RSS

Kelebeklerin Aklı

23 Oca

Pa’ llegar a tu lado – Lhasa de Sela’dan….

“Benim adım Ebruli” şarkısının sözlerini hep çok sevmişimdir. Gerçekten böyle insanlar vardır; “ebruli-insan…

Kelebeklerin aklı olan, her gece gemilerle çok uzaklardan gelen, karafakiden akan… Ve herşeyden önemlisi siz ona geçmişinizi anlattığınızda, onu sizin için aklında tutan.

Ancak karşısındakine anlatırken kendisi ile diyalog kurabilen ne çok insan var…

Birine geçmişini anlatmak kendiyle konuşma gereksiniminin sonucu sanırım. Peki, ne kadarını gerçekten anlatabilir insan? (Yaşam öyküsünü asla başka biri ile paylaşmamış bir kişi var mıdır? Çok acıtıyorsa canını, insanlık dışı deneyimleri olmuş ise anlatmamayı seçer çoğu insan sanırım…) Ama benim dediğim bu gibi derin travmalar haricinde, kendi geçmişimizi bir başkası ile paylaşma isteği..

Yazı iyice dağılmadan Ebruli’ye bağlayayım iyisi mi… Maksadım onu yazmak zira. Ebruli insanlarla tanıştıktan çok kısa bir süre sonra tüm geçmişinizi en ince ayrıntısına kadar onlara anlatırken bulursunuz kendinizi; her kelimede bunu yaptığınıza şaşarak… Ebruli insan da neden hep insanların kendine yaşam öyküleri sunduğuna şaşar.

Ebruli’ler bir tür geçmiş-zaman çöpçüsü mü acaba? Bir nevi ruhsal temizlik işçisi?.. Toksik hale gelmiş anıların çöpü eline tutuşturulan insanlar?

Burada aslında önemli olan Ebruli’nin işlevi kadar sizin onlara geçmiş hikayenizi hep aynı laflarla, ezberlenmiş ayrıntılarla ve hep aynı köşe taşlarına ayağınız takılarak anlatıp anlatmadığınız… Her yeni Ebruli’ye kendinizi anlatırken, açılış cümleniz ve aktardığınız yaşam öykünüze neleri katıp, neleri dışarıda bıraktığınız… Bazen görürsünüz ki hep aynı şeyi, aynı sözcüklerle aktarıyorsunuz. İşte o zaman aşikar olur takıldığınız nokta. Oysa, her sabah aynı yoldan işe gidiyorsanız, yolun ortasında bir çukur olsa, her sabah bu çukura düşer misiniz? Belki de Ebruli-insanlar bizim kendi öykümüzün anahtar taşlarının farkına varabilmemiz için bir anlatma olanağı sunuyorlar bize.

Kendi öykünüzün farkına varabildiğiniz nokta özgürlük yolunda yeri öptüğünüz köy oluyor çünkü öykünüzü bir Ebruli’ye değil, her seferinde kendinize anlatıyorsunuz yeni baştan aslında..

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

11 responses to “Kelebeklerin Aklı

  1. TÜLAY

    01/23/2011 at 19:29

    Merhaba Petek,
    Her zamanki güzel anlatımın, tebrikler..
    Anlatırlar ama kendi istedikleri gibi, kendi istedikleri sonuç doğrultusunda..
    sanırım bende Ebruli İnsanlardanım:))
    selam ve sevgiler

     
    • Ebruli Kedi

      01/23/2011 at 20:43

      Tülay’cığım,
      Sen de bir Ebrulisin demek ki… Her zaman çok eğlenceli olmasa da iyidir Ebruli olmak…

       
  2. TÜLAY

    01/23/2011 at 23:46

    aynen katılıyorum:))

     
  3. Nur

    01/24/2011 at 13:59

    Üstüme alınsam mı alınmasam mı bilemedim. Belki de çevremdeki ebrulilerin yansımasıdır. Belki de her ebruli diğer ebrulilerle vardır.

     
    • Ebruli Kedi

      01/24/2011 at 14:58

      Alınabilirsin şayet kendini Ebruli olarak görüyorsan (ki bence sen de öylesin). Herkes yerine göre biraz Ebruli’dir diyeceğim ama öyle ol(a)mayan veya olmak istemeyen de çok kişi tanıdım. Dimeyeceğim gızım! ;-)))

       
  4. FİTNAT

    01/25/2011 at 15:13

    Yazılarını büyük keyifle okuyorum.İşim yoğunken senden bir yazı geldiğinde çok mutlu oluyorum…..Nerede okuduğumu anımsayamıyorum ama seninle bir yaşam öyküsü paylaşmak istedim.Yazını okurken nedense bu aklıma geldi
    Beş Bölümde Yaşam Öyküm…
    (1) Caddede yürüyordum,
    Yolun ortasında derin bir çukur varmış
    İçine Düştüm….
    Kayboluverdim….Umutsuzum.
    Ama bu benim hatam değil.
    Buradan çıkacak bir yol bulmam
    sonsuza dek sürdü.
    (2)Aynı caddede yeniden yürümeye başladım.
    Yolun kenarında derin bir çukur varmış.
    Sanırım onu görmedim.
    Ve yeniden içine düştüm…
    İnanamıyorum yine aynı yerdeyim.
    Ama bu benim hatam değil.
    Çukurdan çıkacak bir yol bulmam
    uzun zamanımı aldı.
    (3)Aynı caddede yürümeye başladım
    Yolun kenarında bir çukur vardı.
    Bu kez onu gördüm.
    Ama gene içine düştüm….
    Benimki bir alışkanlık.
    Gözlerim faltaşı gibi açık.
    Nerede olduğumu biliyorum .
    Bu benim hatam.
    Bu kez hemen dışarı çıktım.
    (4) Aynı caddede yürümeye başladım
    Yolun kenarında derin bir çukur vardı,
    Çevresinden dolandım.
    (5) Ve bir başka caddede yürümeye başladım.
    Biraz uzun oldu, ama bana birileri hayatlarını anlatmaya başladığında yada ben birilerine hayatımı anlattığımı farkettiğim anda bu beşlik aklıma gelir.İmlama takılma olur mu(!)……Sevgiler. Fitnat

     
    • Ebruli Kedi

      01/25/2011 at 15:25

      Bu çukurlara düşe kalka geçecek yaşam. Öyle anlaşılıyor. Neyse 4 seferde aklı başına geliyorsa insanın obile fena değil yani ümit var. Bir de çukura düşmemek içn evden çıkmayanlar da var, değil mi ama? 😉 Sağol yorumun için.

       
  5. Şeniz Pamuk

    01/27/2011 at 21:38

    Ebruli yazısı bana çok ilginç geldi gerçekten. Yaşam öyküleri dinlemek işimin bir parçası. Kendim de analize gittiğim için ben de sürekli anlatıyorum. Kendi hikayemin yıllar içinde nasıl evrildiğini görmek, öykünün sahibi beni bile şaşırtıyor. Galiba, bir yandan anlatırken bir yandan da anlattığını dinleyebilmek ve farkedebilmek önemli. Yoksa anlattığının üstüne hiç kafa yormadan anlatmak sadece bir kaçış, kendini aklama değil mi?

     
    • Ebruli Kedi

      01/27/2011 at 22:41

      Evvvet Şeniz’ciğim. Çok güzel bir noktaya parmak basmışsın. Ben de bunu demek istemiştim; anlattığını dinleyebilmek ve öykündeki değişimi farkedebilmek… Bir çok insan sürekli aynı şeyi anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor ve sonunda da kendilerini (h)aklıyorlar. Çok sağol yorum yazdığın için.

       
  6. Yasemin Kıvırcık

    01/28/2011 at 19:24

    Petek’cim kalemine sağlık.Dediğin gibi senelerdir hayat hikayemin belli bir noktasını bilmem kaç terapiye rağmen aynı duygularla, aynı kelimelerle anlatmış birisi olarak “takılma” konusunda yüzde yüz hemfikirim. Ayrıca iyi bir dinleyicinin insana kendi hikayesini yüksek sesle duymayasına yaradığına da inanırım.Ancak gördüğüm o ki, ne zaman hazırsan o zaman duyabiliyorsun kendini…Ruhen, aklen, bedenen tamamen hazır…

     
    • Ebruli Kedi

      01/29/2011 at 01:09

      Yase’ciğim,
      Doğrusun tesbitinde… Hep derim ki herkes kendi saatini kurar kalkmaya hazır olduğu zamana.. Bazen bakarsın basar biraz daha uyur… Ama uyanma vakti gelir herkesin bir zaman.. Komşunun saatine uyanmayız değil mi? ;-))

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: