RSS

Kerala’nın “Arkasuları”

09 Ara

Ben Kerala diye diye araştırmalara dalınca bir çok güzel bilgi aktı önüme Internet denen dev çöplükten. Siz de girip arasanız, önünüze çıkacak bilgi deryasında bir Allah’ın kulu yoktu ki “Kardeşim gitmeyin oralara, burası pek sıkıcı bir yer!” yazsın…

Bakın şimdi neler görecektik oralarda biz:

Yemyeşil Hindistan cevizi ormanları ve göz alabildiğine çeltik tarlalarının arasında, dar su yollarında Hint köylerinin içinden geçerek pastoral bir senfoniye ve de “idyllique” bir yaşama şahit olacaktık. Üstelik bize özel teknemizde görecektik backwaters’ı (“arka sular” diye çevirelim tatlı dilimize) .. Bunları görmedik mi? Hepiciğini gördük. Peki ne söyleniyorsun kardeşim desenize? Evet de, kimse bunun ne denli yeknesak ve sıkıcı olabileceğine dair tek bir laf etmemişti… İşte ben şimdi ediyorum arkadaşlar. Sonra da bildiğim tüm dillerde tercümesini Internet’te yayacağım. “Keşke bir bana söylemiş olsaydı” diyeceklere “Bakın ama ben söyledim” diyebilmek için.

Kerala’nın arka sularında bir tekne gezisi yapmamalı mı peki? Yok yapılmalı ama iki saat bilemedin hadi üç saat.. Gece teknede kalmaksa pek akıl karı değil. Kalabalık grup bile olsanız, bir yerden sonra sivrisinekler ve sıkışık düzen yaşam insanı sıkabiliyor. Teknede yaşam iyi hoş da bir saat sonra hep aynı manzara… Bulanık sular, uzun hindistan cevizi ağaçları, arada tek tük mangolar, göz alabildiğine çeltik tarlaları (“rice paddies” deniyor) ve bulanık suları ile başkaca bir görsellik sunmayan arka sular… Bir koca gün boyunca günümüzün tek hareketli ve eğlenceli olayı bir balık kartalının minik bir balık yakalaması oldu. Aldığı tezahürata kendi bile şaşmıştır zavallı kartal. Günün sonunda artık ayaklarımızı konuşturarak videoya çektiğimiz “Ayak tiyatrosu” ile eğlendik desem? Sonradan da en çok buna güldük zaten.. “Yahu ne çok sıkılmışız biz!” diye…

Bu arada bu pastoral senfonide yanımızdan yöremizden yüzlerce irili ufaklı houseboat ve hızlı tekne geçeceğini ve bazılarının epey gürültücü olabileceğini de kimse söylememişti… Tek teselli belki de göl üzerinde yegane aval turistlerin biz olmamasıydı denilebilir. Bizden ne çok varmış Allah’ım! Kerala bölgesi bizim gibilerin etinden ve sütünden yaralanarak bayağı zenginleşmiş yani…

Sivrisinekler kontrol edilebilir düzeydeydi Allahtan. Biz giderken aşı olmamıştık sıtmaya karşı. Bu bölgede sıtmayı yendik dedikleri için, bir de herhangi bir garantisi yok diye. Kerala’da malarya’dan daha önce filarya tehlikesi varmış. Bir iki fotoğrafını görünce beni gitmekten vazgeçirebilecek yegane tehlikenin bu olduğunu düşündüydüm. Kelime oyunu değil, filarya sivrisinekler tarafından bulaştırılan beter bir hastalık ve tedavisi de yok. Ama o da altı aydan uzun kalırsan ve sürekli ısırılırsan bulaşıyormuş. Neyse, her yanımızda tüten spiraller, her prize takılı sinek kovucular ve bulandığımız sprey kovucular ve kocaman cibinlikler sayesinde az ısırık ile atlattık bu bölümü.

En kötüsü de (en sona sakladım); kadınları o nehir kenarında çamaşır ve bulaşık yıkarken, az ötede de dişlerini fırçalayıp sabah banyolarını yapanları görünce… Bir onlara bir de bizim teknenin çarşaf, havlu ve tabaklarına sonra bir daha suda yıkananlara ve sonra da sessizce birbirimize bakmamız ve yetmezmiş gibi bu ayılma olayının tıka basa yediğimiz iki öğünün sonuna denk gelmesi haliyle pek kötü oldu. Yiyeceğimiz kadarını yemiştik ve yediklerimiz de bu bölgede yediğimiz en güzel yemeklerdendi. Olan olmuştu.

Şunu da anlatmam lazım; gece inerken saat altı sularıydı sanırım, bir yere demirleyip durduk. “Bu gece buradayız” dendi. Teknelerin yemek vakti ateş yanarken seyr-ü sefer halinde olmaları yasakmış. Her taraflarının saz ve ahşap olduğu düşünülürse yerinde bir önlem olsa gerek. Bizlerin aksine Hintliler galiba önceden felaketlere karşı önlem alabiliyorlar. Eeee, iyi de… Biz bataklığın ortasında kaldık mı akşam akşam… “Peki biz şimdi ne yapacağız?” deyince, teknenin yaşlı miçosu boynunu o Hintlilere has tavrı ile iki kere kırarak “television madam” dedi. İki kere gerdan kırmak “Bu nasıl soru? “ anlamına geliyor herhalde. Çünkü ard arda bir kaç kere gerdan kırmak “Tabii, doğru söylüyorsunuz…” anlamına geliyor. Ama iki kereyi sökemedik doğrusu.

Çıkıp yanına demirlediğimiz “köyümsü” kara şeridini gece karanlığında dolaşmaya kalktık… Önce sinekler, sonra da miçomuz neşeli bir biçimde arkamızdan seyirtti.. Biz de zaten yanlış adım atarsak kendimizi bir su birikintisinin dibinde bulmayalım diye geri dönmeye karar vermiştik… Kös kös dönüp köşemizde sessizce oturduk…

O sakin olacağı söylenen gölün ortasında, karşı kıyıdaki kulübeden gelen yaleller ve oynak havalar sabaha kadar sürdü… Al sana Hint usulü pastoral senfoni… Boğaz’daki gezinti teknelerinde gezenleri ve göbek atanları küçümser misin? Buyrun bu da size kapak olsun dedi Hint tanrıları. Uyuyana kadar uydu aracılığı ile yedi kısım tekmili birden Bollywood, o yetmedi, Hollywood’un Hint ağız tadına uygun en maganda filmleri ile başbaşaydık artık. Seyrettik haliyle… O semiz Hint starlarının oynadığı filmlerin arasında çakı gibi Jackie Chan’i görünce eski bir dostu görmüş gibi olduk vallahi…

Ertesi sabah erkenden karaya ayak basınca, önümüzdeki 140 kilometreyi 5.5 saatte götürecek olan sevgili şoförümüz Biju’ya sarılıp öpmemek için kendimizi zor tuttuk. Dikkat bu bir abartı değildir. O sessiz sakin “Yesyes M’dam” Biju bile bir gece öncesi ile kıyaslayınca eğlenceli göründü bize. Muhabbet düzeyimizdeki artış Biju’nun da gözünden kaçmamış olmalı…

Velhasıl, Kerala’nın arka sularından arkamıza bile bakmadan kaçtık. Arkamızdan su döken filan olduğunu sanmıyorum biz giderken…

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , ,

4 responses to “Kerala’nın “Arkasuları”

  1. erhan eken

    12/09/2010 at 22:18

    merhaba
    ne kadar da gerçekçi yazmışsınız
    beklentilerinizi hiç karşılamamış,
    2 hindistan seyahatimi de tur ile değilde kendi başıma hele hele birincisini otostopla iran pakistan üzerinden yaptım.
    hani derler ya eski yunan düşünürleri yürüyerek uzun seyahatlarde yazar ve fikir üretirlermiş, benimkide kendime, içime bir yolculuk oldu, bu yolculuk sırasında sizin yaşadıklarınızı aynen yaşadım ama bana hiç dokunmadı. hatta ben 16. yüzyıla başka bir dünyaya seyahat ettim diye kendimce içten bir haz bile duydum.
    yazdıklarınıza bir bir katılıyorum, ama oraya seyahat programı yapmaktan da geri kalamıyorum.
    blogunuzun en içten takipcsi olarak izlemeye davem edeğim
    selamlar

     
    • Ebruli Kedi

      12/10/2010 at 11:59

      Merhaba Erhan Bey,
      Internet’in etkisi olsa gerek. İnsan gittiği yerde şaşırmak istiyor biraz. Kerala’nın da Hindistan gibi olmadığını söylemek lazım. Eğitim yüzdesi çok yüksek, zengin, komünist parti seçimleri kazanmış ve daha temiz. “Garip kombinasyon” burada da çıktı karşımıza. Çok da varyasyon sunmuyor coğrafyası. Biraz şişirilmiş olduğunu düşündüm. Goa filan farklıdır belki ama sanmıyorum. Siz de gidin bir bakın. Her göz farklı görüyor. Benimkisi gerçekçi baktı bu sefer… Yorumlarınız beni çok sevindirdi. Teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar.

       
  2. TÜLAY

    12/12/2010 at 01:22

    merhaba Petek,
    Ne kadar da gerçekçi ve akıcı bir anlatım, hem güldüm hem de merakla okudum.
    Taa ki sonuna kadar güldüm desem yeridir.Sanırım kendimi oralarda düşünerek güldüm.Ayyy oyy bağırmaktan milletin derdine dert katar, rezil olurum diye:))
    Demek ki ne kadar abartılmış, benim gibiler de boşuna merak ediyor oraları:))
    Gerçi Erhan Bey biraz bahsetmişti ama onun bakışı çok farklı olduğundan, senin gördüklerinle, yazdıklarınla daha iyi anlamış oldum.Arkadaş duymasın:))
    Devamını merakla bekliyorum, yüreğine eline sağlık.
    selam ve sevgiler
    Tülay Önder

     
  3. yonca

    10/25/2011 at 11:50

    görülmesi gereken yerler kadar, gidilmese de oluru paylaştığın için teşekkürler :))

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: