RSS

Bostan’ımıza Dokunmayın!

28 Ara

Başka yerlerden göçüp İstanbul’u mesken tutmuş birilerine “semtin hafızası” deyimi hiç bir şey ifade etmiyor. İmza toplarken bunu anladım. Onların belleğinde yer eden şeyler çok farklı olsa gerek. Çoğunun büyüdükleri köyler şimdi bomboş. Oyun oynadıkları mekanlar çoktan zamanın tozuna karışıp kaybolmuş. Başka bir yerde kök salmaya çabalarlarken, doğdukları topraktan başka yerde büyümeye çalışan bitkiler gibi, bir türlü ruhları çiçeğe durmuyor bu insanların. Belki de bu yüzden yapay görüntüleri “gelişme” sanıyorlar. Binalar, otoparklar, AVM’lerin ışıklı vitrinleri onların ruhundaki hüznü oyalıyor. Kaybolmuşluk duygularına sağlam bir nirengi noktası olacağını sanıyorlar büyük ışıkların, gürültülü mekanların. Pek kötü aldanıyorlar…

Kuş sesi, yaprak hışırtısı, ağacın gökten toplayıp bize ilettiği hafif bir meltem köksüz ruhların yaralarını sarar, acılarına pek de güzel ilaç olabilir. Ama bunları yeterli bulmuyorlar. Biz Türkler herşeyi iri lokmalarla ısırmayı seviyoruz nedense.. Burgercilerde yemek yiyenlere bakın, neredeyse hepsi hamburgeri iki lokmada gövdeye indirirler. Kahkahalarımız büyük, küfürlerimiz iri, sevincimiz itiş kakışlı, kavgalarımız ölümlü, aşklarımız acılı… Bu hengamenin arasında kelebeğin kanadında huzur arayacak kadar inceliklere düşkün, narin ruhlar pek az. Ya da nazik sesleri ortamın kargaşasında duyulmuyor.

26 Aralık 2010 Pazar günü bir araya gelerek sessiz sedasız bir Bostan’ın yaşam hakkını savunanlar işte bu ikinci türde insanlardı. O gün Kuzguncuk’ta Kahraman Bostan Şenliğimiz vardı. “El birliği” deyiminin içini hep birlikte doldurduk, “Bostan’ımıza dokunmayın” dedik hep bir ağızdan. “Gönül birliği” de bunun doğal sonucu olarak gelişti. Şenlik çok güzeldi. Meramımızı seçimle başa gelen, içimizden devşirip görev verdiğimiz ilgililere anlatabildiğimizi umuyoruz şimdi hepimiz.

Umarız Bostan’ın hışırtılı, yeşil sesi duyulur, belleğimiz “delete” edilmez, anılarımız korunur ve kelebekler baharda rengarenk uçmaya devam ederler. Tüm çabamız miniklerimiz için. İris’in de dediği gibi “Ben de çocuklarıma burayı gösterip, Bak ben burada büyüdüm demek istiyorum”. Minik İris bilinçli; hafızasını kaybetmek istemiyor. Dünün bu Bostan’da oynamış, buraya aşık bütün Kuzguncuk çocukları gibi…

İnşallah” diyeyim de Sağır Sultan da anlasın… Malum aynı dili konuşmuyoruz… Ama bu sefer yüksek çıkan kibar sesimize kulak verilecektir umarız.

BURADA BİTMEDİ TABİİ. BOSTAN DİRENİŞİMİZ SÜRÜYOR… BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİNİZ!

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , , ,

4 responses to “Bostan’ımıza Dokunmayın!

  1. Sengul

    12/30/2010 at 14:15

    Birşeylerin değeri hep kaybettikten sonra anlaşılır, geç kalmışlığın verdiği suçluluk duygusuyla. Biz çok şanslıyız, sahip olduğumuzun değerini varken biliyoruz, içimiz rahat.

     
    • Ebruli Kedi

      12/30/2010 at 16:28

      İçimiz rahat ama olanaklarımız hep başkalarının elinde sınırlanıyor. Bizim olana bizim kadar değer vermeyenlerin elinde.. Ne büyük haksızlık aynı yerde varolmaya çalışmak… Sağol güzel yorumun için.

       
  2. Nur

    01/11/2011 at 15:27

    Dandini dandini dastana, bu defa lütfen girmesin danalar bostana! Bomboş türlü çeşit meralarda, irili ufaklı hep birlikte otlasınlar ve lütfen ”sembol” bostanları onları çok sevip korumaya ve dahi gelecek nesillere devretmeye çalışan ”korkuluklara” terk etsinler

     
    • Ebruli Kedi

      01/11/2011 at 15:34

      Danalar değil, babaları… Koca koca boynuzlu.. Kapıları zorluyorlar… 😉

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: