RSS

Aylık arşivler: Eylül 2011

Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı…

Evveeet… Kış kapıda ve lezzetli organik tarla domatesleri pazarlarda azalmaya başladı bile. Biz de son dakikada karar verip, kış için domates sosu hazırladık. “Nasıl yaptınız?” diye soran bir kaç arkadaşımız olunca, bu süreci aşağıda ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştım.

Biz 40 kilo organik domates ile işe başladık. Biz iki hızlı kadın 40 kilo domatesi yaklaşık 5 saatte işledik. Mutfak robotunun başına oturup düğmeye basma görevi yüklenen becerikli bir erkek elemanın da hakkını teslim edelim bu arada.  Onuncu dakikada operasyonda aktif görev almaya çalışıp, hemen elini yakmasa idi eminim tüm hazırlıklar daha da kısa sürerdi ;-). Sonuçta, etkin ve hızlı çalışma ile aşağı yukarı yarım günlük bir mesaiden bahsetmek mümkün. Kavanozlarınızı yıkayıp, kurutup hazır etmiş olun önceden. Biz 20 adet 660,  25 adet de 370 ml.’lik kavanoz kullandık.

Fotoğraftaki domatese benzeyen bir tür seçtik ve lezzet olarak aldığımız sonuçtan memnun kaldık.  Etli, sert ve çekirdeği az olan domates türleri sos ve domates konservesi yapımında en iyi sonucu veriyor. Bu domatesler çiğ yerken o kadar lezzetli gelmiyorlar ama lezzetleri pişince ortaya çıkıyor.

Pazarlarda kışa sos hazırlığı yapabileceğiniz aşağı yukarı 10 tür domates var. Bir kaç tanesinin fotoğraflarını yazının en altında  göreceksiniz. En çok kullanılanlar bizim seçtiğimiz türe benzeyenler ve “San Marzano” isimli yumurta biçimli “İtalyan domatesleri”dir. Sonuncusu salça yapımı için en çok tercih edilen klasik bir domates türüdür.

 

Kasadaki domateslerin çürüklerini ve çok eziklerini bir kenara ayırın. Kalanların ortasındaki sert kısmını attıktan sonra kabuklarını soymadan robottan geçirin. Böylece kabukta yoğun olan likopeni kaybetmemiş olursunuz. Küp domates konservesi veya bütün domates konservesi yapmak isterseniz de aynı yöntemler geçerlidir ama daha iri saklayacağınız parçaların kabukları domatesin etinden ayrışıp, yerken sizi rahatsız edeceği için kabuklarını soymanızı tavsiye ederim. Bunun için de domatesleri kaynar suya batırıp öyle soyun.  (Piyasada bulunan kabak soyacağına benzer domates soyacaklarını ben çok rahat kullanıyorum ve çok hızlı domates soymanıza olanak sağlarlar ama bu soyacakları hediye ettiğim yirmiye yakın arkadaşımın yarısı bana duacı, yarısı ise hiç kullanamadığını söylediğine göre siz kendiniz bir deneyin, bakın. Victorinox marka domates soyacağı benim evde elim ayağım (etli kırmızı biberleri bile soyabiliyorum onunla) ama başka markalar da var tabii.)

Domates sosu yapmak için iki yol var:

1)      Sosu pişirip kavanozlamak; “sıcak dolum”
2)      Domates püresini çiğden kavanoza koyup, kavanozları klasik konserve usulu kaynatarak saklamak; “soğuk dolum”

Biz iki yöntemi de kullandık. Birinci yöntem büyük kavanozlarda saklamak için daha dayanıklı olacak gibi geldi. Ancak ikinci yöntem de küçük kavanozlara doldurmak için çok daha kolay ama kavanozları kaynatması (kavanoz sayısına bağlı olarak) daha çok zaman alıyor.

İki yöntemi de anlatayım:

Sosu pişirerek kavanozlamak / “Sıcak Dolum”:

Sosu geniş ağızlı ve büyük bir tencereye koyarak, tuz ve biraz sıvı yağ ekleyerek domates püresinin suyu uçuncaya dek kaynatın. Kokusu iştah açar bir hale gelip de rengi koyulaşınca, sos ateş üzerinde kaynarken önceden yıkayıp kuruttuğunuz temiz kavanozlara bir kepçe ile doldurun.

Kaynayan suya batıracağınız kapağı sıkıca kapatıp, kavanozu ters çevirerek (kapağı alta gelecek şekilde) soğumaya bırakın. Soğuduğunda şayet kapak iyi kapanmış ise içeri doğru hafif göçmüş olmalıdır.  Ondan sonra serin ve karanlık bir yerde saklayabilirsiniz. Açtıktan sonra bir iki gün içinde tüketin.

Çiğden kavanozlamak / “Soğuk dolum”:

Robottan geçirerek püre haline getirdiğiniz domateslere ağız tadınıza göre tuz ekleyerek kavanozlara koyun ve ağızlarını sıkıca kapatıp boynuna kadar su doldurduğunuz bir tencerede kaynatın. Ne kadar süre ile kaynatacağınız kavanoz boyutuna bağlı. Yarım kiloluk kavanozlar için 30 dakika, bir kiloluk kavanozlar için 40 dakika süreyle pastörize edilmesi yeterli olacaktır. (Kavanozları düdüklü tencerede de bu süre boyunca kaynattığını söyleyenler de oldu ama biz düdüklüden korkuyoruz.Siz korkmuyorsanız buyrun kullanın.;-)

Kavanozları yavaşça ters çevirerek soğumaya bırakın.  Bu yöntemde domateslerin suyu uçmamış olacağı için kaynama tenceresinden ilk çıkardığınızda kavanozun içinde domatesin püresi ile suyu ayrışmış görünecektir. Normal bir durumdur. Soğuyunca serin ve karanlık bir yerde saklayabilirsiniz. Açtıktan sonra bunları da bir iki gün içinde tüketin.

Bir başka domates püresi saklama yöntemi de hiç pastörizasyona başvurmadan buzdolabında uzun süre püreyi saklayabildiğim kolay bir yöntemdir. Altı kilo domates püresine bir aspirin hesabı ile aspirini pürenin içinde eriterek, dar ağızlı cam şişelerde saklayabilirsiniz. Bunun için şişelerin ağzına bir margarin blokunu bastırarak tıpa yapıp hava ile temasını keserek, buzdolabında şişelerinizi kış boyunca bozulmadan saklayabilirsiniz. Domates özünde asidik bir meyve olduğu için uzun süre bozulmadan dayanacaktır.

Bir küçük not: Kavanozlarınızı gelecek sene için saklayın. Seneye yeni kapaklar almanız yeterli olacaktır. Bu seneki kapaklar tek kullanımlıktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar
 
3 Yorum

Yazan: 09/26/2011 in yemek içmek

 

Etiketler: , , , , ,

Deniz Kestanesi ne dedi?

Herkes bir şeyler biriktiriyor…

Kimi para,
Kimi mal mülk,
Kimi kitap,
Kimi kartpostal, pul,
Kimi çöp,
Kimi kedi, köpek…

Biriktirdiğimiz şeylerin illa maddi şeyler olması da gerekmez…

 

Kimi kötü duyguları biriktirir, hiç unutmaz, kin ve öfke biriktirir,
Kimi insanları biriktirir, yaşamına girip çıkanların hiç birinden ruhen ayrılamaz; döner döner eskilere tutunur,
Kimi geçmişi biriktirir, anılara sarılır, onlardan vazgeçemez…

Dün yüzerken aklıma geldi. Deniz kestanelerini düşündüm çünkü. Kimbilir hangi nedenle tepelerine bir sürü taş yüklerler; belki durdukları noktada sabit kalmak için ağırlığa gereksinim duyuyorlardır, akıntıda sürüklenmemek için.

Bizler de farklı değiliz. Akıp gitmemek için sürekli bir şeyler yığıyoruz tepemize; aşklar, evler, eşyalar, anılar, duygular, işimize yarasın yaramasın çeşitli bilgiler, kullanalım kullanmayalım çeşitli beceriler…

Hep biriktiriyoruz… Ta ki gün gelip “yalın yaşama” isteği ağır basana dek bu ağırlıklarımızı oradan oraya sürüklüyoruz. Varoluşumuzun dayanılmaz hafifliğinden korktuğumuzdan olsa gerek yapay ağırlıklarımıza gereksinimimiz var. Yaşamın bizi sürüklememesi için…

Siz ne biriktiriyorsunuz?

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: