RSS

Whatever Lola Wants, Lola Gets…

18 Eki

Bu eski eve bir kedi yakışırdı. Ve Lola geldi.  Bir kaç isim sundum kendisine, bir tek Lola’ya “miyav” diyerek onay verdi; ismi Lola oldu.

Lola benim ilk kedim. Ben de onun ilk insanıyım.

İki aylık iken anasına ve iki kardeşine veda etti. Yeteri kadar süt emmişti, sağlıklı idi ve yeni evine yerleşmeye hazırdı.  Ayşe onu Güneş’in minik oyuncak sepetinde getirdi.

İlk gün, çekingen bir şekilde alt katı kolaçan etti… Lola çok ufak, ev ise ona göre çok büyüktü… Biraz korktu, ürktü. Bir de kocaman, tepesinden bakan ve garip sesler çıkartan ben vardım. Ne yapacağına karar verene dek, servis masasının altından etrafı gözledi.

Üç ay sonra bugün. Yukarı katı Veli Efendi zannediyor… Ben aşağıda otururken sürekli yukarıda tapır tapır, bir oraya, bir buraya… Açık kapılara, yatak yapılırken uçuşan örtülere, çarşaflara hiç dayanamıyor… Sürekli gırıldıyor.  Yemek yemeyi seviyor, ben mutfakta çalışırken, antreden beni izliyor. Çok temiz, çok titiz…

Bir kedi sahibesine bu kadar mı benzer? Benzer taraflarımıza çok şaşırıyorum bazen. Yaşamıma girmesi rastlantı değil tabii.  Hiç bir şeyin rastlantı olmadığı gibi…

Lola ismi de çok severek söylediğim “Whatever Lola wants” şarkısından geliyor… “Lola ne isterse, elde eder, arkana yaslan ve direnme” diyor ya şarkı; gerçeklik payı yok değil hani…

Bakalım Lola bana neler öğretecek? Kendimi sakin ve herkesi, her şeyi kendi haline bırakan biri olarak bilirken, Lola bu düşüncemi her gün sınava tabi tutuyor. Onun da bu evde yaşama hakkına saygımdan Zen bahçemdeki kumları dağıtarak kendi desenlerini çizmesine, gardenyanın kuru yapraklarını kendi kafasına göre ayıklamaya çabalamasına, kirli çorapları çalıp bir yerlere gizlemesine,  kasedeki en güzel kuru çiçekleri çalıp onları kemirmesine ses çıkarmıyorum şimdilik. Sürekli “hayır” diyen biri olmak istemiyorum bir yandan… Yavaş yavaş bir denge kurduk artık. Sürekli gırıldamasından mutlu olduğunu anlıyorum. Ben de mutluyum onun ile ev arkadaşlığı yapmaktan.

İşte Lola… Nevin’in ayakkabısını sahiplenmesinden süsüne düşkün bir kız olacağı sonucunu çıkartabiliriz sanırım…

Lola da ayakkabıları seviyor... Kız kedi tabii...

 

Etiketler: , , , ,

8 responses to “Whatever Lola Wants, Lola Gets…

  1. Aydan

    10/18/2012 at 10:17

    Hoş gelmiş Lola 🙂
    Aydan teyzesi ve Archie

     
  2. guguk kuşu

    10/18/2012 at 10:30

    ben de onun ilk insanıydım:) ha ha çok hoşuma gitti. başka gözlerden bakabiilmek çok eğlenceli bir oyun.

     
    • Ebruli Kedi

      10/18/2012 at 16:50

      Ama öyle vallahi… O da bana alışmaya ve uyumlanmaya çalışıyor. Pek başarılı olduğu söylenemez tabii… Yapmak istediği o kadar çok yaramazlık var ki…:-)

       
  3. Dilek

    10/18/2012 at 20:35

    Çok güzel bir ikili olmuşsunuz….🐱🐾Bizim kedimiz gibi Lola da sana Uğur getirsin🐞

     
    • Ebruli Kedi

      10/18/2012 at 20:55

      Sağolasın Dilekciğim. İnşallah öyle olsun…

       
  4. keshishadam

    11/02/2012 at 11:12

    Çocukluğumuzdan beri İzmir’deki bahçeli evimizde bizim de her zaman ev aradaşımız oldu. Onlar bu hayattan gidinceye kadar bizimle birlikte yaşadılar. En son köpeğim Rex evden kaçıp bir daha gelmeyince biz de üzüntüden artık 4 ayaklı minikleri uzaktan sevmeye başladık. Çünkü onlar bizim oyuncağımız değil ev arkadaşlarımızdı.

    Aradan uzun zaman geçti. Kedilere genelde uzaktım ama birgün tek gözü görmeyen bir yavru kediyi, kapımızda bulduk. Gözü görmediğinden kendisi beslenememişti. Babam hemen eve aldı, annem ne kadar itiraz etse de onu hep eliyle besledi çünkü önüne konulsa bile yiyeceğini yerden alıp beslenemiyordu ve burnunun ucuna kadar yaklaştırmak icap ediyordu. Ama asla aç da olsa yemeğe saldırmıyordu (ki bu aslında onların içgüdüsel tabiatlarına aykırıydı) hep kibar kibar yiyordu o yüzden babam adını “Nazik” koydu. Sonra ardından onun gibi bir yavruyu daha bahçemizde görmeye başladık. Nazik’in aksine çok hareketli ve atik bir kediydi ve duman renginde olduğu için adını “Duman” koyduk. Duman Nazik’in aksine havadaki (malesef) kelebekleri ve sinekleri uçarak yakalıyor ve onlarla bile besleniyordu. Ama Duman asla ele gelmiyordu hep kaçıyordu biz de onu o şekile kabullendik, ikisi de bahçemizin kedileri oldular. Bahçede sürekli mangal ve balık partileri olduğu için herkes hayatından mutlu bir şekilde yaşıyorlardı, asla masaya çıkmıyorlardı.

    Açıkçası nazik çok zor bir kedi olduğu için daha çok babam ilgileniyordu ve onu çok seviyordu. Annemin en çok kızdığı babamın kahvaltıda kendi tabağındaki salam sosis ve sucukların hepsini Nazik’e vermesiydi.

    Babamı kaybedince evdeki herkes Nazik ile aşırı derecede ilgilenmeye başladı. Sanki babamın emaneti gibi artık herkes tabağındaki sosisleri, salamları Nazik’ yediriyordu.

    Ankara’dan birgün İzmir’deki evi aradığımda herkesi hüngür hüngür ağlarken yakaladım. Nazik evin kapısına çıkmış ve üzerinden araba geçmişti 😦 Annem ve kızkardeşim yaklaşık iki hafta hergün ağladılar. İşin kötü tarafı onu bir komşu bizim üzülmememiz için kimse görmeden çöpe atmış. Ama öğrendik ve onu oradan bizimkiler çıkartmışlar. Sanki babamdan kalan son hatıra gibi o da elimizden kayıp gitti. Şimdi bile içim bir tuhaf oluyor. Onlar sonuçta bizim oyuncağımız değildi…

     
  5. keshishadam

    11/02/2012 at 11:15

    Duman’a ne mi oldu? Nazik gidince o da ne kadar bizimkiler yaklaşmaya çalışsalar da yanaşmadı ve sonra belki aşırı ilgiden belki de Nazik’in gitmesinden bir daha görünmez oldu.

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: