RSS

Boşlukları doldurunuz!

11 Şub

Çocukluk tarihçemde orasının adı; Lale apartmanı. Apartmanın loş ve serin merdivenlerinde oturmuşum. Beş altı yaşlarındayım. Bir anda düşüncelerimi susturabileceğimi , onlar susunca yerlerinde kocaman bir boşluk kalacağını keşfediyorum. Sonrası uzun süre, her yalnız kaldığımda oynadığım bir oyun; bakalım düşünmeden ne kadar durabileceğim?

Hiç bir şey düşünmeme sürem herhalde bir kaç saniyeyi geçememiştir.  İyi anımsamam olası değil, küçücüktüm.  Ama düşünceyi yok edebildiğim an, kocaman bir sarnıç gibi yankılanan boşluk duygusunu çok çok iyi anımsıyorum.  Zaten korktuğum herhalde bu olmuş olmalı ki oyunu bir süre sonra derdest edip, belleğimin kayıt odasında, gün görmeyen bir rafa kaldırmışım.

Şekil mi boşluğu belirler yoksa boşluk mu şekli?  Kendi evrenimin yaratılış gününden beri hep kendime sorduğum soru bu olmuş da, soru ne idi unutuvermişim.   Soruyu bugün tekrar anımsadığıma inanamıyorum.  Artık boşluk ile daha iyi baş edebilmeye başladığım için mi acaba?

Her şey ama her şey aslında boşlukta asılı şu koca evrende. Organlarımız bile bedenimizin içindeki boşlukta yuvalanmış. Korktuğumuz o harikulade boşluk.   Ve yüreğimiz… Yumruğunu sık, işte o kadar büyüklüğü.  Küçücük bir şey belki ama içindeki boşluğa kaç evren sığıyor…

Fark edene dek, içimizdeki boşlukta büyütüyoruz duygularımızı; neşe, sevinç, hüzün, öfke, korku… Hepsi yüreğimizdeki boşlukta serpilip, gelişiyorlar. Ve biz habire boşluk dolduruyoruz; kilo ile, şiddet ile, sevgi ile, anlayış ile, hoşgörü ile, ırkçılık ile, din ile, inanç ile, tığ işi, pul koleksiyonu, arabalar, seks, alkol, dans, resim… Tüm duyumsamalarımız ve duygularımızı körükleyen maddi kazanımlar; para, eşya, başarı…

Hepsi boşluk doldurmak için. Bunların hepsi ama hepsi, düşüncelerimizi besliyor, düşüncelerimiz de duygu iklimimizi belirliyor. Kısaca;  “şekil” boşluğu belirliyor.

Boşluk değerli ama uzun süre bunu farketmeden yaşıyoruz.  Belki de böyle olması gerekli. Önce doldur ağzına kadar, doyana kadar. Ta ki değeri olmadığını kavrayana dek. Böylece doldurduklarını boşaltınca için acımayacak. Yoksunluk hissetmeyeceksin.

Farkına vardığın andan itibaren “şekli” yok etmeye odaklandığında ise…  Boşluk önünde sayfa sayfa, sana seni açmaya başlıyor.   Ve boşluk ile başedebildiğin oranda, o  senin bodrum katında olduğunu hep bildiğin ama karanlıktan korkutuğundan hiç inmediğin, senin kendi evinin sarnıcı, kendi kaynağının suyu ile dolmaya başlıyor.

Ve işte şimdi, boşluk şekli belirliyor.  Kendi gerçeğini yaşamaya başlıyorsun. Ve bu sana iyi geliyor. Herkese de daha hoş geliyor. Sahici çünkü. Gerçek, içten ve en güzel olan bu… Açtığın her musluğundan kendi evinin, o yumruk büyüklüğünde içine evren sığan yüreciğinin  pınarından gelen su akıyor;  saf, güzel, berrak ve serin… İçine hiç düşünce düşmemiş, hiç kirlenmemiş…

Boşlukta kocaman bir kahkaha gibi çınlayacak  güzel bir haftasonu dilerim hepinize.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , ,

8 responses to “Boşlukları doldurunuz!

  1. guguk kuşu

    02/11/2012 at 13:56

    güzel bir merhaba…..
    ben de küçükken aynaya bakma oyunu oynardım. aynaya bakardım, bakardım, bakardım…..öyle yüzümü ağzımı değiştirmezdim sadece bakardım..bakmaya devam ettikçe, karşımdaki yüz hiç tanımadığım biri haline dönüşürdü, aslında ona yabancı da diyemezdim. bakmaya devam ettikçe sanki herşey anlamını kaybederdi. çok heyecanlı bir duyguydu ama seninki gibi inanılmaz bir korku vardı içinde. sanki birden bu aynanın içine düşeceğim ve bildiğim herşey kaybolup gidecek. belki de senin dediğin gibi bir boşluk hissiydi bu. ben de hemen başımı iki yana salllar bu oyunu durdururdum. ve sonra sonra daha a oynar oldum vee oynamaz oldum.

     
  2. guguk kuşu

    02/11/2012 at 13:59

    boşluk bizi korkutuyor. onu eksiklikle mi ilişkilendiriyoruz acaba? yoksa o aynaya bakarken hissettiğim şey mi bizi korkutan boşluğun bizi içine alıp hüüüp yapıp yutacağı mı yani. rahat etmek için daha geniş bir eve taşınıp, kısa zaman içinde o evi de yaşanamayacak kadar kalabalık hale getirmekte üstüme yok. daha geçenlerde boşlukla ilgili bişeyler okumuştum. hatırlayabilirsem hemen sana da yazacağım.

     
    • Ebruli Kedi

      02/12/2012 at 00:44

      Merhaba Sevgili Guguk Kuşu,
      Aynaya sürekli bakarak yapılan bir meditasyon olduğunu duymuş idim ama yapan arkadasım çok ürkütücü olduğunu söylemişti duyumsadiklarinin. Ben de o yüzden denemeye kalkismadimdi. Bak sen daha minicik yasta yaparmissin meger. Boşlukla ilgili sözünü ettigin yaziyi bulursan lutfen paylaşır mısın? Sevgiler,

       
  3. iTansel

    02/11/2012 at 14:34

    Zihni susturup, ortaya çıkan boşlukta dinginliği yakalama, kendi içine dönme işini 45 yaşımdan sonra meditasyon aracılığı ile öğrendim (hala da tam öğrenmiş sayılmam ya…)
    Bunun farkına 6 yaşında varmış olman ne muhteşem! Kutlarım seni, yazın için de…

     
    • Ebruli Kedi

      02/12/2012 at 00:46

      Tanselcigim, bazen yaşamının sonuna dek bu farkındalığa ulaşamayanlar da görmüyor muyuz çevremizde? Olsun 45inden sonra olsun. Sevgiler

       
  4. Şeniz Pamuk

    02/12/2012 at 21:03

    Petek’cim, yine muhteşem bir konuya değinmişsin. Biliyor musun, her türlü bağımlılık aslında boşluk hissiyle baş edememekten kaynaklanıyor. Artık hiperaktivite bile kişinin boşluk hissiyle baş edememesi, buna tahammül edememesi ve her anını doldurma çabası olarak da tanımlanıyor. Boşluk günümüz toplumunun ep doldurmaya çalıştığı, kişinin kaygısıyla yüzleşmemek için hep kaçtığı bir şey. Oysa meditasyon ve bir sürü terapi de bu durumla baş edebilmeyi öngörüyor.

     
    • Ebruli Kedi

      02/12/2012 at 22:01

      Boşluk candır. Okullarda kendilerinden korkmamayı öğretmek gerek çocuklara din-ahlak dersi yerine. Ciddi şekilde eğitimde devrim yapardım ben elimde olsaydı… Bu arada seni baş-yorumcum ilan ediyorum sevgili arkadaşım. Sağol geri-bildirim bırakman çok değerli benim için.

       
  5. Ebruli Kedi

    02/15/2012 at 16:22

    Arkadaşım Yasemin Pforr da şöyle not düşmüş bu yazıya dair:

    Döngüyü kısaca ama ne kadar güzel anlatmışsın… şekil boşluğu belirlerken boşluğun şekli belirlediği günlere geçiş hiç kolay olmuyor.. son yıllarda ağırlığını koyan yoga, reiki, meditasyon vb gibi kişisel gelişim yöntemleri bu dönüşüm ihtiyacının artmasından kaynaklanıyor sanırım. Ancak dediğin gibi kaynak insanın kendi bodrumunda.Aslında belki karanlık, belki pis diye hiç inmediğimiz o bodruma inip onun gerekli temizlik ve tadilatını yapmalıyız ki üzerine inşa ettiğimiz bina da güzel ve sağlam olsun. Yoksa ihmal ettiğimiz bodrum içten içe çürüdükçe üzerine inşa ettiğimiz binayı da yıkar günü gelince..

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: