RSS

Yes, I’m a gummy bear…

16 Ağu

İnsanlığımdan utandığım, yönetim şeklimizden tiksindiğim öyle çok şey olup bitiyor ki şu günlerde memleket ölçeğinde, gündelik yaşamın ıvır zıvır ayrıntıları pek önemsiz kalıyor. Ama işte, ne yapayım ki, bir kaç durum benim sayıları az olan cinlerimi açık havaya salıp, “Hadi bakalım, koşuşun tepemde…” dememe yol açıyor.

Listede birinci sırayı, sizi bir dakika bile dinlememişken, boş bakışlarını uzakta bir yere sabitleyerek, “Şimdi efendim, işin aslı öyle değil ama…” diye monologa’a girişen insanlar alıyor. Bunlardan sıkı nefret ediyorum.  Her yaşta olabiliyor bu tipler.

Bakın bir kaç hafta önce ne oldu. Aylardır üzerinde okumalar yaptığım bir konuda  gerçekten derin olduğuna inandığım bir saptamayı tek bir cümleye toparladım. Adam masamıza oturalı bir dakika olmuş olmamış; “Evet ama”sını dayadı burnumuza. İnsana saygımdan belki de gerçekten “ama”sı vardır durumun diye etkin dinleme pozumu aldım.  Beş dakika dağınık dağınık konuştuktan sonra anlaşıldı ki, o an orada, ayaküstü düşünce üretmeye başlamış. Bunu da sürekli konuşarak yapıyor.  Öyle yüzeysel bir saptama ile bitirdi ki cümlesini, dayanamadım. Başımı çevirip, uzaklara bakarak, “Yaaa, işte böyle…” diye alakasız bir cümle ile sohbeti oksijensiz bırakıp, ortamı gerdim.

Aslında, o cümleyi duyduğum an, “Peki.. Size iyi günleeeer…” diyerek sit-com tadında bir çıkış yapmak istiyorum. Çoğu kez olası olmuyor. Oturduğum yerde “Beni yukarı ışınla Scottie!” cümlesini içimden sürekli tekrarlıyorum. Belki bu çaresizlikle titreşen mantrayı duyan, tesadüf bu ya, adı da Scottie olan bir uzaylı halime acır da beni yukarı çeker diye garip bir ümit benimkisi. Zaten şu sıralar uzaylı olduğuma kanaat getirmiş durumdayım da  uzayın hangi köşesinden kopup geldiğimi anımsamıyorum. “Ke-di, call home…” modundayım.

Sinir-liste”de ikinci sırayı ise çocuklu ailalerin gürültücü olanları alıyor. “Çok-sesli-yurttan-gürültüler-orkestrası”nın en olmadık yerlerde çocuklarını olağanüstü bir rahatlıkla burnumuza dayamalarına sinir oluyorum. Oynamayı gerçekten bilmedikleri ve aslında oynamak filan da istemedikleri minik çocukları ile evde yalnız kalmaktan korkuyor ki bu insanlar, yaz kış, soğuk sıcak demeden sokaklara vuruyorlar kendilerini.

Şimdilerde bir de ekipmana müzikli oyuncaklar da eklendi; tadından yenmez durumlar ortaya çıktı. Oturmuş sabah gazetenizi okuyup bir çay keyfi yapmaya çalışırken yan masanızdan on koyun gücünde bir meleme; mee-eee-… Bebecik eline tutuşturulan bir oyuncakla saatlerce sıkılmadan koyunlarını me’letip; “Old McDonald had a farm” diye dijital bir tıngırtı tutturuyor.  En fenası sonradan gün boyu ve hatta, bazen ertesi gün bile “Old McDonald had a farm, ia-ia-oooooo” diye sayıklayanın ben olmam.

Arada bir sıkılan çocuktan yana dönen anne I-phone’undan bir “Gummy  Bear” şarkısı açarak tekrar arkadaş sohbetine geri dönmüyor mu?  İşte o an masalarının üzerine fırlayıp “Oh, I am a gummy bear / Yes, I am a yummy bear…” diye çocukların günlerce kabus görmelerine neden olacak bir performansa girişmek istiyorum. Bu planı hayata geçirmedim henüz. Yakındır.

Sinirlendiğim şeylerin listesini çıkarmaya başladım ya. Korkarım durmam mümkün olmayacak. Az sanıyordum ama burada kesmezsem sanırım epey bir uzayıp gidecek. Başkalarını düşünmeyen insanların karşısında “Sevgi kelebeği” olamıyorum. Çok uğraşıyorum bu yolda ama olmuyor.

Sizin sinir listenizde neler var? Çok merak ediyorum. Ben mi büyütüyorum olayları acaba?

Reklamlar
 

Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: