RSS

Sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım…

05 Oca

Kimi insanlara dökülüveririz; önlerine serdikçe geçmişimizi anlattıklarımıza kendimiz de şaşarak… En sevdiğimiz, çok güvendiğimiz, iyi tanıdığımız biri olması bile gerekmez bazen..

Aslında akış ona doğru değil de kendine doğru yaşanır. Karşısında dinleyen biri olmadan “kendi”si ile “konuş(a)mayan” çok insan var. Ama bu aşağılanacak bir durum değil, bir aşama sadece…

Kendi” egonun karşıtıdır” diyor Jung.   “Olduğun gibi görün” demesi de aynı laf Mevlana’nın; egonun yok olup kendin ile buluştuğun nokta.  Ruhun özgürlük yolculuğunda toprağı öptüğü yer..

Her insan bir nehir ve herkes “kendi” yatağında menzile doğru akıyor. “Kendi”n olmaya çabalamak doğamızın gereği. Kimisi kestirmeden gider, çağlayanlardan dökülür, erken erer. Kimisi ise kendine doğru olan yolculuğunda dümdüz ovada dolambaçlı menderesler çizer. Ama er ya da geç kendi denizine ulaşır can suyu… İçinde aktığı coğrafyanın koşulları ve beslendiği kaynaklar belirler çizdiği yolu, derinliğini ve akış hızını.

Aktıkça keşfederiz ve bazı hallerimize, durumlarımıza ve duygularımıza uyanırız.  Bazı noktalarda başkalarına yapılan o ilk konuşmalar dışarıdan içeri döner, artık aktarılan bilgi içselleşmiş, hazmedilmiştir. Ama ilk başlarda hep birilerinin tanıklığına gereksinim duyulur.

Birine kendini anlatmak tamam da, biri sana anlatınca “karşılayan” taraf olmak da büyük incelik, duyarlılık ve sorumluluk istiyor.  Saçıp savuruyoruz çoğumuz tavsiyelerimizi, dayatmalarımızı, ‘yap-yapma’larımızı… Sadece karşı tarafın kendine kendini anlatmasını dinlemek yetecek iken…  Kendine bir demet çiçek sunulan filin onu hortumu ile tutması gibi bir durum yaşanıyor çoğu kere.

Biri bana kendini ve geçmişini anlatırken; “Sus, konuşma ve yorum yapma” diye sürekli hatırlatıyorum artık kendime..  Yorumum çok eksik olacak.  Ben o değilim; anlatılan şeyleri ben yaşamadım..  Ne kadar anlayabilirim ki zaten. Ve ne biliyorum ki ben? Anlayamam… Duygudaşlık kurabilirim ancak.

Sen sus! O sadece dinlemeni ve kıyıda durmanı istiyor…” diyorum kendime..

Suyun kıyısında oturup, onu dinlemek gibi… Bir nehire “öyle akma böyle ak, çok şırıldadın ama şimdi..”  denir mi?

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

6 responses to “Sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım…

  1. didem

    01/05/2010 at 15:22

    benim kendime kendime uygulamaya çalıştığım bir konunun tam da üzerine basılmış:))

     
  2. TÜLAY

    01/12/2010 at 00:36

    Yüreğine, kalemine sağlık. İnsanların sürekli yaptıkları, ahkam kestikeri konuya ne güzel parmak bastın.Çok güzel bir anlatımınla.Tebrikler, başarılar.

     
    • Ebruli Kedi

      01/12/2010 at 00:48

      Teşekkürler Tülay’cığım. Bilmeden ahkam kesenler bazen baltayı taşa vuruyorlar. O hale düşmek beni korkutur hep. Sevgiyle,

       
  3. Tülay

    01/12/2010 at 12:32

    Çok haklısın bende korkarım hep.Kaş yapayım derken göz çıkarmaktan..
    Herkes kendi hayatını yaşar sonuçta..
    sevgiler, başarılar..

     
  4. Yonca

    01/12/2010 at 18:30

    merhaba;

    öncelikli hayırlı olsun blogun

    bence çok doğru yorumlamışsın, ben bu yüzden çoğu kez aynada kendime anlatırım beni. Gerçi bazen o bile, yorum yapıyor üstüne :)))

     
    • Ebruli Kedi

      01/13/2010 at 10:16

      En çok o konuşur zaten ;-)) Yorumuna teşekkürler.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: