RSS

Tokyo ile dağa tırmanmak

25 Mar

Biz çocukken yazları giyelim diye pahalı ayakkabılar değil, uyduruktan tokyolar alınırdı. Hem içeri-dışarı-içeri-dışarı-şıpıdık-şıpıdık, giyip çıkarması kolay olurdu, hem de ucuzdular. Şimdilerde tokyolar yine moda oldu; ismine sosyetik kadın dergilerinde flip-flop diyorlar. Şıpıdık daha güzel ve civelek değil mi? Şıpıdık şıpıdık şıpıdık.. Flip-flop, flip-flop. Şıpıdık üzerinde çiçekli, etekleri fırfırlı bir elbise, kırıta kırıta yürüyor. Flip-flop çok kaba, erkek Fatma kılıklı ve çocukça.

“Tokyo da nereden çıktı?” demeyin hemen. Aşağıdaki yazıda tokyolar başroldeler. Yazının ortasında tokyo ölüyor. Zaten yazın sonunu da nadiren çıkarırlardı. Şimdikiler daha dayanıklı. Parmak arası olanlar hemen atılırdı. Kalın bantlı olanları vardı, onlar bir süre yırtık, kopuk idare ederdi. Herşeyi şimdiki gibi hemen atamazdık.

Daha önce ilerlemek icin başka yollar seçmek, yöntemlerimizi değiştirmek ve farklı davranışlar benimsemek lazım diye yazmıştım. Sık sık elimizdeki malzemeyi gözden geçirip yeniden karar vermek lazım. Biz ise ne yapıyoruz? “Hele bir yürümeye başlayayım, yolda düşünürüm” diyerek, hayatın ta en başında donandığımız malzemelerle ilerlemeye çalışıyoruz. Koca bir dağa tırmanacağız ama bunu tokyo ile yapmaya kalkıyoruz. 30’lu ve 40’lı yaşlara yaklaşırken tokyonun lastiği yavaş yavaş erimeye başlıyor. Zaten ayaklarımız büyümüş, tokyo beş numara küçük kalmış. Geyşalar gibi miniminimini yürümeye çalışırken, yolun tam orta yerinde, yalınayak başı kabak, ayaklar kan revan içinde kalakalıyoruz. Geri gidemezsin çok yol katetmişsin, ileri gidemezsin dağ çok yüksek. Orada çok salınamazsın. Bırak yanında geçip gidenleri, en başta yenilgiyi kendine yediremezsin.

Mesela evveli sene iki tokyom birden koptu. Ne yapacaksın, mecbur kenara oturdum beklemeye başladım. Korktum tabii. Sonra bir de baktım ki, bir sürü insan. Hepsinin tokyosu kopuk. Bir kısmınınki de kopmak üzere ama farkında değil, anca bir iki adımlık ömrü kalmış. Önceleri insan başına gelenlerin nedenlerini anlamıyor tabii. Yol kenarında öylesine el elde, baş başta oturuken, önceleri kendimizi kurban sanıyoruz. Zamanla sakinleşip de biraz düşünüce kafaya dank ediyor. Ne kurbanı canım! Neyi seçtiysek onu yaşıyoruz. Kendi gerçeklerimize gözümüzü kapamışsak, boş hayallere kapılmışsak, ayağımızdaki tokyo ile dağa çıkılabilir sanmışsak… Hata kimde? Çoğumuz koptu diye tokyoya, “Sapasağlam tokyomun canına okudu” diye dağa kızıyoruz.

Tamam. Olabilir. Belki o dağa tırmanmak istemiyordun da seni gaza getirdiler. Bir heves başladın yürümeye. Hadi başta sana kimse fikir sormadı diyelim (zor bir ihtimal ama, öyle diyelim…) Peki, yaşamının kontrolünü eline aldıktan sonra sen neden bu soruyu kendine hiç sormuyorsun? Bir noktada durup düşünmek lazım gelmez mi? Yolun bir yerinde, yalın ayak başı kabak kalınca, anca o zaman panik içinde düşünmeye çabalıyoruz hepimiz. Devam mı yoksa burada mı kalalım, yoksa başka rota mı deneyelim? İşte, sıkıntı bundan.

Bu yolculukta seçimlerimizi arada bir korkularımıza esir olmadan sıfırdan tanımlarsak, işte güç olan bu.. Gerçekçi bir bakışla, durum tesbiti yapıp, eldeki malzemenin durumunu gözden geçirmek gerekli. Sırt çantana bir göz atmalısın. Bunu yapmak için illa tokyonun kopmasını beklemeden. Bir noktadan artık eminim. Hayat kimseyi kabak gibi soyup ortada bırakmaz. Hiç bir zaman. Çözümleri önceden cebine koymuşsundur, çantanın dibindedir de belki unutmuşsundur. Dert her neyse, devası mutlaka çantanda vardır.

Dök bir çantanı yere.. Ne var ne yok, envanter çıkar. Yolculuğun bundan sonrasında işine yaramayacak ise, at. Var mı unuttuğun başka bir yeteneğin? Mutlaka işe yarayacak bir kaç şey koymuşsundur çantana. Bir istek vardır belki ceplerden birinde, çok isteyip sonra unutuğun. Herşeye bir gözat ve sonra, hala istiyorsan dağa çıkarsın ya da istersen takıldığın noktada bir süre eyleşirsin. Hatta çok istiyorsan, ilelebet orada kalabilirsin de…

Sana ne söylendiyse öyle değil, sen ne istiyorsan öyle olsun.

Reklamlar
 
4 Yorum

Yazan: 03/25/2010 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

4 responses to “Tokyo ile dağa tırmanmak

  1. Fitnat

    03/26/2010 at 12:12

    Eline, kalemine sağlık…..Yolculuk …..Ağlamadan, sızlamadan , ayaklarının acısına rağmen bu kadar güzel yazılabilir…Hepimiz yaşıyoruz ama ne yaşadığımızın farkına varmadan yada farkında olsak da ifade edemeden…Okurken çok büyük bir keyif aldım…Teşekkürler..Sevgiler…

     
    • Ebruli Kedi

      03/26/2010 at 21:03

      Ben teşekkür ederim Fitnat’cığım değerli yorumuna.
      Sevgiler,

       
  2. selma

    05/15/2010 at 13:54

    Bende bir fotograf var- bu yaziya cok uygun. Sana gonderecegim. Burada ekleme secenegi yok. Yazin cok guzel. Yes- o cantalari zaman zaman bosaltmak gerek.
    sevgiler,
    selma

     
    • Ebruli Kedi

      05/17/2010 at 20:03

      Tamam çok teiekkür ederim. bekliyorum. Sevgiler,
      Petek

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: