RSS

Çıktık (mı) Açık Alınla?

29 Eki

Hangi görüşte olursanız olun, bu satırları okuyanların hemen hepsi Cumhuriyet rejimi içinde doğup, büyüyüp, okullara gidip, özgür bir memlekette yaşayarak yetiştiler. Bugün Türkiye’de, herkesin dünya görüşüne uygun bir yaşam dilemek gibi bir özgürlüğü varsa, herkesin bunu içine doğduğumuz Cumhuriyet rejimine borçlu olduklarını unutmamalarını dilerim.

89 yıl içinde başaramadıklarımız, başardıklarımıza denk düşer mi acaba diye düşünüyorum. Başarabildiklerimizin nimetlerinden her birimiz hala yararlanırken, başaramadıklarımız da yine hepimizin canını yakıyor. Kendi vatandaşları ile barış yapamamış bir ülke ne kadar demokrasi düşlerimize uygun? Bir ülke üzerinde yaşayanların çoğu korku, terör ve  ölüm, işkence ile hala sınanıyor ise,  bunlara maruz kalmayanlar da kendi köşelerinde mutlu olabilir mi, çocukları için barış düşleri görebilirler mi?

Hanımlar, beyler…  Seksendokuz yılımızı ne ile harcadık biz? Başaramadıklarımız için kimleri suçlayacağız? Dış mihrakları mı? Kapitalizmin ülkemizi de kapsayan düşlerini mi? BOP’u mu? Yoksa kendimizi mi?

Hangi görüşte olursak olalım şimdi dönüp, kendimize soralım. Bizlere verilmiş fakir ama özgür, tüm olanaklarını ve yetişkin eğitimli nüfusunu bağımsızlık mücadelesinde kaybetmiş  gururlu bir ülke vardı. Resmi tarih eleştirilerini  bir yana bırakalım. Bu kimsenin değiştiremeyeceği bir gerçek.  Önemli olan, biz bu başlangıç üzerine neler koyduk?  Toplumsal düşlerimiz kişisel düşlerimiz ile çatıştığında, hangisi ağır bastı?

Altmışlı yıllarda bizleri yetiştiren ana babalarımız, çocuklarınız ve torunlarınızın yaşayacağı barışçıl bir ülke düşü için neler yaptınız? Sizin bizler için düşlediğiniz ülke bu muydu?

Seksenli yıllarda yaşam mücadelesinin en başlarında olan  yaşıtlarım; bizler bu ülke için neler yaptık? Bundan kırk yıl sonra çocuklarınız bizim için neler yaptınız diye sorduklarında ne yanıt vereceğiz? Bizim kendimiz ve çocuklarımız için istediğimiz düzen bu muydu?

İkibinli yıllarda hayat mücadelesine adım atmış  arkadaşlarım; sizler neler yapmayı planlıyorsunuz çocuklarınız için?

Bugün Cumhuriyet bayramını kutlamak üzere toplanıp, bayraklarımızı sallayarak coşku içinde, onuncu yıl marşını söyleyeceğiz… Ekonomik anlamda bağımsızlığını yitirmiş, borç içinde bir ülkenin geniş caddelerinde yürüyeceğiz.  Açık alınla çıkamadık, bütün yurdu demir ağlarla öremedik. Duble yollar yaptık ama yarattığımız gençleri okullara taşıyamadık, okutamadık, besleyemedik, iş veremedik. Doğal kaynaklarımızı hoyratça yok ettik,  insanlara kötü davrandık. Otoriter yönetim geçmişimizden paçamızı kurtarıp,  demokrasiye gönülden inanamadık.  İnsanlar en verimli yıllarını hapislerde geçiriyor hala.  İnandıkları görüşleri savundukları için kafalarını bok çukurlarına soktuk, falakaya yatırdık, tırnaklarını söktük,  cayır cayır yaktık.  Coğrafyamızın şanssız köşelerinde yaşayan vatandaşlarımızı feodal düzenin esiri olmaktan kurtaramadık.  Kadınların intihara zorlandıkları bir ülke burası.

Eline bayrak alıp, coşku içinde sokaklara dökülecek iyi niyetli, aydın arkadaşlarım. Bunların değişmesi için ne yapıyoruz? Kendimizi mutlu ve huzurlu sandığımız evlerimizin köşelerinde daha ne kadar mutluluk düşleri görebiliriz ki?

Bu topraklarda yaşayan bir çok insan mutsuz, işsiz, aşsız ve eğitimsiz iken, en temel insan haklarımız hiçe sayılırken, kimse düş görmesin; ne laik, ne de şeriat isteyenlerin insanlık adına başarı şansı var.

Miting saatine kadar bunları düşünelim istiyorum. Bayrak sallamak, marşlar söylemek politik bir mücadele yolu değildir. Bir protesto yoludur sadece ve pasif bir duruştur.  Bizim gibi olmayanlara biz de buradayız demenin yegane yolu değildir. “Burada” isek, bunun hakkını vermek gerek. Bunu  kanıtlamanın herkesin hayrına olacak yollarını keşfetmemiz gerek…

Bu ülke hepimize emanet.  Hepimize. Bir arada yaşamanın ve varolmanın yolunu bulmamız gerek. Ve birlikte, kavga etmeden, çok çalışmamız gerek.  Biz ve “onlar” yok; insanlığa değer veriyorsak, artık karşı karşıya getiren  tanımlardan sıyrılarak BİZ varız diyebilmemiz gerekir.  Barışçıl yarınlarımızı kuracak olan bizleriz, başkaları değil.

Reklamlar
 

Etiketler: , ,

2 responses to “Çıktık (mı) Açık Alınla?

  1. Elif

    10/30/2012 at 07:08

    Bakış açısına göre olayların ve yorumların bu kadar farklılık arz ettiği başka bir ülke var mı acaba?
    Başka bir blogda (dusuncesistem.com) okuduğum 2 yazı aynı konuda fakat aralarında 180 derece zıtlık var. Çok garip…

     
    • Ebruli Kedi

      11/09/2012 at 12:20

      Yazıyı okudum ve tamamen aynı görüşte olduğumuzu söyleyebilirim. Ben olaya farklı bir açıdan yaklaşarak Cumhuriyet’i savunuyorsan, körü körüne olmaz, özünü benimseyip ona uygun davranacaksın. Yoksa, toplumu ortasından ikiye ayırıp hasım edersiniz ki bu kimseye yaramaz demek istemiş idim. Daha önceki (23 Nİsan ve 10 Kasım) yazılarımı okursanız ne demek istediğimi daha net anlatmış olacağım. Sevgilerle.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: