insanız. Aynı bütünün hücreleriyiz. Bir hayvan da bir insan da acı çekse hepimiz çekeriz. Bazıları çektiğinin farkına varmaz. Döner böyle saçmalıklarla ruhunu teskin etmeye çabalar. Boşuna…

İşte öyle…

 
3 Yorum

Yazan: 09/13/2014 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: