RSS

Kusurlu Olmanın Armağanları

20 Kas

Nereden çıktı şimdi bu konu diyecek olursanız, Brené Brown isimli bir araştırmacı hanımın “Kusurlu olmanın armağanları” (Gifts of Imperfection) isimli kitabını anlattığı bir konuşmayı dinledim. Hepimizin işine yarar diye yaptığı konuşmanın özetini çıkardım aşağıda.

Haberler iyi… Mükemmel olmak zorunda değilmişiz. İsteyen denemeye devam edebilir tabii ama bana ilaç gibi geldi anlattıkları. Buyrunuz, okuyunuz:

Bu araştırmacı yıllar boyu yaptığı çalışmalarda bir çok kişi ile görüşmüş. Çözümlemelerini “Brené Brown diyor ki;” diye özetleyeyim. Altı çizili kavramları okusanız bile, vardığı sonuçları hemen kavrayacaksınız:

İnsanoğlu nörolojik olarak birbiri ile ilişki kurmaya programlıdır. Bu yüzden buradayız…

Birbirimiz ile ilişki kurmaya yönelik bir programlanmamız olduğu için “utanç”; ilişki kuramama olasılığından korku” olarak ortaya çıkıyor; “Yeteri kadar ….. değilim” (boşluğu siz doldurun..)

Bu utanç duygusunun altında yatan esas kavram diğerleri tarafından reddedilme, onlarla bağlantı kuramama ve dolayısı ile  “incinme korkusudur”.

Buraya kadar bildiğimiz şeyler. Şimdi araştırmanın önemli bir bulgusuna geliyoruz. Güzel olan da bu bulgular:

Araştırma sırasında bazı insanların diğerlerine göre daha fazla ait olma ve sevgi duygusuna sahip oldukları dikkatini çekmiş. Bu insanları diğerlerinden ayıran tek şey algılarının farklı olması; yani  “sevgiye layık olduklarına gönülden inanmaları” imiş.

Bu insanların eğilimlerini incelediğinde dikkatini çeken tutum farkı, bir konuda gösterdikleri “cesaretolmuş; incinmek. Bu kişiler incinme korkusuna kulak asmadan ilişkilere girişiyor ve devam edebiliyorlarmış.

“Savunmasız olmaktan rahatsız olmamak, üzülmemek, hiç incinmemek anlamına gelmiyor bu,” diyor. “Ancak gerçek ilişkiler kurabilmek için bunu göze almaları gerektiğine dair bir hissedişleri var. Başkalarının gözünde kim olmaları gerektiğine değil, gerçekte kim olduklarına odaklanabiliyorlar. Sonuçta, onları incinebilir kılan şey her ne ise, başkalarının gözünde benzersiz kılan da o yönleri oluyor aslında.”

(Bir önceki yazımda bahsettiğim bakış açısı ile de ne kadar örtüşüyor: Demiştim ki; Bu pasif bir duruş değil, aksine etkin bir varoluş halidir. Kendi varlığı ile yalnız başına mutlu olabildiği için kendi güvenlik sınırının dışına çıkmayı göze alabilen ve paradoksal olarak da esas bu duruşu nedeniyle tam güvende olan kişinin duruşudur.)

Bu insanlar, diyor Brown, incinebilirliklerine teslimiyetle yaklaşabiliyor, kendiliğinden seni seviyorum diyebiliyorlar, karşılık beklemeden, çekinmeden, karşılık alıp alamayacaklarına  takılmadan bir ilişkiyi kucaklama cesareti gösterebiliyorlardı. Mükemmel olmaları gerektiğini düşünmeden, oldukları gibi ve incinebilirliği göze alarak “gerçek” ilişkiler kurmayı deniyorlardı.

Böylece bir taraftan baktığınızda bu kadar yaygın olan ve hep uyuşturmaya çabaladığımız utanç duygumuzun altında yatan reddedilme ve incinebilirlik korkusu, bu farklı algı ile yaklaşıldığında onu susturmaya / bastırmaya ya da uyuşturmaya çabalamadıkları için coşku, yaratıcılık, aşk, mutluluk, paylaşım, anlayış, şefkat gibi olumlu duyguların kaynağı haline geliyordu.

Şöyle devam ediyor: “Her şeyi ama her şeyi kesinleştirmeye, tanımlamaya ve mükemmelleştirmeye uğraşıyoruz. Bugün tüm insanlık en obur, en şişman, en uyuşturulmuş, en bağımlı olduğu zamanları yaşıyor. Ama incinebilirliğinizi herhangi bir şekilde susturup, uyuşturmaya çalıştığınızda, hangi duyguyu uyuşturmak istediğinizi maalesef seçemiyorsunuz. Bu nedenle toptan bir uyuşma haline bürünebiliyor çabanız.  Uyuşunca da şükran duygusu, coşku, mutluluk da uyuşuyor. Bu içinde kendinizi daha da zavallı hissettiğiniz tehlikeli bir döngüye dönüşüyor.”

“Bunun tek panzehiri ise “incinebilirliğe teslim olmak”; incinme duygusu bir yerde bize yaşadığımızı hissettiren bir duygu. Bu nedenle olduğunuz gibi görünmekten çekinmeyin. Siz neyseniz O’sunuz: Müteşekkir olun ve “Kendim olmam yeterlidir” deyin.”

Ah Brené yahu; bize sorsaydın ya.. Sana Mevlana’dan bir dize ile anlatırdık tüm olayı; “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol!” diyerek. Yine de eline sağlık. En azından bilimsel bir araştırma ile bu hikmet dolu dizenin doğruluğunu kanıtlamışsın. Mükemmel değilsin ama olsun…;-)

Şaka bir yana, rahatlatıcı değil mi geçerli bir bakış açısı önermesi ve bulguları ile bilimsel açıdan da bunu doğrulaması? Mutlu insanların neden böyle olduklarına işaret etmesi?

İncinebilirliğimizi baştan kabullenip, kendimiz olma cesareti ile tüm yaşamı kucaklayabilmemiz  dileği ile… Hepimiz bir taneyiz. Var mı sizden başka bir tane daha? YOK.

Güzel bir Pazar günü dilerim hepinize…

Not: Şimdi baktım Boutique Yayınevi “Mükemmel Olmamanın Hediyeleri” diye çevirmiş kitabı. İnşallah çevirisi iyidir.

Reklamlar
 

Etiketler: , , ,

3 responses to “Kusurlu Olmanın Armağanları

  1. Şeniz Pamuk

    11/20/2011 at 13:33

    “Mükemmel olma” isteği ve gurur, ilişkilerdeki en büyük engel sanki. Gurur aslında utanma korkusunu içeren bir kavram. Mükemmel ise herkese göre değişiyor. Bence de insanları yakınlaştıran şey mükemmel olmamak. Kusuru olan, ya da bunun farkında olan, adını koyabilen insanın kabul sınırları da daha geniştir, onun yanında kendini daha rahat hissedersin, kendini daha açarsın. Mükemmel olma kasıntısı içindeki insanın yanınd kendini tam açamazsın, onun içten olduğuna tam inanamazsın. Eksiklikleri seviyorum o yüzden

     
    • Ebruli Kedi

      11/20/2011 at 15:38

      Ya doktor hanım, ya benim gibi herşeyi ile kusursuz, “mikemmel” insanlar ne yapsın? 😉

      Şaka bir yana, her şeyi iyi yapmaya çalışmışız ya bu yaşa kadar, şimdi de mükemmel bir şekilde mükemmel olmamaya çabalamamız da ayrı bir yazı konusu olur bence. tabii. Parodi tadında seyrediyor bizim bu işler. Yukarıdan seyreden varsa bizi, tam rating kaygılı bir sit-com gibi…
      Bak, başka bir ünlü Türk düşünürü de ne demiş?
      Beni böyle sev seveceksen
      olduğum gibi göreceksen
      kalbim senin gir gireceksen
      girme ömrüme girme gönlüme
      ne dertliymiş bu diyeceksen ;-))
      Sevgiler.

       
  2. love and smile

    05/06/2013 at 14:53

    Merak ediyordum bu kitabı..
    teşekkürler

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: