RSS

Ruhsal Atık Geri Kazanım Programı

29 Nis

Çocukken ölümden çok korktuğum bir dönem yaşamıştım. Bunda henüz çok genç olan anne ve babamın davranışları etkili olmuştu sanırım. Moderniz, okumuşuz ve de yetiştirilecek bir bebeğimiz var ya elimizde? Tüm ilgimiz onun üzerinde. Tuttu annem, Vücudumuz ansiklopedisinden bana iskeleti gösterdi. Hadi gösterdin, anlatırken bari ‘Bak, içimizde bundan var, o olmazsa patates çuvalı gibi yere yıkılırız’ demeyeydin.

Çocuk aklı işte. Yere yıkılmadığım için kemiklerime şükredeceğime, ısıracak gibi 32 dişi ile bana bakan kuru kafa ne zaman aklıma gelse korkudan titredim durdum. Aksi gibi evimize giden anayol on dakika kadar Karacaahmet mezarlığına nazır bir şekilde devam ediyordu. Uzaktan selviler gözükmeye başladı mı gözlerimi kapar, kör gibi itile kakıla yürütülür, dolmuştaysak gözlerim kapalı iner, ancak arkamızı mezarlığa dönünce gözlerimi açardım.

Çok uzun sürdü ölüm korkusunu içimden atmak. Üzerine gitmem gerekti. Bir kaç şey etkili oldu sanırım ölümü kanıksayıp kabullenmemde. Zor oyunu bozar derler; okula giderken otobüs durağına kestirme bir yol keşfettim ama mezarlığın içinden geçiyordu. Kestirme yol yağmur çamurda daha az yürümek anlamına geliyordu. Siz olsanız ne yapardınız?

Bir iki keresinde de, babaannemin kaybolan mezarını bulmak için gidip geldim mezarlığa. Kaybolsun istemiş zaten. Doğanın içinde eriyip yokolmakmış isteği. Öyle de olmuş. Çocuk halimle mezarı bulamadım ama gide gele başka bir şey buldum; beyaz-üstü-yeşil-yosunlu mezar taşlarında ve selvilerin altında huzur vardı.

Yahu, neden kimse ölümle ilgili konuşmak istemiyor. Ne kadar çok insan kendi ölümünden korkuyor! Oysa bazen yaşamı anlamak için tersine bakmak gerekli. Ben çocukken kendi ölümümle ilgili hayaller kurardım ve hatta kendi ölümüme ağlardım. Neden öldüm diye değil ama. Geride bıraktıklarımın halini düşler, onlara ağlardım. Bensiz dünyaları ne kadar eksik olacak, hayat benden sonra da devam edecek ama aynı olmayacak diye. Hüsn-ü kuruntuya bak. O zamanlar çok önemliydim, bir taneydim, dünya benim boynuzlarımın üzerinde duruyordu. Büyüyünce bu geyik hallerim geçti.

Peki, nasıl oldu da ölümden gerçekten korkmamaya başladım? Çünkü, bir gün geldi, ölümün çirkin bir kuru kafadan ibaret olmadığını anladım. Bırakın öteki dünyayı, cenneti cehennemi filan, maddenin korunumu kanununu hatırlayın. Madde hiç kaybolmaz. Form değiştirir o kadar. Ben de ölünce bir gün bir kurtçuğun öğle yemeği olacağım. Kurtçuğu bir kuş kapacak, ağzından suya düşürecek, belki bir balık yutacak, balığı bir ayı yiyecek, beslenen ayı palağına süt verecek, palak işeyecek, çişi bir böğürtlen çalısını besleyecek, böğürtleni bir çocuk yiyecek, aldığı besinle hücreleri gelişecek, işte bu hücrede hala benim (kimbilir kimden devraldığım) hücre enerjim var. Ben hala varım… Öldüm mü yani şimdi?

Bu işin fiziksel tarafına bakış. Yem oldum, yemiş oldum.. Peki beni ben yapan içimdeki tanrısal nefes ne oldu; yani ruhum nereye gitti?. Yok mu oldu o şimdi? Uçtu mu? Havaya mı karıştı? Bunun cevabını bilmiyorum. Bizi biz yapan bu olağanüstü enerjiye ne oluyor? “Her canlı ölümü tadacaktır, sonra bana döndürüleceksiniz” diyor tabut örtülerinin üzerinde.. “Bana döndürüleceksiniz.” Kalıbım yem olacak, ruhum bu dünyada sabit adresi kalmayınca mahrece iade olacak demek ki…

Boşta gezen ruhlar için bir geri kazanım programları vardır herhalde.. Yoksa bu kadar ruhsal atık, öbür tarafı da yaşanmaz kılardı.. Ruhsal atık geri kazanım merkezinde ruhları şöyle ayrıştıran sistemler var mıdır acaba?

• Olgun ruhlar sağdaki kutuya, sıkılıp, posası çıkarılarak edindikleri deneyimlerden farklı bir boyutta yararlanılacak,

• Yarı olgun ruhlar birleştirilip tam ruh yapılıp, dünyadaki şaşkın ruhlara yardıma yollanacaklar,

• Olmamış, ham ruhlar tekrar paketlenip yerinde olmaları için dünyaya iade edilecek…

Annem “yeniden doğuş bizim kitabımızda yok” dedi. Onun yorumuna göre başka kaynaklardan inancımızın içine karışmış. Bir sürü açıklama yaptı telefonda, “Hmmm” modunda dinledim. Bir çok insanın yeniden doğuşa inanarak huzur duyduğunu ve yaşama katlanabildiğini bildiğimden, “geri gelmek isteyen varsa, buyursun” diyorum.

Ama o zamana kadar buradayız ve şimdilik elimizde olan bu yaşam. O zaman… (boşlugu uygun kelimelerle siz doldurun.)

Reklamlar
 

Etiketler: , ,

4 responses to “Ruhsal Atık Geri Kazanım Programı

  1. keshishadam

    11/04/2011 at 11:11

    Yazılarınızı okudukça insanda farklı istekler uyanıyor. Bende uyana istek “ipad almalıyım” şeklinde” 🙂 çok alakasız bir istek gibi gözükse de aslında direkt alakalı bir durum. Yazılarınızı tatilde en huzurlu olduğum anlarda okumak için şimdiden heves bastı. İyi film konusundaki kıstasım “psikolojimi olumlu veya olumsuz değiştirebilen” filmlerin iyi olduğu yönünde. Sizin yazılarınız da aynen öyle, beni o ortamdan başka bir ortama atıyor resmen. Hepsini hemen okuyup tüketmemek adına sindire sindire yazılarınızdan fal tutacağım bu gidişle.

    Ölüm hakkında odaklandığım nokta ölüme yaklaştıkça ne hissedileceği. Bu noktada teorim genelde nasıl yaşandığı ve arkanızda bıraktıklarınızla alakalı.

     
    • Ebruli Kedi

      11/04/2011 at 15:51

      Sevgili Keshishadam,
      Nazik övgünüz sıkıcı bir iş gününün ardından ruhumu yıkadı. Teşekkürler. Hemen şimdi saatte 100 yazı fazına geçersem görürsünüz gününüzü… I-pad bile fayda etmez.
      Aslında sizi yazmaya teşvik etmesini çok isterim. Yalın ve güzel bir üslubunuz olacağını ucundan accık hissettirdiniz.
      Yeni yazılara, sevgiyle, sağlıcakla kalın.

       
  2. keshishadam

    11/25/2011 at 14:59

    Tam zamanında olması gereken yerde buldum yazılarınızı ve inanın çok cesaret alıyorum sizden. Öğrenci hazır olduğunda öğretmen ortaya çıkarmış. Nerde olduğunuz hiç önemli değil sıcak düşünceleriniz ısıtıyor buraları…Selamlar, saygılar…..

     
    • Ebruli Kedi

      11/25/2011 at 22:51

      Vallahi, aslında herkes kendisinin hem öğretmeni hem öğrencisi bu yolda. Hepimiz ruh yordamı ile arıyoruz. Belki size göre cebimde daha fazla sayıda yıl var, fazladan yaşanmışlıklar. Hepsi bu. Sevindim yazılarımın içinizi ısıttığına. Bu bana söyleyebileceğiniz en güzel şey… Selamlar, sevgiler…

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: