RSS

Aylık arşivler: Aralık 2013

Gerçek olanın gücü adına….

Karşımda seçimlerimle şekillenecek bir 365 gün daha var.  Sizin de.. 

İçinde yaşadığımız çağ,  sanal bir bolluk çağı. Sadece mal ve hizmet sunumu anlamında değil, spiritüel anlamda da önümüze  yüzlerce inanç,  “pazarlama” marifetiyle allanıp pullanıp, karman çorman halde sunulmuş durumda. Bize düşen bunlardan ruhumuzun gereksinimlerine uyan bir kokteyl oluşturmak;

Görüyorum ki çoğu insan kendilerine hazırladıkları garip kokteyllerden  kafayı bulmuş durumda.  Ruhunda, tükettiği onca şeye rağmen onulmaz bir boşluk hisseden herkes, zamanı gelince yaptığı seçimlerin gerçek yaşamda karşılığı olan şeylere dayanması gerektiğini anlıyor.   

Yapılan ciddi psikolojik araştırmalar, ucu açık seçimler yerine, akılcı bir kaç  seçeneğe indirgenmiş durumlar arasından seçim yapan kişilerin kararları ile daha mutlu olduğunu gösteriyor.   Zira ucu açık, her şeyin olası ama karşılığı “yalan” olan seçenekler arasından seçim yapan kişi, aradığını bulamayınca, sürekli yanlış şeyi seçtiği hissinden kurtulamıyor.

Çağımızın hastalığı bence bu “seçenek bolluğu”. Yaşamlarımızı sadeleştirmek, gerçek yaşamda karşılığı olan seçenekleri arayıp bulmak  mutlu olma yolunda önem taşıyor.  Bu yeni yıl umuyorum her birimiz için, bu yalan bolluğu arasında ruhumuz, bedenimiz ve beynimizi uyum içinde  tutacak, gerçekte karşılığı olan seçimler yapabilme yılımız olsun.

Toprağa, suya, hayvana, insana, sevgiye yani “gerçek” olana doğru meyletmeniz, arayıp bulma zahmetine katlanabilmeniz dileği ile… Muhtaç olduğunuz kudret içinizdeki onulmaz boşlukta… Uzakta aramayın.

Mutlu bir yeni yıl diliyorum.

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 12/31/2013 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

Babamın Kızı

Bugün hayatımdaki ilk erkeğin doğumgünü… Beni hastaneden kaşkoluna sarıp eve getirdiği o soğuk kış gününden bu yana ikimizin de yaşamı boyu en içten duygulara yuva olacak ilişkimiz başladı. Benden önce 26 yılı var tanıklık edemediğim. Son 50 yıldır birlikte yolculuk yapıyoruz.

Yolculuğumuz boyunca, yaşamımın en değerli hediyelerinden birçoğunu babam verdi bana…

Önce can verdi aşkı ile… O soğuk kış gününde, kaşkoluna sarıp eve getirdi beni. Sonrasında beni çeşitli komik şeylere sarıp, saatlerce fotoğraflarımı çekti. Karanlık odasına girip, en güzel fotolarımı tab etti. Anımsayamadığım ilk çocukluk yıllarımın görüntülerini babam  kaydetti.

Konuşmaya başladığımda yanımda olamamıştı.  Askerde, doğunun ücra bir köyünde, ufacık çocuklara öğretmenlik yaparken, bu sefer gaz  lambasının ve transistörlü radyosunun yanında benim kel kafalı, koca gözlü fotoğrafım eşlik etti ona.  Döndüğünde tanıyamadım onu. Sakalları vardı, zayıftı, yorgundu. Bütün gece uyutmadım onu; “Kim var orada?” diye ağlayarak.  Oysa giderken epey ıkınarak ilk cümlemi edip “Baba atta gitti” demiştim Haydarpaşa köprüsünden onu götüren trene bakarken.  Herkes ağlamıştı, ufacık bebek nasıl konuştu diye…  İlk cümlem babama idi, ama yüzüne diyememiştim.

Sonraki yıllarda birlikte öğretim sürecimiz başladı. Ben annemle babamın ellerine teslim edilmiş tecrübesiz bir ruhtum. Onlar ise işlerini çok ciddiye alan ve öğrencilerini çok seven  iki eğitmen.

Annem bana okumayı, ataların şarkılarını, toprağı ve sağlam köklerim olduğunu öğretti. Babam ise ruhumun kanatları olduğunu… O kanatlarla yeteneklerimin sınırlarına doğru uçmayı öğrendim. Uçtuktan sonra hiç geri dönmedim ama beni hep sevgi ve kabulleniş ile bağrına basacak bir sine olduğuna güvenmeyi öğretti. Uçarken hep kulağımda “daha iyisini yapabilirsin” diyen sesi çınladı.

Resim yapmayı, fotoğraf çekmeyi, rol yapmayı, masal anlatmayı, Rus balıkçılarının ağ çekerken söyledikleri şarkıları, fadoyu, kendi sesimle şarkı söylemeyi,  yüzmeyi, emeğe saygıyı hep babamdan öğrendim.

Coşkumu içinde tutmamayı, heyecanımın peşinde gitmeyi, büyük düşler kurmayı, kahkahalarla gülmeyi, durup duruken mutfağa zıplayıp, yemek yapmayı ondan öğrendim.

Babam hep bana bu evrenin sevgili çocuğu olduğumu hissettirmiştir. Yolculuklarıma hep bu güvenle çıktım. Sırt çantamda hep bu güven ve sevgi vardı. Ama en önemlisi,  yolculuğum boyunca rastladığım insanlara kocaman sarılıp “Seni seviyorum, hem de çok!” demenin hiç bir tehlikesi olmadığını babamdan öğrenmişimdir ki bana en büyük hediyesi sağlam kanatlarımla birlikte, budur.

Seni seviyorum babuşka.  Hediyelerim için teşekkürler, Kanatlarımın altındaki rüzgar olduğun için de…

 
6 Yorum

Yazan: 12/14/2013 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: