RSS

Kuzguncuğun Orta Yeri Bostan

10 Ara

Her mahallenin bir kalbi vardır; canı orada atar. Kalbine yol, bina, baraj, termik santral çakarsanız, o ve içinde yaşayan herkes ölür, çürür, parçalanır, toz olur ve zamanın rüzgarına karışır. Orası kalmaz. Orası artık sizin olmaz, siz onun olmazsınız. Ruhen haneberduş olmak kadar beter bir duygu var mı şu dünyada?

Ben Salacak’ta denizi koklayarak büyüdüm. Bizim büyüdüğümüz o güzel mahallenin kalbine yol sapladılar. Gidin bakın şimdi ne halde… Neşet, Sema, Uğur büyüdükleri Moda’ya ağıt yakıyor, Hakan Arnavutköy’e, Aylin Sinop’a… Anneannem Göztepe’ye ağıt yakardı, annem Trabzon’a, babam Yeldeğirmeni’ne, Nevhiz Caddebostan’a, Elçin Küçük Çamlıca’ya…

Ne garip bir memleket burası; hiç kimse doğduğu yerde büyüyemiyor. Hep aynı mahallede yaşamış olsak dahi, doğduğumuz yerde büyüyemedik hiç birimiz. Geçen gün vapur ile karşıya geçerken kendime dedim ki; “Döndün dolaştın dünyayı, ama gide gide bir arpa boyu yol gittin… Aha işte şu kıyıda doğdun, şurada aşık oldun, şuralarda da çalışarak ömrünün yarısı geçti. Olasılıkla da şu ağacın altına uzatacaklar seni geride kalanlar…” Oturduğum vapur koltuğundan hepsini görebiliyordum; ömrümün şimdiye dek geçtiği ve geride kalan kısmının da geçmesi olası yerleri.

Lakin, bu şehir “benim” değil çünkü büyüdüğüm yerlerin hiç biri artık ortada yok. Tutunacağım bir yeşil dal yok geçmişimden… Çocukluğumdan sonra yaşadığım hiç bir semtte bir daha hiç bir zaman kendimi “evimde” hissedemedim. Geçenlerde çocukluğumun geçtiği mahalleye tekrar gittiğimde, kabristan ziyareti yapmış gibi hüzünlü hissettim kendimi. O semt orada yoktu artık. Soluk bir anısı bile kalmamıştı o her taşını, her köşesini bildiğim, sokaklarını karış karış tanıdığım, her ağacına tırmandığım yerin. Değişim öyle bir hızlı esmiş ki bu şehirde, saçımız başımız toz içinde, gözlerimizde zamanın kumu… Canımız acıyor.

Bu nedenle, şimdi Kuzguncuk’un tam orta yerinde, onun kalbi olan İlya’nın Bostanı’na bir kazık çakılmasın diye uğraşıyoruz. Bu mahallede büyüyen çocukların tutunacak bir yeşil dalı kalsın diye. Zaman onları oradan oraya savursa bile mahallesine geri geldiğinde, “Ben burada büyüdüm diye”, mutluluğun yeşil kokusunu koklayıp kendini evinde hissedebilsin diye…

Bu duygunun yerini ne bir otopark tutar, ne bir okul, ne bir alışveriş merkezi. Sadece yeşil yaşatır insana bu duyguyu ya da mavi… Şükür ki hem yeşil hem de mavi hala var Kuzguncuk’ta…

Can Baba’nın dediği gibi; “Ben Kuzguncuk’ta yeşil bir dal buldum, ona tutundum.”

Tüm mesele budur benim açımdan…

Reklamlar
 
8 Yorum

Yazan: 12/10/2010 in Kuzguncuk

 

Etiketler: , ,

8 responses to “Kuzguncuğun Orta Yeri Bostan

  1. TÜLAY

    12/12/2010 at 01:33

    Çok doğru, yeşil hayat verir, insanı mutlu eder, nefes aldırır.
    Artık beton yığınlarının olmadığı yerlerimizde olsun.
    doğa sever olarak aynen katılıyorum, tebrikler, sevgiler..
    Tülay

     
  2. DİLEK

    12/13/2010 at 17:35

    Peteğim ya ne güzel yazmışsın.Şükür ki 30 sene sonrasında bile birbirimize tutunabiliyoruz.

     
  3. EMEL

    01/21/2011 at 23:09

    Petek hanım ;şinasi bloğundan bahsetti ilk fırsatta okurum demiştim.Fakat malum taşınma işlerimizden dolayı anca fırsat buldum.Öncelikle çok beğendimi söylüyorum,birde taşınmamızın verdiği heyecan ve telaştan sonra kendi içimdeki soruların adeta cevaplarını bu yazmış olduğun kuzguncuk yazısında buldum diyebilirim.Meğer biz sizin bahsettiğiniz bu mahalleyi ,sokağı ,semti,dostları arıyormuşuz;ama artık bunları bulmak çok uzaklaşmış bizlere onu anladım…Sizin gibi dostların yazmış olduğu bu yazılarla en azından nostaljiyi biraz olsun yaşamış gibi oldum şahsen.eline sağlık.Harika ben bu yazınızda resmen kendimi buldum….

     
    • Ebruli Kedi

      01/22/2011 at 08:55

      Teşekkürler Emel. Eski mahalle ve komşuluklar şimdilerde bizim yaşamayı seçtiğimiz semtlerde pek yok. Biz de sanal komşuluklar kuruyoruz artık. Yorumun için teşekkürler, sevgiler, selamlar. Yeni evinizde yepyeni mutluluklar.

       
  4. yonca

    10/25/2011 at 11:54

    yeşile beton dikmeyi medeniyet sananlar ne yazık ki artıyor :((

     
    • Ebruli Kedi

      10/25/2011 at 11:58

      Yonca,
      Dün mahallemizin bir kahvesinde vatandaşı dinlemeye gelen kaymakamımız ne dedi biliyor musun? “Bülbül sesi mi istiyorsunuz illa? Yaparız bir bül bül sesi… ” Bostanın girişine kanaryalı zil takacak zahir. Maaşını biz veriyoruz bu adamların… Siz mi öteceksiniz Kaymakam Bey dedim, duymadı. Fesüphanallah…. 😦

       
  5. Ebruli Kedi

    04/25/2014 at 09:05

    Reblogged this on Ebrulikedi's Blog and commented:

    2010’da yazdığım bu yazı hala güncel. Ne yazık! 4 sene geçmiş ve hiç bir şey hallolmamış… Bir sürü insan siz ne yaparsanız yapın, onlar bildiklerini okuyacaklar diyor. O zaman bizim de bildiğimizi okuma zamanıdır yine… Çocuklar için, ağaçlar, kuşlar için…

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: