RSS

Aylık arşivler: Eylül 2010

En iyi teki; ö”teki”

Taksi durağının arkasında sinagogun önünü süpürüp, yıkıyorlardı. “Akşama burada iftar sofrası kurulacak” dedi şoför kardeş.

“Kim kuracak?” diye sordum,

“Sinagog’takiler”, dedi

“Ne güzel bir düşünce… ” dedim, dediğime inanarak.

“Bırak ya, ne hindir onlar, mutlak vardır bir hesap…” dedi, dediğine inanarak…

“Hiç Yahudi arkadaşın var mı?” diye sordum. “Olmaz mı, çoook” dedi.

“Peki, onları da katıyor musun bu hinler listesine?” diye sordum.

“Gavur onların hepsi.” dedi. “Onlara biz size gavur diyoruz. Siz bize ne diyorsunuz ? diye soruyorum, gülüyorlar… Onlar bize bir şey demiyorlarmış” dedi.

İçimden “Sen öyle san Verde..” dedim, sustum…

Akşam o sofraya oturacak. Yahudi cemaatinin katkıları ile sunulan çorbaya, yemeğe kaşık sallayacak. Hahamın, imamın, kaymakamın, muhtarın dostluk söylevlerine kafa sallarken yuttuğu lokmanın ardında hala “pis bir hesap” arayacağına eminim. Herhangi bir memlekette “öteki” olmak zor. Ne kadar yırtınsan da, yüzyıllarca bir arada yaşasan da…

Esas önemli olan aslında senin de her an başkaları için “öteki” olduğunun farkında olmadan yaşayıp ölmek..

Liste uzun…. Beylik ve en sık başvurulan liste, inanç, dil, ırk, cinsiyet, cinsel tercih ve özürlü olanlar gibi sanki. Ama bu listeye gündelik yaşamdaki sıradan faşizmin yansımalarını ekleyince, öyle bir uzatabilirim ki ötekiler lafını, ben de siz de kendimizden sıkılırız. “Öteki”den geçilmiyor bu dünyada.

Oysa nasıl seslenir yüzyıllar ötesinden bugüne Yunus Emre?

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Diyorum ki o yüzden, kamil insanın aynası Ö”teki”dir.

Bakın bakalım içinize ötekiler var mı ve size ne diyorlar “kendi”niz hakkında?

Reklamlar
 
 
 
%d blogcu bunu beğendi: