RSS

Elegeia – Sonsuzlukta bir gün…

10 Oca

Şiir filan yazamam ben. Aşağıdaki de şiir değil zaten. Sessiz mezar taşlarının bana fısıldadıkları.

Fotoğraf çekmek için mahallemizin minik Hristiyan mezarlığında dolaşırken, burada yatan eski komşularımızın, bu toprakların bizlerden önceki sahiplerinin yaşam hikayelerini düşündüm. Bir toprağa aşık olup, o toprakların hakkını sonuna dek verip, sonra oradan çekip gitmek zorunda kalmanın ne kadar dayanılmaz bir şey olduğunu. Ve mezar taşlarının fotoğraflarını çekerken de öykülerini kendileri anlatsınlar istedim. Onlar için seçtiğim aşağıdaki parçaya tıklayın ve hüzünlü öykülerini dinleyin.

Depart And Eternity Theme Variation-Eleni Karaindrou

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kaybolurken ışığımız bu tepede,
Taştan yastıklarımıza daya başını,
Aç sayfalarını mermer kitaplarımızın,
Yaşadığımız mahalleye çökerken
Kış akşamının nemli karanlığı.

Sükun vaktidir şimdi; yum gözlerini,
Mermer su taslarındaki yansımalarda
dinle çoktan kaybolmuş seslerimizi.

İstanbul’un gülleri idik biz; solduk!
Yeşil yapraklarıydık; kuruduk!
Salınırdık eskiden taze güzelliğimizle,
Balık sürüleri belirlerdi mevsimlerimizi.
Yeni yılda Vasilopita’yı kırardık,
Mart ayında mis gibi çöreklerle Paskalya.

Sokaklarda kurulurdu bazı akşam sofralar,
Yorgun işten dönen babalar,
Domatesler İlia’nın bostanından,
Beyaz örtüler üzerinde midye dolmalar,
İki susuz kadeh sonra hep beraber,
Bahçelerde çınlardı kahkahalar!

Su faturası hala Sofia’nın üzerineymiş sizin evin?
Recep Beyler’in bahçesindeki manolyayı
doğumunda ben dikmiştim Aliki’nin.
Ne ise işte, sorma oldu olanlar,
Oysa nicedir paylaşmıştık şu mavi göğü.

Önce evlere çekildik sokaklardan,
Sonra vatansız kaldık, bu uğursuz yüzyılda…
Birden yersiz yurtsuzduk; fena bastırdı fırtına.
Oysa İstanbul bize aşıktı, biz ona vurgun;
Boğaz’ın neşeli çocuklarıydık;
Aşktı özümüz.

Şimdi geride kalanların sığındığı
Son toprak parçası bu yalnız tepe…
Ben Dimitrios!
Ben Niko!
Ben Yannis!
Ben Marika!
Ben Olympia!
Ben Elefteria!
Ben Konstantinos!

Buradayız hala ve küskünüz komşum sizlere…
Bak Iohannes babanın kaşları ölümde bile hala çatık.
Yaşar giderdik dostça bir arada oysa…
Bir bardak susuz rakı dolar taşardı da,
Boğaz’ın balıkları yeterdi hepimize…

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , ,

11 responses to “Elegeia – Sonsuzlukta bir gün…

  1. erhan eken

    01/10/2011 at 17:59

    merhaba
    yılbaşı tatili nedeniyle birkaç günlüğüne istanbul da oldum
    ilk fırsatta da kuzguncu’ğu gezdim, hızlı ve süratli, bir dahaki seyahatimi daha programlı yaparak tanışmak isterim,
    anlattıklarınız bizim için ne kadar ezik bir durum.
    bir kaç yıl önce yaptığım suriye seyahatinde oradaki gayrımüslümlerin oranının %20 civarında olduğunu öğrendiğimde kendimden o kadar utandım ki.
    çok güzel sunumdu
    tebrikler
    erhan

     
    • Ebruli Kedi

      01/10/2011 at 19:42

      Yorumunuza teşekkür ederim. Kuzguncuk yine de İstanbul’un dinler arası uyumu uzun süre sürdürmeye çabalamış semtlerinden biridir. Ama genel toplumsal eğilimler ve siyasal olaylar geçmişte de, bugün de sıradan insanların azınlıklara ve kendi gibi olmayan “öteki”ne bakış açısını, davranış şekillerini ve önyargıları etkiliyor. Dünyanın her yerinde zaman zaman olduğu gibi…
      Sevgiler, saygılar.

       
  2. Nur

    01/11/2011 at 15:48

    Ölür ise ten ölür canlar ölesi değil. Hoş seda da her daim baki zaten.
    Sevenden-sevilenden yeniden buluşana dek uzaklaşmak yeterince hazin; gönül ister ki herşeyin hepimiz için yeterli olduğuna kani olunsa ve dahi bilmeyene de öyle öğretilse de geride buruk bir tad kalplerde kırgınlık kalmasa. Bundan böyle..

     
    • Ebruli Kedi

      01/11/2011 at 16:00

      Nur’cuğum, tabii ki onları anımsayanlar oldukça, canlar ölesi değil. Ama tenlerini doğdukları bu topraklarda uykuya yatırmış komşularımızın mezarlarının terk edilmiş halleri çok dokunaklıydı. Okullar bitince, Yaz Okulu’nun miniklerini de alıp, çevre bakımı yapmaya gideceğiz. Hem ölümden korkmamayı öğrenirler, hem de farklılıklara saygıyı.
      Ve eski komşularımız da bizler onları anımsamayı ve onurlandrımayı seçtiğimiz için anılarda yaşarlar diye düşündük. Bekleriz… Çiçek kasalarının taşınmasına yardım gerekecek.. 😉

       
  3. Dilek

    01/11/2011 at 16:45

    Bu güzel yazıyı linkteki müzikle dinlemek çok etkileyici…..

     
  4. ayse mine teoman

    01/11/2011 at 18:27

    Yazın/ şiirin cok guzel, derin, anlamlı, edebi (ayrıca kültürel, tarihi ve
    sosyolojik de tabii). Sıfat çok. Yarattığı duygu salınımı ve hatırlatma/
    uyandırma servisi işlevi de cabası.

    Fotograflar olaganüstü bu arada.
    Yazılar, resimler, müzikler kalbinin derinliklerinden gelmiş,
    “hayat ve sanat’im” diyorlar.. Tesekkurlerimin arz-ı takdimiyle.

     
  5. Bülent Gündoğmuş

    01/12/2011 at 11:09

    Sevgili Petek,

    Tevazuyu bırak, sen zaten şair olmuşsun, bizim haberimiz yok. Kaybettiğin arkadaşın için yazdıkların ise yüreğimi dağladı.

    Selamlar,

     
  6. Sengul

    01/12/2011 at 22:32

    Arkadaşım ya,

    Yıllardır önünden geçtiğim sokağımdaki mezarlığa bir de senin gözünden bakmak ve senin dilinden dinlemek çok güzeldi. Üşümene değmiş doğrusu 🙂

     
    • Ebruli Kedi

      01/12/2011 at 23:34

      Teşekkürler Şengül’cüğüm. Belki çok yakınımızda olduğu için bu kadar duygusal bakmak mümkün oldu. Sevgiyle…

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: