RSS

Yaşlı kız ve bir kedinin maceraları

11 Ara

Yeni bir eve taşınacağım yakında. Heyecanlı mıyım? Bilmiyorum. Pek değilim galiba.  Bazı mekanlar sahiplerine direnir, zorluk çıkarırlar.  Taşınacağım ev bir kaç talip arasından allem edip, kallem edip, olmazı olur yapıp da beni seçtiği için, bana hiç direnmiyor.

Eski evlerin ruhu vardır. Buna inanır mısınız?  Ben eminim; evlerin ruhları var.

Bu yaşlı kız (evet evim yaşlı ve tatlı bir kıza benziyor), benden önce kontrat imzalamak için emlak komisyonu ile masaya oturan çifte sudan bir sebeple kapris yapıp, masadan döndürdü ya… Evimin bana ilk komplimanı bu oldu galiba.  Yaşlı kızı uzun süredir tanıyan bir arkadaşım “O seni seçti, vallahi de billahi de…” dedi.

Onun beni beklediğine inanmak hoşuma gidiyor.  Benim de “yuva”lanmak için onu beklediğim gibi…

Evet, yaşlı ve tatlı bir hanımkız  o… Doğum tarihinin 1820’lere dayandığını söylediler ama gerçek yaşını tam bilemiyorum. Bana o kadar da eski görünmüyor. Küçük olmadığından hareket ederek büyük bir aile için yapıldığı, ailenin orta halli bir aile olduğu tahmin edilebilir zira köyün zenginleri biraz daha büyük evlerde ve dereboyunda daha yukarı doğru otururlarmış.

Evdeki bir dolapta bulunmuş benden üç önceki ailenin resimleri çok dokunaklı geldi bana; Salti ailesi. Evin oğlu Albert Salti’nin 1944 yılı pasosu, bir sonraki yılın vapur kartı elimde. Sizinle paylaşmak için bloga fotoğrafını koyuyorum. Albert okula giderken vapurla gidiyordu demek. Genç yaşta veremden öldüğü söylendi. Belki de son vapur kartı bu olduğu için annesi saklamıştır. O halde Albert Lise 1’e gittiği sene ölmüş olmalı. Herhalde yukarıdaki eski Musevi mezarlığında yatıyordur. Elimdeki düğün fotolarından hangisi Albert’in anne babası bilemiyorum.  Bir çiftin resimleri var, Albert ile benzerliği olan.  Onları da paylaşıyorum sizlerle.

 

Albert’in annesi eşi ölüp, kendi de epey yaşlanınca eve kiracı almış, son günlerinde ona bakmışlar. Keşke onları tanıyan birilerini bulsam. Hanım ölünce ona bakan aile evin tamamına yayılarak, uzun süre oturmuş. İşte, o yıllarda, ev de yavaş yavaş bakımsızlıktan dökülmeye başlamış. “Alt kattaki mutfağın olduğu salonda incir ağacı çıkmıştı, kullanılmıyordu” diye anlattı evi devraldığım hanım.  Üst katta ise yağmur yağdığında yirmi kova damdan akan suları topluyormuş.  Kapsamlı bir tamir yapmışlar ve uzun süre oturmuşlar.

Köydeki bir çok ev 45 metrekare veya biraz daha ufak tabana oturmuş çok katlı yapılar iken, bu ev daha büyük. Eskinin gayrimüslim mahallelerinde en fazla 45 metrekare tabana oturan yapılara izin verildiği için, Kuzguncuk ve Arnavutköy gibi kıyı köylerinde çok katlı sefertası gibi eski evler vardır.

Eşitliğe nanik anlayacağınız. Başka dinlere “hoşgörü” de buraya kadar. Kandırmayalım kendimizi geçmişimiz ile ilgili. (Eşit olsalardı hamama giderken başka dinlere mensup hanımlara da takunya giyme izni olurdu ve peştemallarına mutlaka (kanun zoru ile) ziller bağlamak ve ayrı günlerde, ayrı ayrı yıkanmak zorunda kalmazlardı (“Zilli”  sıfatı buradan  mı kaynaklanıyor acaba?) Neyse, yine kafam uçuştu… Eve döneyim.

Pervititich haritalarına baktım. 1920’lerde tüm İstanbul’un ev ev , sokak sokak haritalarını çıkarmış. Demek çok sonradan çirkin bir bina yapıştırmışlar yanı başına. Bu nedenle, girişteki kocaman taşlığın sokağa bakan penceresi kapanınca, yaşlı hanımın 22 gözünden birine katarakt inmiş. Şimdi o kör gözün üzerine bir kapak ile evin elektrik dolabı yapmışlar.

Ne kadar hassasiyetle ve sevgiyle tamir edilmiş ve karakteri korunmuş olsa da, tamirden bu yana uzun bir süre geçmiş. Her köşesine elimin değmesi, bu tatlı hanımın sevgiyle okşanmaya devam edilmesi gerekecek.

Üst katın zemininde evin ilk günlerinden kalma masif,  kalın kalaslardan yapılmış rabıtalar var; yıllar ve üzerinden geçen yaşamlar pek güzel patine etmiş tahtaları. Tahtalar üzerlerine basınca kıkırdıyorlar. Gıdıklanıyorlar mı acaba? Öyle olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor. Onlara dokunmayacağım. Zamanın izini taşıdıkları için oldukları gibi çok değerliler.

Bu yaşlı kızı nasıl canlandırıp, eğlendireceğim? Biraz gıdıklansın, canlansın  diye kalabalık bir parti düzenledik.  Çok kalabalık oldu. Davet öncesi bir ara korkmaya da başlamadım değil ama sonra dayanacağına emin oldum. Saatlerce üzerinde tepinenlere gık bile demedi.  Çok eğlendik, duvarları müzikle, kahkaha ile, neşe ve dostluk ile yıkadık… Güzel bir kutsama töreni oldu.

Kafam dağınık gibi biraz. Bir dolu fikir uçuşuyor. Önceleri hep böyle olur, sonra yerli yerine oturur her şey.  Ah, bu yaşlı kıza nasıl makyaj yapmalıyım ki Barbara Cartland gibi komik derecede kokoş bir hanıma dönüşmeden, daha klasik, sade, az biraz erkeksi ama kadın ve anaç tarafını güvendiklerine açan bir görüntü yaratmayı başarabileyim?  Biraz kendim gibi…

Bu yaşlı kız ile birlikte daha bir çok güzel günlerimiz olacak. Bunu hissediyorum. O da biliyor olmalı ki bugün parlayan kış güneşinin  ışınlarını tavanında oynaştırırken, “Hadi bakalım tatlım, ben üstüme düşeni yaptım, şimdi sıra sende.” der gibi  gülümsüyordu.

Hepinize selam eder, hoşunuza gider ise şayet, yaşlı kız ile kedinin maceralarını anlatmaya devam ederiz. Yedi kısım tekmili birden olamasa da arada kısa kısa haber geçeriz.

Reklamlar
 
19 Yorum

Yazan: 12/11/2011 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , , , ,

19 responses to “Yaşlı kız ve bir kedinin maceraları

  1. elvan

    12/11/2011 at 19:55

    Yaşlı kızı hayat enerjinle ,yaşama ve yaşatmaya sımsıkı bağlılığınla coşturup, gençleştireceğine gönülden inanıyorum.

    Ben de evlerin uğurlu olup olmadığına inanıyorum. Umarım yeni evin sana çook uğurlu gelir.

    Çok sevgiler
    Elvan

     
    • Ebruli Kedi

      12/11/2011 at 19:57

      Çok teşekkürler Elvan’cığım. İnşallah dileklerin gerçekleşir. Sevgiyle.

       
  2. erhan eken

    12/11/2011 at 20:16

    evlerin ruhu olduğuna , yada en azından eski sahiplerinin oralarda takıldıkların inanıyorum. ne güzel kalabalık bir aile olacaksınız. size orada mutlu huzurlu uzun yıllar geçirmenizi dilerim. . . . .

     
    • Ebruli Kedi

      12/11/2011 at 20:25

      Eski sahipleri çoktan gidip de geri dönmüşlerdir bile Erhan Bey… 😉 Yoksa bu kadar kalabalık bana basar yahu…

       
  3. Aydan A

    12/12/2011 at 10:13

    Başlığı okuyunca aaa beni yazmış dedim. Sonra maceraları dediğine göre bu ben olamam diye düşündüm:-) Sana yepyeni bir ilham kaynağı olacağına inandığım evinde keyifli günler geçirmeni, güzel yazılarına tam gaz devam etmeni dilerim. xoxo. A.

     
    • Ebruli Kedi

      12/12/2011 at 11:48

      Yaşlılık da elbet bir gün yanımıza uğrayacak ama zamanı var. 😉 Güzel dileklerin için teşekkür ederim, artık taşınınca kahveye beklerim.

       
  4. keshishadam

    12/12/2011 at 16:14

    Evin size ihtiyacı varmış anlaşılan. Ki buluşmuşsunuz sonuçta. Kendi evim olunca duvarına yazmak istediğim bir söz vardı. “Bu evin duvarlarını sevgiyle, iyi niyetimiz ve mutluluk hislerimzle boyadık. Yerlere fedakarlık, güven ve sadakat duygularımızı serdik. Lütfen içeri girerken tüm kötü duygularınızı ve üzüntülerinizi paspasa siliniz!!!” Gibi birşeydi… Hayırlı olsun…

     
    • Ebruli Kedi

      12/12/2011 at 19:40

      Teşekkürler ederim Keshish Bey ;-). Ben de karatahtama “Lütfen bu mekana getirdiğiniz enerji için sorumluluğunuz olduğunu kabul edin” gibi bir şey yazmayı düşünmekteydim 😉

       
  5. gulden akkan

    12/13/2011 at 10:17

    ebrulikedi bu taşan mutluluğuna gonulden katılıyorum.annen bana bıraz bahsetmıştı bu hıkayeden ama sen çok sıcak bır dılle dıle getırmışsın duygularını..bu ıçnde yaşanan bu hıkayelere sende katılacaksın ruhunla…emınım çok guzel olacaktır.hanı bır gun bana bır perı gelse deseki dıle benden ne dılersın: ılkı sağlık olur diğeri “gorunmez olmak”. onunden gelıp geçtığım elerın “ıçsel hıkayelerıne tanık olmak”isterım..işte bu evdede yaşananlar acaba nelerdır..?gule gule otur,keyfını çıkar her dakıkasının…

     
    • Ebruli Kedi

      12/13/2011 at 16:42

      Çok teşekkür ederim Gülden hanım. bakalım ne öyküler yazarız birlikte 😉

       
  6. Tansel

    12/13/2011 at 18:04

    Fotoğraflar çok ilginç geldi, hüzünlendim nedense… (bugünkü ruh halimden de kaynaklanıyor olabilir tabii 🙂 )
    Ama evinle duygusal ilişki kurman çok hoş, evinin de seni kabul etmesi, senin bunu hissetmen…
    Dilerim uzuuun yıllar huzurla yaşarsınız birlikte, arada bizlerin de sesleri ile 🙂

     
    • Ebruli Kedi

      12/13/2011 at 18:12

      İnşallah Tansel’ciğim. Hep beraber güzel günlerimiz olur ümidindeyim. Sevgiler.

       
  7. cagatayabay

    12/22/2011 at 13:19

    Bazı zamanlar içerisinde doğumlar , düğünler , ölümler olmasına rağmen duvarların , evlerin her daim orada olduklarını düşünüp gördükleri hayat hikayelerini , tanıyıp yuva oldukları insanların nasıl kişiler olduğunu düşünmeye çalışırım. O yüzden midir bilmiyorum ama çok beğendim ben bunu 🙂

     
    • Ebruli Kedi

      12/23/2011 at 00:14

      Ben de pek sevindim beğenmenize. Teşekkürler güzel yorumunuz için.

       
  8. Eduard Alan

    02/02/2012 at 18:16

    Merhaba,

    Benim Albert Salti’nin yaşayan varsa aile üyelerine ulaşmam gerekiyor. Anladığım kadarıyla Musevi olduğunu biliyorsunuz. Nasıl iletişim kurabiliriz? Benim e-mail adresim: eduardalan@gmail.com
    Yardımcı olursanız sevinirim.

    Selamlar,

     
    • Ebruli Kedi

      02/02/2012 at 18:53

      Keşke bilebilseydim nerede olduklarını. Mahallede de onları taniyan kimse var mı diye soruşturayım bakalım. Bir şey duyarsam size yazarim. Siz neden onlara ulaşmak istiyorsunuz? Akrabaları mı oluyorsunuz yoksa?

       
      • Eduard Alan

        02/02/2012 at 19:12

        Yanıtınız için çok teşekkür ederim. Ben Albert Salti’nin dedesi için aslında yakınları ile görüşmek istiyorum. Şöyle ki, Albert’in yakını olan Nisim Salti, 1903 yılında Samsun’da Posta ve Telgraf kurumunda müdürlük yaptı. Bu demek ki Samsun’daki sayılı Yahudi aileleri de tanıdı.

        Bu ailenin Samsun’da hala bağlantıları var mı, veya yaşayan birileri bana bu 100 yıl öncesi hakkında bir şey söyleyebilir mi diye merak ediyorum. Bunlar benim için önemli, çünkü benim dedemi de tanıyabileceklerini düşünüyorum. Dedem cyrpto yaşadığı için bunu kanıtlama sıkıntısı çekiyorum ve araştırma çabasındayım. Akrabalık çıkarsa da hiç şaşırmam, çünkü çok muhtemel.

        Mahallenin yaşlı tebasına sorarsanız belki daha iyi sonuç alabilirsiniz. Yada sakıncası yoksa o “Yukarıdaki Musevi Mezarlığı” hangisidir? Söyleyebilir misiniz?

        Selamlar,

        Eduard Alan

         
        • Ahmet salti

          09/02/2016 at 00:44

          Kardeş benim soyadım saltı.Alber salti ile bir alakam var mı acaba ?

           
        • Ebruli Kedi

          12/20/2016 at 09:31

          Hiç bilmiyorum Ahmet bey.

           

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: