RSS

Yes yes M’dam!

01 Ara

Hindistan’a gittim ya bayramda Hindistan’a daha önceden gitmiş olan arkadaşlarım bu ülkeye ve insanlarına bayılarak döneceğimi düşünürlerken, ben gittim, gördüm ve bu deneyimden değişmeden döndüm geldim. Aynı zamanlarda Hindistan’ın farklı bir bölgesine seyahat etmiş ve deneyimini “git-tepiş-terle” şeklinde ifade eden bir başka arkadaşıma benzer izlenimlere sahip olduğumu söyleyince “Aman ya sorma… Ama bizim beyaz Türklerin içinde Hindistan aşığı çok, üstüme sıçratmayayım şimdi onları diye düşüncelerimi kendime saklıyorum” dedi.

Gitmeden okuduğum bir kaç blogda “Hindistan’ım benim, bekle beni para biriktirir biriktirmez geleceğim” şeklinde gurbetteki aşık köy delikanlısı tadında yazıları anımsayınca ona hak verdim. Ama ben hep burnunun dikine giden bir kadın oldum. Kimseden korkum, çekincem yok; Hindistan’ı pek sevmedim. Nokta. Nedenim açık aslında; spiritüel arayışlarımı çok önce farklı coğrafyalarda değil, sessiz sakin kendi içimde halletmeyi öğrendim. Bunu yapanı da asla kınamam ama… Herkesin yolu yöntemi farklıdır sonuçta. Ama ben Hindistan’a ruhumu bulmak için gitmedim. Hal böyle olunca haliyle gördüğüm her şeyde bir hikmet arama ve “o-kadar-yoksul-oldukları-halde-hala-nasıl da-gülümseyebilen-beyaz dişli-sevimli-Hintliler“den öğrenecek bir şeyler olduğunu vehmedemedim doğrusu.

Benim için yemek deneyimi de önemli olduğu için, gurme lezzet arayışlarıma göre oldukça yeknesak (zerdeçal ve kakule sağolsun) ve kreşendoları olmayan bir mutfak deneyim ile de karşılaşınca, gezi sırasında birbirine benzeyen günlere en azından günde üç defa renkli bir çentik atabilme deneyiminden de mahrum kalınca, SEVMEDİM ben bu Hindistan’ı…

Ama aynı şeye 8 hafta Türkiye’de gezmiş bir Amerikali kadının blogunda da rastladım; “bir kuzu şiş daha yersem kusacağım” diye yazmış… Onca güzel şeyi keşfedememiş herhalde dedim. Belli ki bizim durum da buna benzedi. Yani, ulaşabildiğimiz yerlerde o olağanüstü Hint mutfağına dair hiç bir şey yoktu. O Amerikalı hanımın dolaştığı yerlerde kuzu şiş dışında bir şeylere ulaşamamış olması gibiydi belki de durum. Belki vardı olağanüstü lezzetler de evlerde, kıyı köşelerde ve zengin mutfaklarında gizlenmişti. Yoksa “Hint superstarları” nasıl öyle besili olsunlardı ki?

Neyse, gezi sırasında ve dönüşte Hintlilerin, İngilizceye de hakim olmaları sonucunda ellerindeki turistik malzemeyi sürekli ve gönüllü bir şekilde köpürttüklerine ve bunu hiç bıkmadan her düzlemde yaptıklarına emin oldum. Tanıdığım bir çok Hintli arkadaşım var. Sürekli her ortamda kendi ülkelerini pazarlar, reklamını yaparlar. Bunca yıldır pazarlama işindeyim ya, ben de okuduklarıma tav olduysam… Oldum işte… İzlenimlerimi yazmaya devam edeceğim. Farklı ve hayran olmayan bir Hindistan değerlendirmesi okumak isteyen bana takılsın.

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , ,

2 responses to “Yes yes M’dam!

  1. veys

    12/04/2010 at 00:10

    bunun devamı da gelmeli. bu sadece giriş niteliğinde di mi ?

     
    • Ebruli Kedi

      12/04/2010 at 10:17

      Yes yes Sir. Sen de cevabı evet olan sorular sormaya başladın bakıyorum Veys’ciğim. Bundan gerisini okumaya istekli olduğun sonucunu çıkarıyorum ve yazacağım, azzzz sonra…. diyorum. ;-)))

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: