RSS

Sadakat ve dürüst olmak üzerine…

17 Kas

Uzun süredir bu konu üzerinde düşünüyordum. Üst üste biriken bazı yaşantılar ve duygular kenarda beklettiğim bu yazıyı bugün elden geçirerek paylaşma isteği doğurdu.  Sözcüklerimi önce kendi yaşamımın isli lambasından beyaz bir bez gibi geçirdim. Bu yüzden yazdıklarımın tonu karanlık, hatta didaktik gelebilir. Ve belki de biraz öfkeli miyavlıyor olabilirim bugün. Evet, ama bu da benim sonuçta. Bazen öyle, bazen böyle.  Kediniz bugün biraz üzgün ve hırçın. Ne yapalım? Hadi konuya girelim iyisi mi…

Bakın OSHO ne demiş:

“Hiç bir ilişki güvenli değildir. İlişkilerin doğasında güvenli olmak diye bir tanım yoktur. Bu gereksinim, belirsizlik durumuna katlanamayan zihnin gereksinimidir. Bir ilişkiyi tam anlamı ile güvenli kılarsanız, asla tadını çıkaramazsınız. Tüm çekiciliğini ve güzelliğini yitirir. Yaşayan, canlı bir ilişki istiyorsak, belirsizliği kabullenmemiz gerekir zira yaşayan her şey gibi o da ele avuca gelmez olmalıdır. Ele avuca gelmez olduğu için de yaşanan an daha yoğun hale gelir.”

Güvensizlik kompleks bir kavram olmakla birlikte, çoğu kere birine bağımlı olma duygusu kendini beğen(e)memekten, terk edilme, yalnız kalma korkusundan kaynaklanır. Bu korkular nedeniyle, kişi karşısındakinin duygularını daha çok önemser ve kendininkileri gönüllü olarak askıya alır. Örneğin, o yaşamında olmasa idi seve seve yapacağı bir şeyden, sevdiği kişiyi yaralayacağını düşündüğü için, vazgeçebilir. Yani, ruhunun isteklerine uymayan bir tercih koyar. Giderek bu genel bir tutuma dönüşür ve ilişkinin genel karakterini belirler.

Farkında olunması gereken bunun “duyarlılık” değil, kendinden verdiğin “taviz” olduğudur. Esas konu “Böyle hissetmen yanlış çünkü bu beni güvensiz hissettiriyor,” deme hakkını karşındakine  neden tanıdığın, neden onun duygularını kendininkilerden daha değerli saydığındır. Taviz veren kişi iseniz, bir süre sonra kısıtlanmışlık ve iç sıkıntısını sürekli bir boğulmuşluk şeklinde yaşayacaksınız. Kaçarı olmayan bir denklem.

Eğer insan kendi ruhuna bile sadık kalamazsa, bir başkasına sadık olmayı nasıl umabilir ki?

Gelelim şimdi “dürüstlük” kavramına.

Aşkta veya herhangi bir ilişkide “dürüstlük” gündelik yaşantıların raporunu birbirine sunmak ve bunlar üzerinden tartışıp konuyu bir yere bağlamak kadar basit bir şey değildir.

“Gerçek dürüstlük” karşındakinin senin ruhunu en çıplak ve savunmasız hali ile görmesini sağlamak, ve en yaralanabilir halin ile kendini onun ellerine teslim etmektir.

Ve insanı gerçekten büyüten sevgi, onun seni bu halinle gördüğünde sana zarar vereceğinden bir an bile korku duymadan, sevdiğine teslim olabilmektir.  Kendi isteklerine, ruhunun gereksinimlerine yabancılaşmadan, onları savunma, gizleme veya bastırma gereği duymadan, olanca açıklığı ile karşındakine sunarak kabul görmeyi ümit etmektir.

Bu pasif bir duruş değil, aksine etkin bir varoluş halidir. Kendi varlığı ile yalnız başına mutlu olabildiği için kendi güvenlik sınırının dışına çıkmayı göze alabilen ve paradoksal olarak da esas bu duruşu nedeniyle tam güvende olan kişinin duruşudur.

Kendini birine böyle kendiliğinden ve zorlamasız sunduğunda, onun seni her şeyinle olduğun gibi kabullenme olasılığında, ona da müthiş bir spiritüel büyüme ve olgunlaşma olasılığı sunmuş olursun. Onu gerçekten aşkla seviyor isen, onun için önce kendini severek ve kendi ruhunun sesini duyarak adım atarsın.

Kendi ruhunun özgürlüğü ona verebileceğin en güzel armağandır. Daha değerli neyin var bir başkasına verecek?  Böylece sevgi kendiliğinden, zorlamasız ve sınırsız bir paylaşım halini alır. Umalım ki, sevdiğin de aynısını senin için yapsın.

Karşındaki seni kendi ruhunun gereksinimlerine göre manipüle ederek kullanma eğiliminde olabilir. Yine de durumunun farkındaysan eğer, bu şanssızlık değil, aksine sana büyüme ve olgunlaşma olanağı sunar. Eğer senin sunduğunun değerini anlayamayacak biri ile birlikte isen, zaten bu ilişki bitmeye mahkumdur. Yoksa  biriniz kurban, diğeriniz avcı; oynar gidersiniz piyesinizi.

Bugün Osho’dan gidiyoruz. Yine o  demiş ki :

“Benliğinde sadakat yerine zeka, soru sorma, evet ya da hayır deme yetisi olan yeni bir insan tipine sesleniyorum öğretilerimle. Bana göre, “hayır” diyebilme yetiniz olmadan, evet’iniz anlamsızdır.”

Ne önemli bir saptama. Uyumlu olma uğruna, kendi istekleri hilafına  “evet” diyenlere gitsin mi bu güzel söz?

Sözü bağlarsam, spiritüel derinliği olan bir ilişkide sadakat, eşlerden her birinin kendi içsel bütünlüklerine bağlı kalma kararlılığı ve cesareti anlamını taşımalıdır. Önceliğiniz her zaman kendiniz olmalıdır.  Siz önce kendinizi mutlu etmeden karşı tarafı mutlu edemezsiniz. Kendinizde olmayan bir şeyi nasıl verirsiniz ki? Oksijen maskesini önce kendi ruhuna takarsın, sevdiğine sonra uzanırsın.

Gün gelip ilişki sona erse bile, olgunlaşma yolunda mesafe kat edilmiş olur her iki taraf için de. Sen kendini kazanırsın, ruhsal bütünlüğün sağlam kalır. Korkuyu değil sevgiyi seçmiş olduğun için de, sevdiğine seninle birlikte büyüme olanağı sunmuş olursun. Uzattığın olanağı kullanabilirse, işte bu spiritüel bir ilişkinin mükemmel tanımı olur.

Bu yazıyı buraya kadar okumuş olan herkese de inşallah böyle mükemmel bir ilişki içinde büyüme olanağınız olsun ve aşağıda çektiğim fotoğraftaki çifte dönüşmeyesiniz dileğinde bulunuyorum.

Reklamlar
 

Etiketler: , , ,

18 responses to “Sadakat ve dürüst olmak üzerine…

  1. Aydan A

    11/17/2011 at 07:46

    Petek, cok tesekkur ederim, benim cok kafa patlattigim bir konuyu bu kadar guzel ele aldigin icin. Sanirim birkac kez daha okuyup, kendi cikarimlarimda bulunmam lazim. Bu yazi benim arsivime girer. Tekrar tesekkurler. Aydan.

     
  2. Aydan A

    11/17/2011 at 07:48

    Sana bir de sorum var. Yalan söylememek dürüstlük müdür? Al sana zorlandığım bir denklem. Sevgiler. A.

     
    • Ebruli Kedi

      11/17/2011 at 12:59

      Aydan’cığım,
      Bu soruna kendimce derli toplu bir yanıtım olmasına rağmen güzel bir konu olduğu için burada harcamayıp, ayrı bir yazı konusu yapsam ne dersin?
      Yorumun için teşekkürler ve sevgiler.

       
  3. Tansel

    11/17/2011 at 15:12

    Çok güzel bir yazı olmuş! Eline sağlık 🙂

    ” “Gerçek dürüstlük” karşındakinin senin ruhunu en çıplak ve savunmasız hali ile görmesini sağlamak, ve en yaralanabilir halin ile kendini onun ellerine teslim etmektir.”

    işte budur dedim! İlişkideki dürüstlük, bence ancak bu kadar yalın ve açık ifade edilebilirdi.

    “Önce can, sonra canan” demişler ya sen de bunu vurgulamışsın… mutlu değilsen nasıl mutlu edebilirsin ki?

    beğendim, beğendim.. çok beğendim 🙂

     
    • Ebruli Kedi

      11/17/2011 at 15:22

      Teşekkürler Tansel. Beğendiğine sevindim. 😉

       
  4. keshisadam

    11/18/2011 at 16:08

    Bir önceki yazınızda yaptığım yorumdaki (O kadar çok kişiye aitim ki..diye devam eden) isyanıma tercüman bir yazı…Gerçekten başucu bir yazı sanki dile getiremediğim cümlelerim gibi, hatta cebimde taşıyıp birkaç kişiye “sen bunu oku ben birazdan geliyorum!” demek istediğim bir yazı 🙂 kaleminize sağlık!!!

     
    • Ebruli Kedi

      11/19/2011 at 02:28

      @keshishadam: Yazıyı beğenmenize sevindim. İşinize yararsa daha da sevinirim. Teşekkürler.

       
  5. Ebruli Kedi

    09/05/2012 at 10:35

    Reblogged this on Ebrulikedi's Blog and commented:

    Görülen lüzum üzerine yeniden yayınladım bu eski yazıyı… Düşüncelerim santim değişmedi yayınladığım günden bu yana… Kuvvetle inanıyorum böyle olduğuna…

     
  6. guguk kuşu

    09/05/2012 at 11:07

    iyi ki yeniden yayınlaşımsın:)
    sanırım engin geçtanın hayat isimli kitabındandı: gerçek ilişkiler çarpışmalar şeklindedir, kimyasal bir tepkime oluşur çarpıştığında taraflar ve çarpışma sonrasında artık iki kişide eski kişiler değillerdir değişmişlerdir.
    insanlar kelimelerin anlamlarını savunma mekanizmalarına göre çarpıtıyor mesela korkaklık, itaat olarak dönüştürülebiliyor:) ya da negatif birşey yapmamış ama pozitif birşey de ortaya koymamış olmak iyilik olarak adlandırılabiliyor.
    bu yazının zamanlaması benim açımdandan da güzel oldu. Giderek yalnızlaştığım bu süreçte, birliktelik ihtiyacımın kalmadığını görüyorum. yalnızlaşmam, ayrılıklarım kavgaların gürültülerin sonucu değil, gereklililik kalmadığı için. Maskeleri görüp, altındakini görüp karşındakini sobeledikten sonra ne bir kırgınlık, nebir kızgınlık veya nefret kalmıyor. sadece eyvallah diyorsun….
    Oshonun dediği gibi hayır diyemeyen birinin evetlerinin nasıl bir önemi yoksa, ortaya pozitif bir sonuç koyamayanın yapmaya cesaret edemediği kötülüklerde bir o kadar anlamsız.
    Daha sık yazman dileği ile:)

     
    • Ebruli Kedi

      09/05/2012 at 11:18

      Sen varsan sevgili Guguk Kuşu, senin de karşı cinste aynen karşılığın vardır bu koca Evrende diye düşünüyorum. İstatistik sapma değiliz bizler sonuçta ;-))
      Beklemeye bağlamadan, ümitsizce umut etmeden ve enseyi karartmadan istemeye devam etmeli insan…

       
  7. guguk kuşu

    09/05/2012 at 11:36

    elbette….uzaklaştığım herkişi bana neyi istemediği öğretiyor ve bunu ardından bana kalan tek şey ne olduğumu bulmak. buldukça senin de söylediğin gibi evrendeki karşılıklarımı bulacağım ya da beceremezsem istatistik sapma olduğum fikriyleidare edeceğim:)
    seninle ve senin gibi sevdiğim bazı bloggerlarla bir iş ortamında çalıştığımı hayal ediyorum, nasıl olurdu acaba? iyi bir film konusu:)

     
    • Ebruli Kedi

      09/05/2012 at 11:51

      Sıkıcı bir film olabilirdi, iniş çıkışları olmayan… İskandinav sineması gibi…;-)

       
  8. Güler Pınarbaşı

    09/05/2012 at 13:20

    yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet 🙂 sevgiler

     
  9. guguk kuşu

    09/05/2012 at 13:33

    ehhh ne diyeyim yine haklısın:)

     
  10. Yasemin Kıvırcık

    09/07/2012 at 17:56

    perfetto …:)

     
  11. sirin

    09/10/2014 at 13:50

    Yani.Osho kitaplari okuyorum ve gercekten benim de kurcaladigim bir konu.Gercekten ve gercekten.Kendimize ve karsimizdakine ozgurlukler vermeliyiz.Hani zoir cok zor.Geldigimiz kultur bizi zorluyor.Ama degistirmemiz lazim.Bir evlilik gecti bitti hayatimdan. Evlilik insana gore degil gibi geliyor bana.Ama birlikte yasamak paylasmakdestek olmak tam da insana gore.Sevgiyle.

     
    • Ebruli Kedi

      09/10/2014 at 14:25

      Kültürler zorlar, bizler de yaşayarak kültürleri değiştiririz. 50 yıl öncesinden çok farklı yerdeyiz, 50 yıl sonrası da daha farklı olacak sayemizde. …Sevgiler.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: