RSS

Akmak kolay mı hemşerim!

27 May

Şu aralar “akışta olmak” lafı dillere pelesenk oldu. Arzu edilir bir şey, onu anlıyorum ama “akış” nedir, nasıl akılır, akılmazsa kokulur mu, her isteyen öyle sallim aleyhüsselam, orta yerde çağıl çağıl akabilir mi, başkaları dururken sen akarsan ne olur? Akana bakmak sevap mıdır? Akanla akılır mı?

Akıl işte benimkisi de… Koyduğun yerde durmuyor… Şöyle bir gürül gürül akamazsam çatlayacağım vallahi… Cosmopolitan bile yüz yolunu yazmış geçenlerde.. Gerçi onlara sorarsan orgazmın da yüz yolu var ya, hadi neyse.. O başka yazının konusu. Sadede dönelim şimdi; akmak istiyorduk biz…

Psikolog Mihály Csíkszentmihályi bu terimi 1975’de ilk kullanan kişiymiş. Bu konuda yazdığı kitabin ismi de “Akış / The Flow” . İncelediği vak’alar akarkenki durumlarını “bir nehir içinde akmak gibi bir duygu” diye tanımlayınca, bu ruh haline “Akış (Flow)” terimini uygun görmüş.

Mutlaka akmalı insan da… Nasıl akmalı? İsteyen herkes akabilir mi? Hayır efendim, herkes öyle akamazmış… Vaktiniz yoksa, sağa çekeyim, yazıdan burada inebilirsiniz. Bu sıkıcı yazıyı okuma azminde olan arkadaşlar için, anlaşılır bir özet yapmaya çabalayacağıma izci sözü veriyorum.

Öncelikle, Csíkszentmihályi on ayrı etken sıralıyor “akış deneyiminin tanımlayıcısı” olarak:

1. Net tanımlanmış hedeflerin olması lazımmış : Yetenek ve deneyimlerin ile elde edebileceğin hedefler olması önemli ama bir tutam da “meydan okuma” içermesi gerekiyormuş. (Haydaaa, isteyen burada da atlayabilir yazıdan. Ben bile sıkılmaya başladm yazarken…)

2. Konsantrasyon : Kısıtlı bir alanda veya konuda içine derinlemesine dalabilme olanağı olmalıymış; “Valla duymadım karıcığım, akıyordum da.. Ne demiştin sen?” durumları

3. Öz-farkındalığın yitirilmesi; eylem farkındalıkla bileşince kendini unutmalıymış insan… “Ama karıcığım, vallahi akıştaydık; di mi Necla? Sonra bir baktım… Amaaan, akıl mı kaldı bende…”

4. Zaman kavramının yitirilmesi / bozulması: Kişisel zaman deneyiminin değişme uğraması olgusu yaşanırmış; “Aaaa, zaman nasıl akıp geçmiş, evde yemek de yok vallahi… Ne zaman saat yedi oldu?” gibi bir şey herhalde…

5. Doğrudan ve anında “geribildirim” alınması lazımmış ki eylem sırasında başarı ve başarısızlıklarımızdan ders çıkararak gerekiyor ise akışımıza çeki düzen verebilelim.

6. Beceri düzeyi ve girişilen eylemin dengeli olması (yani ne çok kolay ne de çok zor olmalıymış giriştiğimiz iş) gerekirmiş; çiğneyebileceğin lokma ısırmak gibi… Bu hesaba göre Ajda Pekkan’ın konserlerinde arya söylemesi onun kişisel akışına engel.. Haberi olsun..

7. Durum veya eylemimiz üzerinde kişisel denetimimizin olduğu duygusu önemliymiş; yani akıyorsun ama giriştiğin iş kontrolün altında gelişiyor. Akarken başını taşlara çarpmayasın diye..

8. Eylemin kendisi ödül niteliği taşımalıymış; bu nedenle çaba harcıyormuş gibi hissetmemeliymişsin kendini.

9. Bedensel gereksinimlerimizi unuturmuşsuz kendimizi kaptırdığımızda; acıktığının, çişinin geldiğinin, yorulduğunun farkında olmamak gibi…

10. Kişinin kendini yaptığı eyleme kaptırması; öyle ki farkındalık yanlızca o eyleme odaklanırmış; bazı meditasyon tekniklerinde “eylemin kendisi haline gelmek” der ya, onun gibi bir durum yaşanırmış. (Bazı kocaların maç seyrderken aktıklarını da çıkarabiliriz bu durumda. Bu yazıyı onlara okutmayın isterseniz. “Ne yapıyorsun Ekrem? “Akıyorum karıcığım.”)

Hadi buyrun bakalım. Liste ortada. Dakika bir gol bir; bir hedefin yoksa akış da yok.Yok yaaaa….
Neyse ki, bir açık kapı da bırakmış sağolsun beyefendi. Bunların hepsi birden gerekmeyebilirmiş akmak için. Ohhhh, neyse kafama göre akma olasılığım hala var.

Hedefi olma / olmama durumuna kafayı takmış durumdayım şu sıralar. Açıkçası bir süre daha herhangi bir hedef filan istediğimi de sanmıyorum. Ben öööölesine akmak istiyorum yahu… Gerçi yaş geldi dayandı, bir hedef hala görünürde yok. James Cook’un gemisindeki skorbitli bir gemici gibi hissetmiyor değilim kendimi zaman zaman… Ne zaman bir hedefim olacak Ya Rab?

Daha yazacağım bu konuda… Bakarsınız yazarken akışı yakalarım; sonra tutabilene aşkolsun beni… Neyse; çişim geldiğini farkettiğime göre henüz akışta değilim şu anda. Belki yarın, belki yarından da yakın… Becereceğime inancım sonsuz…

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , ,

9 responses to “Akmak kolay mı hemşerim!

  1. fitnat

    05/28/2010 at 11:15

    Durdurun zamani inecek var dan sonra ben isi gucu durdurdum ve simdilik Istanbul dan indim.Simdi mesajlarimda 3000 km uzakta akarken (!) akis yazini okudum ben onu bunu bilmem ama yasam akip giderken bir zamanlar insanlar gecelere akma pesindeydi o yetmedi simdi her an akma pesindeler.Akiyorlar da nerelere akiyorlar o belli degil .Sanirim bu yasla ilgili bir sorun ,gencken nereye aktigin onemli degil,yillar boyle akip gecmiyor mu hedeflerin var, herseyi unutuyorsun sonra bi bakiyorsun yasam akmis gecmis.(Bu arada unutmadan yazima takilma klavye sorunum var turkce karekterim yok)Bak ben de bu konuda yazarken sIkIldim.En iyisi uzatmadan ben burada hayata akayim(!) Yazin beni cok eglendirdi…..Sevgiler

     
    • Ebruli Kedi

      05/28/2010 at 16:16

      Amma uzağa akmışsın Fitnat. Darısı başıma, güzel bir akıntı bulsam ben de aksam ,-)))
      İyi eğlenceler..

       
  2. fitnat

    05/28/2010 at 16:48

    Kafami karistirdin buralarda once durdurun zamani dedin oyle yaptik, sonrada akmak diyorsun akalim mi duralim mi bilemedim ya neyse orada durdurduk burada da akar gideriz …..Sevgiler

     
    • Ebruli Kedi

      05/28/2010 at 16:54

      E tamam işte… Bir durup bakmışsın duruma sonra da akmışsın. Olmuş yani… ;-)))

       
  3. Veysel

    05/31/2010 at 21:33

    Öyle azıcık yazıp bırakmak olmaz. Hedef, sahip olmak falan demişsin. Biraz daha beklesem olmak da diyeceksin ama filmin en güzel yerinde kesmişsin 😦

    Neyse, yazının devamına kadar ben kendi fikrimi beyan edeyim:
    Bence bu ismini söylemesi zor adam halt etmiş. Bi kere bi nehirde akan herhangi birşeyin nereye varacağının bir garantisi yok. Biryerde kıyıya da çıkabilir, ööle aka aka göle, denize hatta okyanusa da karışabilir. Hatta yapabiliyorsa arada buharlaşıp havaya bile karışabilir. Hal böyleyken o akan şeyin bir hedefi olması kadar saçma birşey yok, çünkü büyük ihtimalle hem zaten hedef dediğin ne ki, hadi başardın ve tam olarak 352. metrede kıyıya vurdun, ee sonra?

    Ayrıca 7. ve 10. maddeler birbiriyle çelişiyor. Fazıl Say piyano çalarken çenesi kaydığında 10. maddeye uyuyor ama durumun kontrol altında olduğunu hiç sanmıyorum.

    Hem sonra Necla’yla akan güzel kardeşime ne oldu? Ekrem’i de aralarına alıp akmaya devam ediyorlar mı 🙂

     
    • Ebruli Kedi

      05/31/2010 at 22:50

      Yaklaşık beş yazı sonra ben de ‘Hedef filan yok, daalın bakiiim….’ diyecektim, lafımı ağzımdan aldın. 😉
      Bu arada ağzı açık salak sulak akarken buharlaşmış olabileceğim dank etti bir anda, sevindim… Yani kendimi bulut gibi hissetmemin nedeni ortaya çıkmış oldu. 😉

       
  4. Veysel

    05/31/2010 at 21:42

    Bi de,
    Sanırım sadece akışkan olan şeyler akabilir. Duruşkan olan şeyler de durabilir ;p

     
  5. binnurf

    02/02/2011 at 19:47

    Dur şimdi ben anlamadım, ezberden derdim ki akışta kalmak ortalama ya da “normal” diyebileceğimiz gruplarla birlikte yani damlacıklar olarak nehirde akmak derdim, o zaman da meydan okuma nereye düşer? Ayrıca akıp da ne olacak dur öyle bak akanlara..

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: