RSS

La Habana Vieja -4

24 Mar

Tarih dedik de, Küba’da tarih 1500’lerde itibaren başlıyor. Öncesini ise İspanyol’ların marifetli itlaf planları sayesinde anlatacak kimse kalmamış. (İspanyollar sonradan özür dilediler mi acaba diye düşünmeden edemiyor insan, ve böylesi bir özrün anlamını…) Adanın özgün halkları Siboneyler ve Atabey’ler genetik haritalardan bile silinmiş. Bir iki isim kalmış geride sadece. Üst üste biriken tarih epi topu 500 yıl. Bizim gibi geçmişi onbinlerce yıla dayanan, tarihin üstüste dikey biriktiği topraklardan gelenleri bu sığlık pek kesmiyor tabii.

Şehri yayan gezerken, ekonomik anlamda bir çok ümidin bağlandığı yolunacak kazlara yönelik bir tiyatro dekoru içinde gezdirildiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Bir çok binanın restorasyonuna yeni başlanmış. “On yıl önce burada olsaydınız” diyor rehber, “Plaza Vieja’da tüm evler şunun gibi dökülüyordu.” Şimdilerde Havana Unesco’nun katkılarıyla insanlık mirası kapsamında, bir düzene oturtulmuş restorasyon projeleri ile eski günlerini arıyor.

Bu his ancak Havana dışındaki şehirlere gidince değişime uğruyor. Küçük şehirlere gidildiğinde şehrin turistlere karşı içinden geçirdiklerini okumak biraz daha mümkün. Kapı ve pencereler her daim açık. Çoğu köy evinde sabit jaluziler var; ahşap ya da metalden. Ama çoğunda cam yok. Belki pahalı, belki bulunamıyor, belki de hava sıcak olduğu için; hep açık tutacak isen cama da gerek yok zaten.

Dış gözlere görece kapalı olan Havana’nın aksine (belki kısa sürede biz bakmayı bilememiş de olabiliriz tabii), daha ufak şehirlerde kuyruğu dik tutmaya çalışma çabası da daha az belirgin. Evler zamana daha iyi karşı koymuş; belki onları seven sahipleri içlerinde yaşadıkları, ellerinden geldiği kadar evlerini korudukları içindir.

Turist yolları üzerinde şunu iyice seziyorsunuz; yabancılara ve memlekete bırakacakları paraya bağlanmış umutlar var. Hem kapitalizme karşı başarılmış olan “olağanüstü devrimin mucizelerini” yeni kuşaklara ve dahi kapitalistlere unutturmayacaksın, ama halkının bekası için de kapitalistlerin bırakacağı “konvertibl pesolara” yüz sürmek zorunda kalacaksın. Bu yaman çelişkinin üstesinden Küba yönetimi halkını yabancılardan ayrı tutmaya çalışarak gelmeyi amaçlamış sanki. Çok değil bir kaç sene sonra bunun olanaksızlığını anlayacaklar sanırım. Ignacio Romanet ile yaptığı söyleşide Fidel Castro’nun geçmişteki bazı başarısız denemelerden bahsederken en sık söylediği şey “Çok gençtik, idealisttik, deneyimsizdik, bilemedik” oluyor. Allah uzun ömürler versin kendisine.. Şimdi seksen küsur yaşında. Acaba bu konu da ileride “Deneyimsizdik” dediklerinden biri mi olacak, merak ediyorum.

Dünya dönüşürken Küba onun dönüştüğü tarza ayak diremeye çabalamış. Zaten dünya Küba’nın bu direnişine “bakmaya” geliyor. Küba’ya gelen bir çok turistte “Fidel ölmeden Küba’yı görmek” gibi bir düşünce olması, dünyanın beklentisini de gösteriyor. Bu ne demek? Fidel ölünce, yıllarca bastırılmış yoksunluklar patlayacak, Küba yine Amerika’nın partiler verdiği arka bahçesi olacak; vur patlasın çal oynasın. “Kısa sürede bizim gibi olacaklar, bak dediydi dersin” kehaneti. Dünya bakmaya geldiği şeyi de “un peso”ları, yoksul çocuklara dağıttığı bonbonları, T-shirtleri, Dolarları, Euro’ları ile hızla değiştiriyor… Raoul Castro 1 Nisan 2008’de cep telefonu sahibi olunmasına izin verdi. Halkına şaka mı yaptı acaba? “Gereksiz baskılardan artık vazgeçmek lazım” demiş. Değişim kapıda bekliyor, halk da dünyada olup bitenlere kör değil, bunu yürekten istiyorlar gibi geldi bana.

Şimdilik Küba hala insanlığın en büyük eşitlik deneyinin olası olduğunu gösteren bir örnek; deneyin başarılı olup olmadığını sonra tartışalım. Hangi pencereden ve Küba’ya ne kadar sevecenlikle ve tarafsızlıkla bakabildiğimize bağlı. Örneğin hala Afro-Kübalılar yani teni koyu renk olan eski kölelerin torunları eşit iş ve haklardan yararlanamıyorlar. Hakları var ama eğitimsiz oldukları için yararlanmasını beceremiyorlar deniliyor. Suça eğilim bu sosyal grup arasında daha fazla imiş. Görülen o ki, beyazlar hala diğerlerinden daha eşit. Kölelik tarih olmuş olsa da geleneklerin kalıntıları günlük yaşamda devam ediyor. Algılar ve önyargılar 60 yılda değişmiyor. Örneğin, devrimin ön saflarında bir çok kadının erkeklerle omuz omuza çarpışmış olması gerçeği, kadın erkek eşitliğinin toplumun her katmanına yayılmasını sağlamaya da yetmemiş. Kadınlara da kağıt üzerinde her türlü hakkı tanınmış. Haklarını kullanmayı biliyorlardır herhalde.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: