RSS

Zdzislaw Beksinski

05 Oca

Onunla dün tanıştım.

Sanat konusunda çok karmaşık zevklerim yok ama kolay beğenen biri de değilim.  Bu nedenle onun resimlerine neden bu kadar uzun süre bakakaldığımı, içimdeki hangi tanımadığım duyguları harekete geçirdiğini anlamakta güçlük çekiyorum.

Resimlerine baktığımda masalsı bir şeyler görüyorum; bu dünyanın içinden ama bir o kadar da bu dünyanın dışında. Dr. Who kremalı Yüzüklerin Efendisi gibi bir his sanki. Kendi dünyasının derinliklerinde gezinirken beni çıkardığı gezi o denli farklı ki… Belki bu sınırlarda gezinme duygusunu sevdim.

Acılı, hüzünlü ve karanlık. Belki de budur bana bu denli çekici gelen.

Formu eğip, büküp, parçalayıp yeniden birleştirirken bildiğimiz parçaları o denli farklı bir araya getirmiş ki, gördüğünüzün bildiğiniz şeyler olmadığını seziyorsunuz. Kollar, bacaklar, kafalar, eller, parmaklar görüyorsunuz ama onlar artık kol, bacak, kafa, el ve parmak değil sanki. Gerçekliği deforme ederken, zaman ve uzam ile oynadığı bir oyuna dönüşüyor; kendi gerçekliğini oluşturmak üzerine karamsar bir oyun.  Belki de bu oyuncu ve kendi hayalgücünden korkmayan tarafıdır bana çekici gelen.

Parçaları birleştirirken, oluşturduğu forma kendi ruhunu üflüyor; bütün iyi sanatçıların yaptığı gibi. Ve bu ruhun karanlığında, korkularında, insana inanmayan ama inanmadığına bile hala inatla tutunma, sarılma çabasında kendinizden bir şeyler bulabiliyorsunuz.  Belki de bu savunmasız yakalanmaktan korkmayan insan tarafıdır beni bu denli etkileyen.

Beksinski gerçek ve doğal olan her şeyden nefret edermiş. Kendisi ile yapılan bir röportajda “Doğal olan her şeyden, Polonyalıların dediği gibi doğrudan inekten gelen  her şeyden nefret ediyorum.” demiş.  “Hazır kahvemi süt tozu ile içerim, hazır çorba ve yalnızca konserve et yerim”.

İşte bu doğal olandan uzak durma yaklaşımını Beksinski’nin tüm resimlerinde görüyorsunuz. Hiç bir şeyi doğal haline bırakmadan, her şeye müdahale ederek kendine uydurmuş. İçinde kendini rahat hissedeceği, yapay mı yapay bir dünya yaratmış. Belki de bu bir nevi kurgu-bilim yaklaşımıdır hoşuma giden. Genelde onun resmini sevmeyenleri en çok rahatsız eden bu yapaylık, doğal olmayan bir şeylere baktıkları hissi. Eli “el” olarak görüp, kompozisyonun içinde “el” olarak anlamlandırmaya çabaladığınızda bir yere varamıyorsunuz çünkü. Onu anlamlandırmaya çabalamadan, kendinizi sizde yarattığı duygulara bırakmak en iyisi.

Bakın bakalım, size neler söyleyecek Beksinski.  Buraya sevmesi “en kolay”, az karanlık ve pek de karamsar olmayan bir kaç resmini koyuyorum.  Galiba onu benim sevdiğim kadar sevmenizi istiyorum. Bakalım yarattığı duygulardan çok rahatsız olanlar grubunda mı yer alacaksınız, yoksa çok beğenenlerden mi olacaksınız?

Resimlerinin bir çoğunu retrospektif olarak şu sitede inceleyebilirsiniz. Dmochowski sanatçıya olan sevgisi ile müthiş bir iş becermiş. Neredeyse bir on-line Beksinski müzesi kurmuş. Şapka çıkarıyorum kendisine.

http://beksinski.dmochowskigallery.net/

 

Yazar mısınız izlenimlerinizi? Merak ediyorum gerçekten.

Reklamlar
 
19 Yorum

Yazan: 01/05/2012 in Resim Sanatı

 

Etiketler: , ,

19 responses to “Zdzislaw Beksinski

  1. Aydan A

    01/05/2012 at 09:20

    Beğenmek ya da rahatsız olmak değil bende uyandırdığı his, daha ziyade şaşkınlık ve hayranlık… Nasıl bir bakış açısı, nasıl bir beyin ve ruh görür bunları (içinde) ve yaratır, üretir, dışa yansıtır böyle?
    Galiba benim için sanatın tanımı bu sorularda cevap buluyor…
    Teşekkürler paylaştığın için.

     
    • Ebruli Kedi

      01/05/2012 at 09:29

      Hay öpeyim seni. Çok doğru demişsin. Benim isimlendiremediğim duygularım da bunları içeriyor ve beni böyle kuvvetlice dürtebildiği için sevdim de. Yorumsuz bırakmadığın için teşekkürler ederim Aydan’cığım.

       
  2. guguk kuşu

    01/05/2012 at 09:55

    acı, hüzün ve karanlık yüzümü çevirdiğim, bakmaktan ürktüğüm veya hoşlanmadığım tarafı dünyanın. ben ümit, ışık ve farkındalığı tercih ettim hayat pencerisinin kulplarından tutmak için. dolayısıyla senin gördüklerini görebilirmiyim bilmem bu sanatta ama ben de nedense gerçeği gördüm resimlerde.

     
    • Ebruli Kedi

      01/05/2012 at 23:53

      Sevgil Gugukkuşu, ben de sanat aracılığı ile kendi gönüllü seçimim dışında rahatsız edilmeyi asla tercih etmiyor ve sevmiyorum da ama arada acaba kafamı çevirerek kendimi mi eyliyorum, gerçeklerden mi kaçıyorum diye düşündüğüm de oluyor. Ben de acıyı, hüznü kör kör parmağım gözüne popülerlik adına kendine malzeme eden sanatçıları hiç sevmiyorum gerçekten. Bu resimlerde ise sanki farklı bir şey buldum ama daha da adını koyamadım. Gidip gelip bakayım duygularım değişecek mi? Sevgiler, yorumun için teşekkürler.

       
  3. ERHAN EKEN

    01/05/2012 at 10:04

    BELLİ, ADAMIN DERİN BİR HAYAL GÜCÜ VAR
    BİRDE BUNLARI DIŞA VURACAK YETENEK EKLENİNCE
    AL SANA SONUÇ
    ÇOK ETKİLENDİM
    ERHAN

     
    • Ebruli Kedi

      01/05/2012 at 23:45

      Erhan, çok önemli bir şey demişsin. Hayalgücü herkeste var ama yetenek, ya da inatla bunu dışa vuracak dili geliştirmek herkesin harcı değil. Teşekkürler.

       
  4. ouzelf

    01/05/2012 at 11:02

    Çarpıcı! Bakarken duyguların dışa vurumu beni en çok etkileyen. Bunca bilinmezliğin icinde yaşarken en çok merak ettiğim şeydir; bakan gözlerin, dokunan ellerin, ağlayan – gülen yüzlerin, söylenen sözlerin ardında yatan gercekler. Kimbilir?
    Sevgiyle…

     
    • Ebruli Kedi

      01/05/2012 at 23:41

      Gerçekler herkesin kendi gerçeği ama içiçe geçiyor ve hep bir yerde birbirimizle kesişiyoruz, milliyet, din, dil, ırk olmadan. Sanatın görevi de sanki bu. Teşekkürler yorumunuz için.

       
  5. Uğur

    01/05/2012 at 11:15

    Adam astral seyahatte iken başkalarının hayatından kısa sürede hızla geçmiş ve sonra aklında kalanları da tuale dökmüş gibi, o hızla gördüğü imgeler deforme ve amorf halde kalmış zihninde sanki.. Uğur

     
  6. Ebru Şimşek

    01/05/2012 at 13:18

    Çarpıcı…

     
  7. Şeniz Pamuk

    01/05/2012 at 20:49

    Petek’cim, kesinlikle nefret etmedim. Adamın orjinal bir bakış açısı olduğu kesin. Renk kullanımını sevdim. Pastel ve içiçe geçmiş, sınırları belli olmayan renk kullanımını çok severim. Ama alıp odama asar mıyım? Hayır. Çünkü resimler beni alıp bir yerlere götürmüyor, hayal kuramıyorum. Sert, noktası konmuş çalışmalar sanki. Paylaştığın için çok teşekkürler

     
    • Ebruli Kedi

      01/05/2012 at 23:36

      Güzel demişsin; noktası konmuş diye. Bende yarattığı etki ise sanki noktalı virgül, gerisini ben tamamlıyorum. Öptüm seni.

       
  8. nehirida

    01/09/2012 at 11:33

    Çok severim ben. Sayfamda da sık sık yer alır:) Doğal olandan uzak duran her ressamı galiba seviyorum.

     
    • Ebruli Kedi

      01/09/2012 at 13:00

      Teşekkürler. Sayfalarınıza bakmam gerek o halde 😉 Kimbilir başka neler öğrenirim. Sevgiler.

       
  9. nehirida

    01/09/2012 at 15:12

    Bu ara en gözdem Gabriel Pacheco bir bakın isterseniz seversiniz.

     
  10. gulden akkan

    01/16/2012 at 12:31

    bence “gotık”ruhu var..bır kere renkler kesın oyle ruhuda oyle ancak gune doğru kaydırmış kendını.gerçekten yokluk ve varlık beraber bu resımlerde..hem ıçıne alıyor hende dışarı ıtıyor senı…zaten benımde “gotık”bır zevkım vardır hezaman ozellıkle gorsel olarak..onun ıçınde sevdım .çok başarılı bence…hanı sergısını belkı çok kere gezerim ama evımın duvarına asarmıyım…bılemem..ama eğer bır koleksıyoner olsam ve bır çok resımlerımı sergıledığım bır mekanım olsa kesın alırdım bunu. ve tabıı param.duvarı başka bır boyuta götürü emınım….

     
    • Ebruli Kedi

      01/16/2012 at 18:23

      Hem içine alıyor, hem de kendi dünyası olduğu için özdeşim kurmakta zorlandığın noktada da dışarı atıyor. Ben duvarıma asardım sanırım.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: