RSS

Korkma! Sen seçilmiş olansın…

11 May

Peri: Şimdiye dek bu duvarlar arasında korunmuştun ama artık savaşmanın zamanı geldi.

Genç adam veya kadın: Neden ben? Ben sıradan bir insanım.

Peri: Korkma. Sen seçilmiş olansın. Cesaret, Bilgelik ve Güç seninle olacak.

Farkındasınız herhalde. Büyücüler, vampirler, Dalekler, uzaylılar, yürüyen ölüler, Alacakaranlık Prensesleri bastı dünyamızı.  Kung-fu yapan pandalar bile var…

Peki, insanlar neden masalları bu kadar seviyor? Neden şu son yıllarda masalların fantastik dünyasına esaslı bir dönüş var?

Dışarıda giderek hızlanan ve kontrolden çıkan dünya, daha fazla bilgi akışı, kötülüğün her birimizin ruhuna pek de yabancı olmayan baskısı arttıkça, kollektif bilincimiz de kayış sarmaya başlıyor. Böyle zamanlarda içimizdeki korkan çocuk, her şeyi denetim altına alacak bir kahraman istiyor. Anime dünyasında omnipotent (“her şeye kadir”) olanlar genellikle insan-türü dışında varlıklar ama eninde sonunda “sıradan oğlana-kıza” hep yenik düşüyorlar.

Bütün bunlar aslında çevremizi saran kötülüğün sembolik olarak ortaya konduğu ilk-örnekler (arketipler). Hepsini yenerek dünyayı kurtaran evrensel kahraman tipi de bir arketip aslında ve hep sıradan bir insan… Mitolojik kahramanlar hep böyleleri arasından çıkmamış mıdır tarih boyunca?

Alman filozofu Ernst Bloch ütopya ve bu tür başarı öykülerinin, sıradan kahraman arketiplerinin, üstü örtük de olsa köklü bir sosyal değişim ve dönüşüm için gereken kıvılcımlar olduğunu söylemiş. Bloch’a göre “toplumsal adalet”, olayları temelden farklı bir bakış açısı ile ele alamadıkça gerçekleşemez. Fantazi bu noktada devreye giriyor işte.

Bu gibi  “gündüz düşleri” katı ve acımasız gerçeklerden fantazi dünyasına doğru bir “kaçış”  gibi gözükse de, kayışını sıyırmış, acımasız, kontrol altına alamadığın  düzeni bozuk bir dünya yerine daha insancıl ve toplumsal düzeni daha iyi kurgulanmış bir dünya arzusunun tohumlarını (mı) serpmektedir acaba?

Fantazi dünyası ne kadar çocuksu olsa da, acaba toptan bir değişim isteğinin üzeri örtük bir dışavurumu (mu)dur? Hadi daha da ileri gidelim;  içtenlikli bir “devrim” arzusu mudur?

Yoksa neden bu kadar popüler olsunlar? Neden bu kadar çoğalsınlar? Yoksa Tahrir Meydanı’nda bir gözüküp kaybolan yeşil atlı silüetine inanmaya neden bu kadar hazır olsun insanlar?

Buyurun, ortaya karışık sorular… Yanıtı sizce nedir?

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: