RSS

Kıçtan Takma Yaşamlar

21 Mar

Bir kaç gündür onu eski apartmanın girişine koyduğu teneke saksıları elden geçirirken görüyorum.  Başında eski bir eşarp,  elinde kalın eldivenler… Yeşil biber dikiyor her sene… Mahallemizin esas hakimi kedilerin gazabından korumak için çevrelerine teller geriyor, düzenli sulansınlar diye pet şişeleri saplıyor diplerine.  Yaz mevsiminin sonuna dek hep minicik, yeşil bibercikler oluyor saksılarda. Topladığını görmedim. Topluyordur herhalde. Deli değil a!

Bir kat yukarıdaki minicik apartman dairesinde yaşıyor. Kendi de minicik zaten.  Sabahları onu erkenden aşağıdaki tuhafiye dükkanına giderken, tertemiz, şık giyinmiş, rujunu sürmüş görüyorum.  1970’lerin Burda’sından fırlamış gibi… Manikürümü yapan hanımla kapı karşı komşu ikisi.  Merakımdan soruyorum. “Oturur kendine kilolarca reçel kaynatır. Her akşam o mutfağa girer, saatlerce yemek yapar…” diyor.  Ne zaman günaydın desem, samimiyetimden emin olmak için gözlerimin içini derinden tarayarak yanıtlıyor. “Günaydın!”

Hakkında başkaca bir şey bilmiyorum. Hep iyi şeyler biliyorum yani.

Onu her gördüğümde, aklımda dönüp duran ve epey araştırdığım “dayanıklılık” konusuna eğilmek istiyorum.  İç ses bir türlü dayanıklılık demiyor ona, “resilience”    deyip duruyor. “Türkçe konuş hemşerim!” diyorum.

Psikolojide onlarca isim takılmış ya ben anlatmak istediğim şeye kısaca “çetin ceviz olma veya ol(a)mama durumu” diyeyim.   Çetin ceviz diye de psikoloji terimi olmaz ama anlaşılıyor mu? Anlaşılıyor. (Otur o zaman yerine evladım.)

Birinin aklını elinden alan bir şeye neden başka biri sıradan bir güçlük muamelesi yapabiliyor? Yaşam ve zorluklar karşısında insan nasıl dayanıklı olur? Yani yapayalnız bir insan, her gece, her gece kapısını çekip de yalnızlığının üzerine,  girip o minicik mutfağa, nasıl kendine reçel kaynatır, neden tutup börek açar?  Ya da o bunu yapıyor da ben neden yapmıyorum?  Sen neden ve kimin için yapıyorsun da, öbürü yapmıyor? Öğrenilebilir mi, öğretilebilir mi?

Ayrıca dayanıklılık sırf olumsuz şeylere karşı mı olur?  Hep aynı, hep aynı, hep yolunda giden yaşamlar da aslında büyük bir zorluk madalyası haketmiyorlar mı?

Neyse, uzun bir süredir bu soruları diziyorum ipe. Artık kafamın petri tabağında daha fazla soru üremeyince, doksandokuzluk tesbih edip, çekmelere başlamıştım ki… Bu durumlarda bana yazık oluyor hep… Sonra güneş çıktı bir kaç gündür. Karşılıksız soruları kurusunlar da hafiflesinler diye, bamya dizileri gibi  güneşe asayım dedim; çaresine güneş bakar…  Astım da nitekim. Ve unuttum.

Heyhat, bugün yine onu gördüm sabah sabah… Hemen üşüştüler başıma. İçses, tam da kulağımın içine bağırmaya başladı: “Söyle bakalım çok bilmiş şey; ruh yakıtını nereden alır?

Bak gözüm;” dedim iç sese.  Sırası olmadığını ve sinirlenmeye başladığımı anlayacağı sertlikte.

İpe dizdiğim soruların, ipinin bir gün boğazıma dolanarak, sivri uçları her birinin göz bebeklerime doğrultulmuş bir şekilde mutlaka sorulacağını bildiğim için epeydir provasını yaptığım teatral bir tonda devam ettim.

“İçten yanmalı yaşamlar vardır bu gördüğümüz hanım gibi.  Yüreğindeki bir nevi nükleer çekirdekten alır enerjisini. O enerji oturtur insanı,  kendine börek açtırır.  Her sabah ve her sabah makyajını yaptırıp,  her bahar paslı tenekelere biber fidesi diktirir insana.” 

Ve”, dedim “bir de kıçtan takma yaşamlar vardır; kendi değil başkaları için yaşanan; dıştan gaz verilirse ilerleyen. Yoksa durduğu yerde bir yere gidemeden, dumana, gürültüye boğan ortamı.”

Tamam şimdi çaktırmayın. Mühendis filan olmadığım için ve de motorun “m”sinden bile anlamadığım için,  cuk oturmamış olabilir örnek yerine ama içses de benim içses olduğu ve bu konuda benim kadar cahil olduğu için “Haa” dedi.

Yaa,” dedim. Şöyle bir kösüldü kaldı. Çok sürmez, kaldığı yerden devam eder mutlaka.

 

Kardeşime anlattım durumu, benimle dalga geçti; “Ne demek istedin sen şimdi?” diye.

Bak,” dedim. “İçten yanmalı motorlarda yanma işi küçük bir bölgede yer alır ve ortaya çıkan basınç pistonu iterek hareket ettirir ya…

Yuh”, dedi. “Benzin hık mık filan deyip orada kalacaksın sandım. Bu açıklamayı beklemiyordum doğrusu.” “Ama” dedi,   “Biliyorsun ki, kıçtan takma motorlar da aslında içten yanmalı olabilirler.”

Bana ne ya,” dedim. “Benim hoşuma gitti böyle pervanesi kıçında, dışarıda dönen bir yaşam benzetmesi. Baksana, eskiden kıçtan takma motor denirdi değil mi? Baktım hep dıştan takma motor diye geçiyor şimdi. Dıştan motoru kıça takarlar genelde ama şart da değil herhalde…”

“Denir canım, tabii.”

“Ayıp olmasın?”

“Ne ayıbı ya? Biri teknenin kıçı dediğinde, tutup afedersiniz mi diyoruz?”

“Peki.” dedim.

 

Pekala, kabul.  Bugün saçmalama kotamdan yedim. Çetin ceviz olma veya olamama konusu bu nedenle, biraz daha bekleyecek. Ama bu arada siz de düşünün durun. Kendine börek açanlardan mısınız? Ya da neden açamayanlardansınız?

Ben de kendimi emniyete alayım bu arada; ben yelkenliyim, yelkenli. Rüzgar durdu, hava kaldı. Beklemedeyim Haydar’ı. Gelince anlamlı bir şeyler yazarım herhalde yine.

Kalın sağlıcakla.

 

 

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

2 responses to “Kıçtan Takma Yaşamlar

  1. Aydan

    03/22/2012 at 01:40

    Petekcim , bu havadan istifade aslinda Haydar’la iyi kaynatmışsın. Çok da hoş bir sohbet olmuş. Canım bu ankete katılmak istedi birden.. Aslında ben yalnızken börek açabilen grubuna girmiyorum ama bu grubun elemanı olmayı kendime daha uygun gördüğümü hissediverdim. Yıllar yıllar içinde ” ne çok ” şey öğrenmeye çalışıpta “ne çok ” önemli şeyleri öğrenemediğimi .. benimde düşündüğüm çok olmuştur. Belki biraz daha düşünüp ; ben artık ” a ” şıkkı olanlardanım, bu daha da güzel diyiveririm ….. Yok …yokkk … Ben yalnız da olsam lezzetli ve iştahla börek açmayı zaten bilen ama bildiğinin farkına yeni varan A şıkkı olanlardanım diye yola devam edebileceklerdenim. Kim bilir…. Hatta .. Belki de sadece ceviz olmak yeterlidir… İyisimi mutlaka öğrenmeli…

     
    • Ebruli Kedi

      03/22/2012 at 09:47

      Amaaan Aydan. Ben dövmüyorum artık kendimi. Galiba “I am that I am”; “Neysem oyum” ya da “Ben O’yum!” deyip geçmek lazım.
      Öptüm kocaman.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: