RSS

Aylık arşivler: Mayıs 2014

Emeğin Gücü

Soma’da yaşanan, cinayet gibi facianın ertesinde bu yazdıklarımı anımsadım. Emeğe saygıyı bizlerden önce, emeğin sahipleri talep etmeyi öğrenmeli. Bizler ise onlara değerlerini hissettirecek şekilde yaşamalıyız. Hepimizin başı sağolsun.

Ebrulikedi's Blog

Image Üretmeden tüketenlerin yönetici olduğu düzende, emeğin kutsanması olanaksızdır elbet.

Emeğin hakkını vermek ve ona saygı duymak kavramı ile doğduğumdan beri içiçeyim. Beni yetiştirenler, başta anne ve babam her zaman çok çalışmayı yüceltip,emeği ile varolan insanlara karşı saygılı olmayı öğrettiler. Ama benim için bu olgunun içselleştirilmesine yol açan anı olanca netliği ile anımsıyorum.

Edmond de Amici’nin Çocuk Kalbi isimli kitabını almışlardı bana. Kitabın ana karakteri kendisine sevgiyle sarılan, arkadaşının babası duvarcı ustasının boya ve alçı lekeli iş elbiselerinin üzerini kirleteceğinden korkarak geri çekilir. Eve gidince babası ona emeğin kirli bir şey olmadığından, yaptığının çok ayıp olduğundan bahseder…

Ömrüm boyunca bu öyküyü içimde taşımışım.

Emeği ile varolanlara saygı duyarım. Hiç bir şey yapmadan, üretmeden varolanların da  elbette bu evrenin kozmik örgüsü içinde bir yerleri, bir ödevleri vardır bize aşikar olmayan… Belki de emeğin değerini anlayabilmemiz için karşıt örnek oluşturma zorluğudur onların payına düşen… Ve en zorudur aslında bir şey üretmeden varolmak

View original post 44 kelime daha

 
 

Bahar Mırıltıları…

Bahar geldi. Baharı, doğadaki uyanışı, kışlık kabuğumuzdan çıkıp tenimiz sıcak güneşe kavuşurken içimizdeki pırpırları, tan ağarırken uyanan kuşları, dikkatlice dinlesek neredeyse duyabileceğimiz kadar hızla büyüyen yaprakların neşesini, kır çiçeklerinin alçakgönüllü çabalarını kutsamak gelir insanın içinden. Doğanın parçası olduğunu bahar vakti daha kolay anımsar insan. 

İşte bu duyguları kutlamak için senede bir defa HIDRELLEZ var. Binlerce yıldır süren bir bereket ve şükran ritüeli…

Bu gecenin karanlığı sabaha ağarken, bizi göğsünde besleyen doğanın bereketi, geceden yazıp, çizip minik bir gül çalısının dibine bırakacağınız dileklerinizi okşayacak. Sevecen bir rüzgar sesi, “Aaaaah, bak hele, yavrum neler dilemiş..” diyerek bu dilekleri siz uyurken tekrar kulağınıza taşıyacak.

Siz doğadan dilediğinizi sanıyorsunuz. Aslında kendinizden dilediniz, biliyorsunuz değil mi? Bu gece, kendinize gönlünüzün derinlerinde yuvalanmış isteklerinizi anımsatıyorsunuz. Ve içten içe, bu dilekleriniz, siz farkına varmadan, karın altından akan dereler gibi, sizi mutlu edeceğini aslında yürekten bildiğiniz yöne doğru akıyor.

“Yapamam-edemem-dünyada olmaz!” diye pışpışladığınız dilekleriniz de doğa ile birlikte uyanıyor. Ve bir gün bakıyorsunuz ki isteğiniz olmuş… “Aaaa, diyorsunuz, Hıdrellez de dilemiştim… Bak oldu…”

O yüzden bu gece “ne dilerseniz dileyin” doğadan. MUTLU BAHARLAR.

Dilekağacı

 
 

Etiketler: , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: