RSS

Aylık arşivler: Haziran 2013

Çok bilen değil, çok seven “AYDIN”lardan olalım!

GEZİ DİRENİŞİ BOYUNCA BU SEVGİLİ ÇOCUKLAR KÖHNEMİŞ “AYDIN” TANIMIMIZI DA YENİLEDİLER.  UKALA, BAŞÖĞRETMEN, BASKICI, KİMSEYİ BEĞENMEZ, TEK KENDİ AKLI ÜSTÜN AYDIN TANIMINI YERLEBİR ETTİLER.

Bana göre onlar söyle demek istediler:

Aydınım çünkü aydınlığım. Ayrıştırmayan, birleştirenim. Nefret eden değil, kucaklayanım. Bu sevgi hepimizin içinde vardır. O sevgiyi korkusuna, öfkesine saplanarak henüz keşfedememişler için, yol gösteren olmalıyım.

Kendim karşımdakini eşdeğer görmenin ve ona öyle davranmanın örneği olmalıyım ki, öfkesine, korkusuna, gazabına saplanıp kalanlar, hangi tarafta olurlarsa olsunlar, sevgimin, neşemin ve yumuşak ama dimdik duruşumun ışığını görüp, içlerini rahatlatsınlar.

Gerçek aydınlık insanlar neden bahsettiğimi hemen anlayacaklardır. Diğerlerinin anlaması için sabır göstermeli ve örnek teşkil etmeliyim.

Bildiklerimi paylaşmalıyım ama öğrenmeleri ve benimsemeleri için ısrar etmemeliyim çünkü her kap kendi hacmi kadar su alır, her çiçek kendi toprağında yeşerir… Buna saygı göstermeyi öğrenene kadar insanoğlunun kurtuluşu uzaktır.

Ve her değişimi, her gelişimi önde giderek başlatan cesur yürekler olacaktır. Ben onlardanım.

Haydi hepimiz böyle aydınlar olmak için kafa yoralım!

Reklamlar
 

Etiketler: , , ,

Quo Vadis? Buradan Nereye?

Bu sabah “Nasılsın?” diye sorduğum bir arkadaşım “Mutluyum” dedi… Muse’dan gidelim bugün; FEELING GOOD!

 

Hepimizin ciğerine temiz hava girdi. Ben en çok da bu hareketin mizah dozu yüksek yanını sevdim. Yıllarca hep sorunlarla boğuşan dostlarıma “Durumun içindeki mizahı yakalamalısın” diye öneride bulunurken hep bunu kasdediyordum. Yüreğim yağ bağladı her duvar yazısında, her komik vidoeda… Bu gençler çok yaşasın…

Olayların ilk gününden bu yana, “Buradan Nereye?” diye sordum. Bitince durumun eski tas, eski hamam olmasını hiç birimizin yüreği kaldırmaz. Diğer yandan bu farklı soluğun, olağan bir nefese dönüşüp, içine büzüşüp kalmasından endişe ediyorum.

ImageBeni en çok korkutan şey ise siyasal bir parti haline dönüşüp, statik, seçim sisteminin dayattığı etkisiz bir mekanizmanın parçası haline gelip, devrimci- yenilikçi-yaratıcı  çözüm önerilerini sisteme iletemez hale gelip, baskı  grubu niteliğini ve gücünü kaybetmesi…

Bu özgürlükçü ve genç ruh ve kafa halinin devamı için, bugün, HEMEN BUGÜN, olayların dumanı tüterken, anısı içimizde taze iken ve başka bir şeye dönüşmeden hemen, herkesin oturup kendi yetenekleri , bilgisi ve elinin uzandığı, etki alanı içinde kalan konularda, öğrendiklerimizi hayata geçirme planları için kafa yorması gerek.

 

Ben kendi adıma yapabileceklerim olarak şu notları ve kararları aldım:

 

Artık herkesin yeni şeyler söyleme zamanıdır. Bu yeni bir hareket. Yeni bir söylem yarattı. Eski solcu, dinci, komünist, sosyalist, Kürt, Alevi, ateist… Kendini nasıl tanımlıyorsan  tanımla… Yeni bir şeyler söyle zamanı geldi artık; zamanın ruhuna uygun.  Zira, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyenlere bu çocuklardan gelen  yanıt “Mustafa Keser’in askerleriyiz” oldu…  Söyleyecek yeni bir sloganı olmayanlar; duvar yazılarını okuyunuz… Onuncu yıl marşını ilham veren bir güzel hatıra olarak saklayalım  ve o hala öremediğimiz demir ağları, gerçekten örme çabası içine girelim. Çağdaş isek, çağdaşı yakalayalım artık…

Imageİçinde ağırlıklı olarak bu kahraman gençlerin yer almadığı hiç bir politik oluşumu desteklemeyeceğim. Partiler; onları  etkisiz, göstermelik Gençlik Kolları ile oyalamayın artık.  Yer açın, hatta kaçılın…  Yönetim kadrolarınıza gençleri alın, dinleyin ve önerilerini deneyiminizle hayata geçirmelerine yardımcı olun.  Onlarda yaratıcı düşünceler var, sizde bende olmayan enerji var.  Bizde de deneyim var… Onlardan bir şeyler öğrenmeye çabalayalım.

Imageİçinde kahraman kadınlarımızın eşit oranda yer almadığı hiç bir oluşumu da desteklemeyeceğim. Kadın kadrolarına bakacağım, kadın adayların nitelik ve niceliklerine göre karar vereceğim.  Mecliste eşit temsiliyet, söz hakkı ve organizasyonlarda etkili konumlarda bulunma hakları ve yetenekleri var. Her şeyden önemlisi Türkiye’deki kadınlar gözle görünür şekilde erkeklerden daha cesur, daha ateşleyici oldular. Bunu hep birlikte gördük… Şimdi etkisiz ve göstermelik Kadın Kolları ile oyalamayın onları. Genç kadınlara yer açın, hatta kaçılın..

ImagePolis güçlerinin psikolojik profilinin çıkarılıp, tedavi edilmeleri, içlerindeki basiretli ile psikolojik anlamda sorunluların ayrışıtırılıp, kötünün ayıklanması için çaba sarfedeceğim.

 

 

 

ImageReklamverenlerin duyarsız medyayı ellerindeki sarf gücü ile hizaya getirme refleksini bilemeleri için zorlayacağım.

 

 

Çevremde çeşitli nedenlerden dolayı sosyal medyaya uzak duran en az beş kişiyi Facebook ve Twitter ile tanıştıracağım.

Bir de bu olaylardan önce de, epey zamandır kafamı meşgul eden “küfür” konusu var.  Levent civarında çalışırken, yanımdan geçen liseli çocukların, hatta kızların bile sürekli bir “koyma” hali içinde olduklarını görüp, rahatsız oluyordum.

Seks bu toplumun kökenini dinsel tutuculuklarımızdan alan, halen çözemediği bir gayya kuyusu. Bu kadar kör şiddet, yerlerde sürüklenen gençler, testislere nişan alınan gaz bombaları, polis ootobüslerinde aşırı tacize uğrayan genç kızlar,  Facebook ve Twitter’da karşı görüşte olanların sürekli “orospu çocuğu, ibne” olarak nitelendirilmeleri, seks konusunun aile içi ve oradan toplumsala uzanan şiddetin temelinde yatan öge olduğunu düşündürtüyor bana…

Küfürün dizilerden, stadyumlardan, toplumsal alanlardan ayıklanması için düşünmeye ve bir harekat planı geliştirmeye başlayacağım. Siz de düşüncelerinizle destek olun lütfen.

Yanınızdan geçen bir genç şaka yollu bile olsa, bir başkasına ibne ya da orospu der ise, bu hareketin içinde yer alan eşcinsellere ve yaralı gençleri evlerine alan korkusuz hayat kadınlarına ayıp ettiklerini söyleyerek başlayabiliriz belki de…

SİZİN KİŞİSEL HAREKAT PLANINIZ NEDİR? PAYLAŞIR MISINIZ?

Özellikle gençlerden bir kaç yanıt alabilirsem, çok sevineceğim… Ne çok şey öğreniriz bizler de onlardan… Yanıt verir misiniz?

Teşekkürler hepinize bir kez daha, beynimize giren temiz hava ve verdiğiniz umut ve mutluluk için. Bu şarkı size gelsin; MUSE’dan UPRISING

 

 

 
5 Yorum

Yazan: 06/06/2013 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

Ağaçlardan Öğrendik Bir Olmayı…

ImageSalim kafa ile oturup yazayım istedim ama kafam uçuşta…. Şimdi eylemciler Taksim Meydanı’nı ve GeziParkı’nı temizlemiş, çiçekler dikiyorlar.  

Şu ağaçların bize öğrettiklerine bakın hele… Üç beş çapulcu ve beş on ağaç, ülkeyi kenetledi birbirine…

Olan biten çok önemliydi. Bireysel volkanlarımız patlayıp, kocaman bir akım oluşturdu. Önüne geleni sürükledi, fark gözetmeksizin geçtiği yolları temizledi. Yaşananlar, katılsın katılmasın herkesin değişmesine yol açacak. Şimdi bu mümbit topraklarda bakalım neler yeşerecek?

Ama ben ülkemi ve insanını biraz tanıyor isem, duygusal patlamalarla  ifadesini bulan eylemler, yakıtını çabuk tüketir. Şimdi haklı çıkmamak için dua ediyorum. Arkası gelsin ne olur diye dua ederken buluyorum kendimi…

Ne mi istiyorum?

Gücünün farkına varan dünün “apolitik” gençlerinin, içinde yaşlanacakları, çalışıp, evlenip, çocuk yetiştirecekleri bu ülke için beyin güçleri ile bir şeyler ortaya koymak için bir araya gelmelerini istiyorum. Stratejik ve analitik düşünmelerini, sorunlara işaret koyup, tek tek hepsine çözüm getirmelerini istiyorum.

Barış içinde yaşamak istediklerini görüyorum. Facebook’uma “Biz %60 oy alınca, yüzünü görmek istiyorum senin!”  diye mesaj atan genç arkadaşıma “Gel biz sevgide buluşalım çünkü insanız. Sayfana baktım, kuş resimleri var. Kuşların ve ağaçların hakkını kim koruyacak? Senin başına bir şey gelecek olsa güvencen benim. Kanımın son damlasına kadar yanında olurum. Ben de senin benim hakkımı koruyacağına  sonsuz güven duyabildiğim gün, bu ülke mutlu bir yer olacak. Demokrasiye inanıyorsan, seçimi beklemez, ağaçların, kuşların hakkını da benim hakkımı koruyacağın kadar korursun.” yazdım.

O terbiye sınırlarında dolaşan mesajını düzeltme ve özür olarak algıladığım şu cümleyi yazdı bana: “Sevgiyle yapılan her şey güzel olur. İnşallah… Ama sizin de muhalefetde iş yok.” Şaşılacak şey. Bak anlaştık işte…

Ortak bilinç ve birleşik alan böyle bir şey…  Dün o parkta başlayıp yurt sathına yayılan eylemler, titreşimimizi değiştirdi. Farkında mısınız? Bu sabah daha mutlu bir ülkeye uyandık.

Yeğenim Deniz’e kız kardeş geliyor. Bugün yarın burada olacak. Onların ve tüm çocuklarımızın  büyüyeceği bu güzel ülkeyi yaşanılır yapmak hepimizin borcu.  Bir ağaç gibi hür ve tek başına ama bir orman gibi kardeşçe bir arada yaşayacağımzı günleri hak ediyoruz. Hepimiz ama hepimiz, daha medeni bir ülkeye ve daha iyi yönetimlere layığız.

Bu gençler onu da başarır. İlk defa yaşlılık yıllarından korkmuyorum…  Şimdi eylem zamanı. Daha çok işimiz var… Çalışmaya devam… İşleyen demir ışıldar…

Yeşilimiz bol olsun. Daha Belgrad Ormanı var hakkı savunulacak. Maskeleri ve Talcid’li su  şişemi saklıyorum. Ya siz?

Image

 

 
1 Yorum

Yazan: 06/02/2013 in İnsanlık halleri

 
 
%d blogcu bunu beğendi: