RSS

Beraber ve(ya) Solo Şarkılar…

11 May

Büyüdüğüm semtte mahalle yaşamı vardı. Uzun yıllar öncesinin İstanbul’undan bahsediyorum. Herkesin ailesi vardı; çoluk çocuk, nineler, dedeler.  Bir de ahşap eski evlerde tek başına oturan yaşlı hanımlar vardı. Gün gelip de elden ayaktan düşünce mahallenin iyiliksever hanımlarından bir ikisinin bakımını üstlendiği. Bu hanımların yalnızlığı gönüllü bir seçim değil, herkesten fazla yaşamış olmalarının doğal sonucu idi.  Bunlar dışında tek kişilik haneler olduğunu hiç anımsamıyorum.

Eskiden yalnız yaşamak, bu yaşlı teyzelerinki gibi bir zorunluluk sonucu değilse,  münzevilik eğilimi ve toplumla uyuşamama gibi anlamlara bürünürdü. Kendi isteği ile yalnız yaşayanlara iyi gözle bakılmazdı.  Yalnızlığın sokulabileceği pek olumlu bir kılıf yoktu. Pek pek maceraperestlik, erkekse müzmin bekarlık (ki ucu yine uyumsuzluğa varırdı), kadın ise çok daha kötü yakıştırmalar yapılırdı.

Oysa bir de şimdi bakın. Yalnız yaşayan ne çok insan var.  Toplumsal yapı ne kadar değişti ki  yalnız yaşayanlara kötü gözle bakmak bir yana bazen kendilerine kurdukları çekici yaşamlara gıpta ile bile bakılabiliyor.  Bu sadece Türkiye’de böyle değil.  Dünya üzerinde de refah seviyesi yüksek ülkelerde tek kişilik hane sayısı giderek artıyor. Bugün Amerika’da yetişkin nüfusun %50’sinden fazlası bekar ve  yalnız yaşıyor. Bu yedi kişiden biri demek. İskandinav ülkelerinde hanelerin %45’i tek kişilik.  Bu oranlar dudak ısırtıcı değil mi? Refah ile yaşamını yalnız sürdürme isteğinin bir ilişkisi olduğu açık.

Bir kaç belirleyici etken var bu gidişatın altında:

  • Artan refah seviyesi ile insanlar tek başlarına yaşamanın getirdiği artı parasal yükün altından kalkabiliyorlar. Cepte kalan paranın miktarı çoğalınca, o para ile yapmak istenen şeyler çeşitlenerek artıyor. Bu istekleri paşa gönlüne  göre yaşayarak gitmek, kocaman bir aile ile paylaşarak yerine getirmekten daha kolay haliyle.
  • Uzayan yaşam süresi ile insanların çoğu eşlerinden daha uzun yaşayabiliyorlar.  Yaşlı ve tek haneli nüfus artıyor.
  • İnsanoğlu yine de dışlanmaktan ve bir gruba ait olamamaktan çok korkar. Onun da çaresi var artık. İletişim devrimi Internet üzerinde sosyal medyaların gelişimi ile diğer bireylerden pek kopmadan ilişkide kalınabilmesini sağlamış durumda.  İnsanlardan gayrı, yalıtılmış bir yaşam sürmek arzusunda değilsen şayet, sürekli bağlantıda kalabileceğin seçenekler sunuyor sosyal medya sana.
  • Şehirleşmenin artışı ile de eskinin  mahalle baskısı ortadan kalkınca, bireylerin benzer bireyleri bulabilecekleri alt kültür grupları oluşuyor. Bu da yine seçim olarak yalnız yaşamayı yeğleyen bireylerin kendilerini toplumdan dışlanmış hissetmemelerini sağlıyor.

Sonuçta, eskisinden çok daha fazla sayıda “Bir başıma olabilirim ama asla yalnız değilim!” diyen insana rastlıyoruz. Yazdıklarım asla aile kurumunu küçük görme anlamını taşımıyor. Salt gerçeklerden bahsediyorum. Yoksa anne baba ve çocuklar, büyüklerden oluşan bir aile içinde büyümüş biri olarak alışkın olduğum format “büyük aile” ve böylesi de bana çok çekici geliyor.

Peki bu gidişat ne getirir yaşamlarımıza diye soran olursa;  gelecekte sosyal medyanın rolü  dönüşerek artacak. “Toplumsal keşif” (social discovery) diye adlandırılan, bireylerin kendilerine benzer bireyleri keşfedip, geçici olarak bir araya gelip sonra gönüllü yalnızlıklarına döndükleri topluluklar üzerinden ilişkiler kurulacak. Bunun bir anlamı da eskiden görece tesadüfi olarak kurulan mahalle, apartman, okul arkadaşlığı gibi ilişkilerden daha çok, ilgi alanına göre daha spesifik,  paylaşılan değerler ve(ya) arayışlar üzerinden  ilişkiler kurulacak olması.

Yakın gelecekte, şehirlerimizin yapılanışından tutun da ürünlerin ambalaj boyutlarına, sunulan hizmetlerin kurgulanışına dek bir çok şeyin tasarımını etkileyecek bir gelişme bu. Ama her şeyden önemlisi bence, insanların seçtikleri insanlarla karşılıklı verimli paylaşımları sayesinde, deneyimlerini ve edinimlerini daha hızla büyütmeleri olasılığı. Belki bu durum insan topluluklarının farklı bir boyuta geçmesine yol açabilir.

Hayırlısı.

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: