RSS

Erken çiçek açtık bu sene…

18 Mar

Bugün güneş içimizi bir güzel ısıttı. Sandalyeleri attık yine kafenin önündeki sokağa, gelen geçen birbiri ile ayaküstü sohbet etti. Tam bir aydır evden çıkmamış olduğum için sevdiklerimi görmek bana iyi geldi. Güzel bir sabahtı. Ufaklıkların bugünkü oyun mönüsünde kağıttan uçaklar vardı. Herhalde Mine akıl etmiştir. O da onlarla bağırış çığırış oynadığına göre.

Bahar kapıda.  Bir kış daha geride kaldı şükür. Yakındır bütün ağaçların çiçek açması.  Biz erken açtık bu sene. Onlarınki de yakındır…

23 Nisan’a bir ay kaldı.  Geçen gün bir sokağımızı  kapatıp  müzikli, danslı bir parti mi versek acaba diyerek uyanmıştım uykumdan.  Çocuklarına değer vermeyen bir ülke olarak kalkıp da çocuklarına bayram armağan eden bir ülke olmamız size de ters gelmiyor mu?

Çocuklarımıza değer versek, sularımızda yetişen balıkları korurduk mesela. Kazdağları’nda altın madenlerine izin vermez, suları kirleten balık çiftlikleri kurdurmaz, GDO’lu ürünleri zorla gırtlaklarında içeri itmezdik. HES’lere izin vermez, orkide soğanlarımızı çalan yabancılara yaptırımlar uygulardık. Sakat çocuklarımızı eve mahkum kılan, berbat kaldırımları olan bir ülkede yaşatmazdık onları. Okullarımız sakat ulaşımı konusunda güzel projelendirilirdi.  Uzağa gitmeme gerek yok, bu mahallede geriye kalan tek yeşil alanı da ranta açmazdık mesela. Devlet ile yerel yönetim el ele, onlara çok güzel bir oyun parkı yapardık, meyve ağaçları, ötücü kuşlar, çiçekler ve küçük hobi bahçeleri verirdik oynasınlar diye. Bu güneşli günde,  kaldırımlarda değil, o parkta uçak uçururlardı.

Neyse, bu laflar boş. Malumun tekrarından başka bir şey değil.

Başka bir şey soracağım size.

Bugün arkadaşlarımın pırıl pırıl, binbir emekle yetiştirilen, üzerlerine titrenen çocuklarına baktım. Konusu da geçti “Sizin çocuk ne olmak istiyor?” diye.  Bak yine unuttum Dehan’ın ne olmak istediğini. Mikrogenetik miydi? Biyogenetik miydi? Her neyse… Yeni ne çok meslek konusu var.  Çocuklara bakınca yarının genetik mühendisleri, yüksek mimarları, doktorları, bilgisayar mühendisleri görüyoruz. Daha sanata yatkın  olanları arasından dansçı, tiyatrocu veya görsel sanatlar ile ilgili işler yapanlar da çıkacaktır. Şimdinin moda mesleklerine bakarsak, on yıl sonra hala moda ise, belki bir iki ünlü şef bile çıkar. Her türlü kaynak, bayağı iyi para harcanarak ortalamanın çok üstünde eğitim alan bu çocukların emrinde.

Kırklı yaşlarını süren anne babaların en sevdikleri yanıt “Amaaan, ne istiyorlar ise o olsunlar!

Ne yaparlarsa yapsınlar, yeter ki mutlu olsunlar.”  Zira bu çok değerli ve önemli yanıtı verebilmek adına çoğu kendi isteklerini askıya almış, durmadan çalışıp, çabalıyorlar. Özel okul taksitleri ağır geldiğinde gık bile demeden, çocukların güzel gelecekleri adına kendi isteklerinden keserek onlara akıtıyorlar. Herkesin çocukların yaparken mutlu olacakları bir meslek seçmesini istemesi bu nedenle çok doğal.

Yine de mesleğe yönelik bir okul seçme anı geldiğinde, çoğu bir şekilde akılcı bir yön tutturmaya çabalıyor.  Çoğu meslek seçerken yetenekleri ve ruhlarının gerçek gereksinimlerinden çok yarın kaygısı ile, iyi bir maaşla iş bulmalarını sağlayacak mesleklere yöneleceklerdir. Umalım ki  hepsi  ruhlarının gereksinimlerini erken keşfetmiş ve o doğrultuda ilerleme cesareti gösteren kişiler olsunlar.

Beni gerçekten de düşünceye sevkeden şey bu çocukların aralarından bir tane bile hakim, savcı, ilkokul öğretmeni, polis müdürü, binbaşı, belediyede imar müdürü olacak bir şehir planlamacısı,  zabıta müdürü, alanda çalışacak ziraat mühendisi çıkmayacak olması.

Belki de büyürken sokaktaki sıradan yaşamdan esirgenerek, gündelik yaşamın sert ve acımasız gerçeklerinden uzak yetiştirilmeye çabalanan bu çocukların, yaşamın pürüzsüz işleyişine dair yasama, yargı, yürütme konumlarında yer almamaları iyi bir şeydir.

Ama belki de toplumsal uzlaşma, huzur ve mutluluk adına çok büyük bir eksiklik ve tehlikedir. Gerçekten karar veremedim.  Sizlere sorayım dedim. Özellikle ileride bu ülkede yaşayacak çocukları olan arkadaşlarıma.

Siz bu duruma bakınca geleceğe dair nasıl bir duygu besliyorsunuz?

Reklamlar
 
7 Yorum

Yazan: 03/18/2012 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , ,

7 responses to “Erken çiçek açtık bu sene…

  1. Ebruli Kedi

    03/18/2012 at 19:57

    Arkadaşım Şeniz’in yorumunu buraya kopyalıyorum:

    Petek’cim ya, yine süper bir konu, hele de benim gibi çocuğu bu sene üniversite sınavına girecek biri için. Sanırım burada ana belirleyici sosyokültürel konum. Benim de bi kanadını temsil ettiğim hayatı birbirinden bu kadar farklı algılama acaba bir sonraki kuşağım birbirini anlamasını daha da mı zorlaştıracak? Ben mutluluğu vurgularken iyi mi ediyorum, sorumlulukları, ne bileyim vatana faydalı olmayı mı vurgulamalıydım diye düşünüyorum bazen. Ne kadar uzaklaşmışım kollektif değerlerden

     
    • Ebruli Kedi

      03/18/2012 at 23:03

      Şeniz’ciğim, pek tabiidir ki mutluluğa vurgu yapmak en iyisi. Mutlu bir birey çevresinde de mutluluk alanı yaratır. Önemli olan galiba savcı, hakim vb gibi anahtar konumlarda işlev görmeyi seçen çocuklarımızın da bu seçimleri ile mutlu olup olmayacakları. Mutsuz bir hakim veya tatminsiz bir savcı nasıl işler yapar düşünmesi bile akla zarar…

       
  2. Ebruli Kedi

    03/18/2012 at 19:59

    Arkadaşım Tanzer ise söyle yazmış:

    Çocuklar ailelerinin, yetmedi Devlet’in kendilerine dayattıkları meslekleri seçecekler daha temel eğitimlerinin başında. Ya da sistem gereği puanları her nereyi tutarsa, o mesleği seçecekler. Sonuç itibarıyla mesleklerini belli bir bilinç ve özgür irade ile seçmeyecekler… Eline sağlık Petek’cim…

     
  3. Ebruli Kedi

    03/19/2012 at 01:07

    Arkadaşım Ülkü’den gelen yorum:

    Bu, benim de son yıllarda en çok kafa yorduğum konulardan biri Petek. Gerçekten, son yıllarda, etrafımızda doktor, avukat, mühendis olacağım diyen bir çocuk görmedim. 16 yaşında bir çocuğum var ve bence hayatta ne yapmak istediği konusunda hiçbir fikri yok. Bu, çok önemli değil, bu yaşta bir çocuk bunu bilemeyebilir. Ama, bence vahim olan taraf,- ki bunu çocuklarımıza biz yaptık- gelecekte ne olacağına dair hiçbir endişeleri yok. Elbette bu, bizim sosyal çevremize ait bir değerlendirme. Çocuklarımızın kendilerine, ülkelerine, dünyaya dair bu kadar endişeden uzak olmaları beni en çok endişelendiren şey. (Yazın yine çok güzeldi)

     
  4. Ebruli Kedi

    03/20/2012 at 20:25

    Bu yazı hakkında yorumlar FB’da yer aldı daha çok. Arkadaşım yasemin’in yorumunu aşağı kopyalıyorum:

    Petek’cim bu yazını atlamışım ben senin..özür..halbuki ne kadar beni de ilgilendiren bir konu… dediğin gibi aile veya çevre tarafından dayatılmış meslek seçimleri yapmış bir kuşak olarak ebeveynlik rollerimizde çocuğa mutlu oldukları seçimleri yapmaları konusunda özgürlük tanıyoruz..burası kesin..yukarıda yorum yapmış hem Tanzer’e hem de Şeniz’e katılıyorum…Şeniz’in dediği gibi bizler belirli bir sosyokültürel yapıya sahip kişiler mutluluk ögesini ön plana çıkarabilirken farklı bir sosyokültürel çevredeki ebeveynler yarını garanti altına almak için çaba harcayıp çocuklarını o şekilde yönlendirmeye çalışıyorlar..ama eninde sonunda kararı sınavlar veriyor… şu andaki düzende yasama yürütme ve yargı organlarındaki çarpıklıklar sonucu Şeniz’in ifade ettiği kanatta olan kişiler çocuklarını bu yönde yönlendirmiyorlar..ancak bu demek değildir ki farklı kanatta yer alan grup bunlara özendirmiyor…bilakis…işte bu noktada dediğin tehlike baş gösteriyor…zaten bireyselliğin ön planda olduğu günümüz çocuk yetiştirme yönteminde çocuklar da günümüzün moda olan olan daha afili mesleklerini seçme yönünde irade gösteriyorlar…ancak her şeye rağmen kendi varlıklarının son derece bilincinde olan bu çocukların zamanı ve yeri geldiğinde baş kaldırma ve itiraz haklarını kullanacaklarını düşünüyorum ama yeter mi? orası şüpheli…

     
  5. Berna Sağun

    03/21/2012 at 09:53

    Benim oğlum(5 yaşında) tamirci olmak istiyordu yıllardır [:) 3 yıldır] Şimdi ise tamirciliğin zor olduğuna karar verdi, önce bizim sitede bekçi olmaya karar vermişti, şimdi ise fotoğrafçı olacağım diyor. Kriteri kesinlikle kolay olması. Böylece çok az çalışıp, çocuğuyla vakit geçirebilecekmiş !!!

     
    • Ebruli Kedi

      03/21/2012 at 10:49

      Ah ben yerim onu, ayaküstü ders de verirmiş bize. Çalışan annelerin sürekli vicdan muhasebesi yapmak zorunda kalmalarına da dayanamıyorum. Çok zor iş. Geçen gün iki minik kız çocuğu gördüm; oyun oynuyorlardı. Biri lokantanın içinde telaşla koşturup, “Off, geç kaldım işe, hadi çabuk çabuk…” Sonra durup başka bir yöne koşuyor; “Kolyem nerde?” İçim acıdı. Annesini canlandırıyordu.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: