RSS

La Habana Vieja -3

25 Şub

Çoğu evde şifoniyerin üzerinde bir dini heykel veya ikona da bulunuyordu. Bazı giriş kapılarının üzerinde “bu ev şu şu aziz tarafından mutluluk ve sağlıkla kutsanmıştır” şeklinde yazılar vardı; nazarı uzakta tutsun diye. Demek ki dünya malı vermese de Tanrı’nın varlığına inançları  henüz tükenmemiş. Zaten Küba’da devrim ruhban sınıfına dokunmamış. Ruhban sınıfının ileri gelenleri arasında devrime karşı olanlar olduğu kadar
ondan yana çıkan din adamları da olmuş.

Devrimin ilk zamanlarında Kilise Miami’deki Katolik papazlarla ortak hareket edip, kendi çocuklarının başını yemiş. Herhalde Küba Devrim Tarihi’nin en acıklı kayıplarından
biri bu olsa gerek.  Çocukların velayetlerinin kendilerinden alınacağı, komünistler tarafından et konservesi yapılıp önlerine konacağı anti-propagandalarına inanan orta sınıf Kübalı’lar kilise eliyle çeşitli yaşlardaki 14.000
çocuğu ABD’ye yollamışlar. Bu büyük transferin telaşından olsa gerek, çocukların yanlarına verildikleri ailelerin doğru dürüst kayıtları bile tutulmamış.  Aileler bir kaç aya devrim ateşi söner, çocuklarımızı geri alırız umudundaymışlar.

Zaman geçtikçe, telefonda bile konuşamaz olmuşlar zira çocuklar anadillerini unutmuş. Sonrasında da sınırlar kapanınca hatlar toptan kesilmiş olmalı.  Bu çocuklardan bazıları ancak kırk yıl sonra insani bir proje  kapsamında Küba’ya tekrar ayak basabilmişler. Yaşıyor ise bir araya geldikleri anneleri ile tercüman aracılığı ile konuşabilmişler. İlk lafı ne olmuştur acaba annenin? Acı bir sayfa yakın tarihten…

Ana yolları bırakıp, ara sokaklara girmek gerek gerçeğe biraz daha yaklaşabilmek için. Her bir penceresine farklı tahtalar çakılmış, eskinin zengin binaları; oda oda bölünüp bugünün apartmanları; “solar”lar olmuş. Kepenkleri kapalı, açık olanların da içleri karanlık. Hiç birinin içini tam göremiyorsunuz. Balkonlardaki çiçek saksıları, su bidonları, muz hevenkleri, kümesleri, uyuklayan köpekleri ve atletli adamlar ile sokağı seyreden yaşlı kadınların yüzleri. Hiç biri yaşamlarının gündelik akışı ile ilgili sır vermiyorlar.

Yanınızdan geçen sarı Amerikan okul otobüslerini andıran belediye otobüsleri
itiş tepiş. Bir bekleme sırası yok; ortalıkta gezinerek bekleşiyor insanlar.
Derken bir araç geliyor, hooop, hemen bir sıra oluşuyor. Sıra varmış meğer ama biz görememişiz.  Halkın kullandığı peso’ları turist olarak kullanmanıza izin olmayınca, dolmuşların, marketlerin, ara sokaklardaki büfelerin kapısı da size kapalı.  Siz turist olarak sadece size gösterilen kadarına bakıp, yola devam etmek zorunda olan gel geç misafirlersiniz. Müzelere gidin, Calle Obispo’da kafelerde oturun, müzik dinleyip el çırpın, eğlenin, yiyin için, para harcayın, ama mutlaka evinize dönün.  Havana sizi sandalyenizde iğreti oturtuyor.  “Yiyin” kısmını ne kadar beceremediklerini sonra anlatırım ama “için” kısmında kusur yok. Mükemmel biraları “Buccanero”lar adanın korsanlarla içli dışlı tarihine atıfta bulunuyor; “Korsan Birası”. Daiquiri’nin anavatanı Küba. Mojito’nun naneli ferah tadı dünyaya yine Küba’dan armağan.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: