RSS

Aylık arşivler: Temmuz 2011

Ramen!

 

Gazetede minik bir haber. Avusturyalı bir Pastafaryan kafasında makarna süzgeci ile çektirdiği vesikalık resmi kullanmak istemiş ehliyet yenilerken. Kabul edilmemiş çünkü ancak dini simgelerle çekilenlere izin varmış. Süzgecin pastafaryan inancının dini bir simgesi olduğunu kanıtlamak için dava açmış. Akıl sağlığının yerinde olduğunu kanıtlamış ve davayı kazanmış.

Merak edip baktım. Hiç duymamıştım. Neymiş bu Pastafaryanizm diye araştırdım…

2005 yılında Kansas eyaletinde Darwin’in Evrim Teorisine karşıt olarak “akıllı tasarım”ın müfredata alınması üzerine yaratılış inancı ve tek tanrılı dinlerin bir parodisi olarak ortaya çıkmış. “Akıllı tasarım” (intelligent design) yaradılışı açıklamaya modern bilimin ileri sürdüğü tezlerin yetmeyeceğini ve evrenin yüce bir varlık tarafından tasarlandığını iddia eden bir yaklaşım.

İşte o zaman 25 yaşında olan Bobby Henderson, Kansas Eyaleti Eğitim Departmanı’na  gönderdiği bir mektup ile evrenin “Uçan Spagetti Canavarı” tarafından yaratıldığına inandığını ve diğer iki teori ile birlikte bunun da okullarda okutulmasını talep ettiğini bildirmiş. Yanıt alamayınca bastırmış… Bugün 10 milyonu aşkın müridi olan bir inanç sisteminden bahsediyoruz artık.

Pastafaryanizmin kutsal kitabında 8 kutsal emir yer alıyor. Bu emirler öyle “yap-yapma” değil de “yapmasan iyi  olur” şeklinde. Aslında Korsan Kaptan Mosey Salça Dağı’nda Uçan Spagetti Canavarından on emir almış ama dağdan inerken iki tablet düşüp kırılmış, kalmış sekiz tane.

Uçan Spagetti Canavarı spagetti ve iki top köfteden oluştuğuna inanılan bir tanrı ama gören olmamış Kaptan Mosey’den başka. Onun kutsal uzantılarına değene ne mutlu!  Propaganda broşürleri “Onun tarafından dokunuldun mu? diye soruyor.

İlk pastafaryanlar barışçıl, gezgin korsanlarmış ve bugün korsanlara kötü gözle bakılıyorsa bunda yüzyıllardır süren Hristiyan karşı propagandasının rolü büyük olmuş.

Kutsal kitabın ismi Delifişek ve içindeki dualar “Yüce Makarnaları” diye başlayıp “Ramen” diye bitiyor. Ramen makarnalı bir Japon yemeği. İnanmış Pastafaryanları ise öbür dünyada bira volkanları ve striptizciler bekliyor.

Evet, aradığımı dün buldum sonunda. Artık bir Pastafaryanım ben. Her öğreti insan hazır olunca geliyor demek. Bu sabah yeni bir güne pastafaryan olarak uyandım. Yataktan gülerek düşmemi sağlayan Yüce Makarnaları adına… Artık çok daha mutluyum sayende.

Bu arada Bobby de Filipinlerin Boracay adasına yerleşmiş ve boş boş hamağında sallanırken aklına ya bundan bir 150 yıl sonra bu gerçekten bir din haline dönüşürse sorusu takılmış ve uykuları kaçmaya başlamış. Neyse, hiç belli olmuyor bu işler.

Bu sabah herkes çok mutlu olsun.  RAMEN…

 

Reklamlar
 
11 Yorum

Yazan: 07/17/2011 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Ben Buradayım!

Bir süredir candan sevdiğim bir çok insanın taşlı tarlalara düştü yolu. Kenarda durup izlemekten başka bir şey gelmiyor elden.  Birilerini kalben ve gerçekten sevmek böyle zor evrelere de hazırlıklı olmayı gerektiriyor.  Notlar aldım kendimi ve onları izlerken.

Yanlış yaptıklarını görüyorsun. Kendilerini boşa zora sokmalarını izliyorsun. Özlerine yabancılaştıklarını, gereksiz mutsuzluklar yarattıklarını gözlemleyip, kendilerini rahata erdirecek olasılıkları görmezden gelip, ellerinin tersi ile bir kenara itip yola devam etmelerine seyirci kalıyorsun. Zombi gibi senin görmediğin bir ışık umuduna gözlerini dikmiş sendeleyerek yol almalarına bakakalıyorsun.

Bir çare önermek, yol göstermek durumunda da değilsin aslında. Bu onun yaşam yolculuğu, kanayan onun yüreği ve ayakları, öfke onun öfkesi. Kırgınlıklar, korkular, ihanet, hüzün onun  kendi deneyiminin bir parçası olacaklar. Bu yükü ne kadar taşıyacağı, onları ne zaman bir kenara kaldırıp koyacağı (belki hiç koyamayacağı)… Hepsi onun seyir defterine yazılacak.

Bu deneyim senin değil. Onun kendini arama ve bulma yolu bu. Seçtiği yolda yürüyor o.  Ve o yol senin yolun değil.

Bu nedenle, seyirci konumunda beklerken, sevdiğin kişi elini sana uzatırsa tutup, onu yüreklendirmelisin devam etmesi için. Deneyini kendi bildiği yoldan tamamına erdirmesini beklemelisin. İçin parçalansa da…

Göz ucuyla baktığında sevgi dolu gözlerini görmeli. Sendelediğinde, el yordamı ile elini bulmalı. Ağlamak isterse sırtını sıvazlayıp omzunu sunmalısın. Ve dudaklarından çıkan tek şey: “Ben buradayım!” olmalı… Ne bir eksik, ne bir fazla…

Benim de zor günüm geldiğinde, yolum dara düştüğünde tek duymak istediğim bu olduğu için…

İçten ve sevgi ile söylenen “Ben buradayım!” tümcesi… Gerçek sevgi bence budur.

 

Etiketler: , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: