RSS

De ki yakaladın kuyruğunu; elde yine var sen…

17 Eyl

Fazla eleştirmeyi sevmem ve kolay kolay da sinirlenmem…Haddim olmadığını, herkesin kendi adımları ve kendi hızı ile derslerini alarak yolculuk etmekte olduğunu bilirim. Ama çevremde duyduğum, gördüğüm, okuduğum ve medyada maruz kaldığımız öyle garip muhabbetler var ki… Bazen uzak bir yerlere göçüp, kendi başıma yaşasam nasıl olur diye düşünmüyor değilim.

Hafta sonu bir bağ gezisine gittik. Grupta yirmili yaşlarının sonlarında epey genç vardı. Büyük şirketlerde orta kademe yönetici idi hepsi… Şarap yapımı konusunda bilgi verilirken hepsi kocaman, pahalı ama kullanmayı bilmedikleri kameraları ile fotoğraflar çekip, bilgi veren bağ sahibini hiç dinlemediler. Bağlar gezilirken yine cep telefonları ile “üzüm salkımı ve ben” fotoları çekerken, sürekli ama sürekli kendi aralarında bambaşka konularda konuştular.

Bu genç insanlar, değişik bir deneyim peşinde onca saat yol tepip, sonra da deneyimin kendisini teptiler… Bu tepişme istekliliği benim sinirimi bozdu… Yazdım, yayınlamayayım dedim. İki gün bekledim, ama dayanamadım.

Bir grupla yola çıkınca, ister istemez konuşmalara da kulak misafiri oluyor insan. Bağlar gezilirken bir tanesi çakraları sayıyordu… Arkadaşı “Sen çakralarını açtırdın mı?” diye sordu. “Evet ama bir yararını görmedim. İnsanlar uyduruyorlar herhalde.” dedi. Öteki “Ya, ben de bir gideyim,  bakalım ne olacak…” dedi.

Dönüş yolunda tozlu topraklı ayakkabılarını midibüsün döşemelerine kaygısızca dayayıp, her yeri kirletirken o midibüsün üç kuruş yevmiye için bütün gün çabalayan şoförün yegane varlığı olduğunu düşünmekten bile aciz bu insanlara ne desen boş olacağını farkederek bu biganeliğe onlar adına üzüldüm.

Kendi ile deneyimin arasına kocaman kameralar, telefonlar, bir yere varmayan konuşmalar, içten gelmeyen kahkahalar, dedikodular, şikayetler koyarak zaman dolduran, anı yaşamak isterken, her şeyi oburca, büyük lokmalar ile ham yapıp, çiğnemeden yutan, bunca tıkınmaya karşın yine de karnı ve ruhu aç ne çok insan var!

Kuyruğunu kovalayan kediler gibi herkes. De ki yakaladın kuyruğunu; elde yine var sen…

Zaman derslerini verecek umudundayım;  “Hangi çakra ise sizi mutlu edecek, açtırın be anacığım artık da dünya da, siz de kurtulun bu derin mutsuzluktan, tatminsizlikten…”

Demek isterdim… Diyemedim… Haddim değil çünkü…

Ah, şu çakralar bir hizaya gelse… Evrenle bir birlik olsalar. Derin bir “om” çekerek her şey yoluna girecek o zaman… Ne düşlersen o olur demiyor mu kuantum düşleri? Olmadı Rael’i çağırırlar, ve birlikte girişirler sorunları halletmeye. Baktın Sirius’tan bir mesaj gelir, bu kadar eğitime birinci sınıf birer Işık Savaşçısı olabilirler. İşler sarpa sardı mı Başmelek Mikail’den çare olmasını istersin. Olmadı mı? Mevlana Kardeşlik Birliği bir kardeşlik yapar… Çare çok… Tüm Evren hazır onlara hizmet etmeye. İsteğini bildir yeter, başka hiç bir şey yapman gerekmez.

İşin trajikomik bir yanı da var… Burunlarına enfiye etmedikleri, üniversitede arkadaş bile olmaya değer görmedikleri, kendilerine hizmetle mükellef saydıkları insanların devlet kademelerinde iş görecekleri ve gündelik yaşamı kurgulayacakları, yasa yapıp, yargılayacakları bir toplum içinde varolmaya çabalayacak olmaları. Tanrı’nın mizah duygusuna bayılmamak elde mi?

Yollarını çabucak bulmalarını dilerim. Bana gelince, kolay kolay tanımadığım insanlarla bir adım yol dahi gitmemeye karar verdim.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , ,

8 responses to “De ki yakaladın kuyruğunu; elde yine var sen…

  1. deniz

    09/18/2012 at 09:32

    yazına sağlık petek’cim 🙂

     
  2. Ebruli Kedi

    09/18/2012 at 10:57

    Sağol Denizciğim.

     
  3. keshishadam

    10/16/2012 at 15:30

    Bazen bildiğiniz ama anlamadığınız kurallar ummadığınız anda ummadığınız yerde karşına çıkar ya hani, ben de kendi hesabıma bir şey aldım bu yazıdan.

    Gerçekten gittiğimiz her yerde resim çekmek vs. için o kadar çok şey ıskalıyoruz ki.. Bundan sonra gittiğim yerleri, sohbet ettiğim insanları, izlediğim filmleri, daha uzun süre çiğnemem gerektiğini hatılrlattığınız için teşekkürler…

     
    • Ebruli Kedi

      10/18/2012 at 10:22

      Arada bir kamerayı indirip, neden fotoğraf çekmekte olduğumuzun farkına varmak iyi oluyor sanırım… Yorumunuz için teşekkürler… Bebişiniz sağ salim gelmiştir inşallah…

       
      • keshishadam

        10/18/2012 at 15:34

        Evet kızımız Doğa evimizde çiçek gibi açtı diyebilirim. Bazen de ağlayarak çiçeklerini bezinin içine açtırıyor ama olsun 🙂

         
        • Ebruli Kedi

          10/18/2012 at 15:36

          ismi de ne kadar güzel. Doğa bebek analı babalı büyüsün, her şeyden önce mutlu ve sağlıklı olsun da yaşamda yolunu bir şekilde kendi bulacaktır nasıl olsa. Sevgilerle…

           
  4. sup

    12/14/2012 at 22:58

    Pet’cim, biliyorsun aylarca ara verip sonra toplu halde geriye dönüp okuyorum:) yine çok güzel yazmışsın yine dayanamadım, eline sağlık…….

     
    • Ebruli Kedi

      12/15/2012 at 17:28

      Ben de diyordum ki bu kız nerelerde… Sağol tatlı arkadaşım.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: