RSS

Anı Yaşamak…

16 Ara

Gazeteler, dergiler, her taraf beylik “anı yaşayalım” talimatları ile dolu da hiç kimsenin bunun ne gibi bir kişilik ve deneyim alt yapısı gerektirdiği ile ilgilenmemesi de ilginç geliyor bir yandan. Sadece “hadi anı yaşayalım, günü yakalayalım” diyor işten ve koşturmacadan bayılmış, hızdan başı dönmüş herkes. Benimse aklıma bir sürü soru takılıyor; her şeyi didikleyen, parçalara ayıran, analiz etme alışkanlığında olan beynim rahat durmuyor.

Anı gerçekten yaşamak için tam bir teslimiyet şart. Peki, kaç kişi kendini teslim etmiş durumda acaba?

Anı yaşamanın gerekliliği ile ilgili dün bir durum yaşadım. Kanser ameliyatı olmuş ve fazla zaman tanınmayan yaşlı bir yakınımı ziyaret ettim. Anı yaşamak deyimi farklı bir boyut
kazandı gözümde. Geçmişten konuşmak istemiyordu. O an anladım ki o insan ile “yarın”dan da
konuşamazdık. Geriye bir tek içinde bulunduğumuz an kalıyordu..

Theodor Adorno’nun bir lafı vardır; uzun süre düşündüm üzerinde: “Yanlış yaşamlar doğru yaşanamaz” diye.

Doğru ve derin bir laf gibi geliyor biraz düşününce. Ama kendi içinden başka sorular da doğuruyor. Yanlış yaşam nedir, doğru yaşam nedir?Yanlış sandığımız şeyi düzeltmeye çabalarken yeni bir yanlış yapmayacağımızın garantisi nedir? Yaşam yanlış ise, anı yaşamışsın yaşamamışsın kaç yazar; anı da yanlış yaşarsan ne olacak? Adorno yanılmış diye sonuca vardım. Yanlış yaşam diye bir şey olmaz kanımca.

Kendimce vardığım sonuç (ki yarına da değişebilir görüşüm)sadece içinde olduğumuz anın içsel gereksinimlerimize karşılık gelecek 
yaşanması ile yaşamımızın genel yönünü de doğrultmak olası. Minik mutlu,
ya da geçtim mutluluktan kendimizden hoşnut olabildiğimiz anlardan bir mozaik yapıp, daha büyük bir mutluluk resmine ulaşmak mümkündür belki..

Kolaj yapmak gibi.. İstediğin rengi sen kat..

Yine de güneş her sabah doğru ya da yanlış yaşamlarımızın üzerine doğuyor ve bana

Mevlana’nın o çok sevilen ve hep uygulamaya çabaladığım sözlerini hatırlatıyor:

Sevgide güneş gibi ol
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol
Öfkede ölü gibi ol
Her ne olursan ol
Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol.

Anı yakalar gibi yaşamanın şifresi işte bu şiirin son iki dizesinde gizli. Olduğun gibi görünme “cesareti“, yaşamlarımızı yalan imgelerden, yakalamak için peşinde koşup durduğumuz sahici olmayan şeylerden, kendimiz ile ilgili yanıltıcı ego triplerimizin ağırlığından arındırır gibi geliyor bana… “Cesaret” anı yaşamaktan daha fazla üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram.. Çok azımızda isteklerimizin, içsel akışımızın peşinde gitme ve içinde rahat ettiğimiz kozamızı delip çıkma cesareti var.

Bol güneşli, mutlu ve yalansız, “doğru” ve de “dürüst” yaşanacak günler diliyorum.

Becerebilir miyiz? Bilemem, pek zor aslında: Özdemir Asaf ne demiş çünkü?

Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı,
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.

Ben kendimle çok sık vuruşurum ama hep tahta kılıçlar kuşanırım bunu yaparken. Olgunlaşmak için kendi egomdan sıkı bir dayak yememin şart olduğunu bilirim
ama benim de onu pataklayacağım gün gelecektir mutlaka.

Bu vuruşmalar sırasında kendimi helak etmeme, derin kılıç yaralarına gerek yok diye düşünürüm.

Sevgimizin akarsuyu önce kendimizi yıkamazsa, başka kimsecikleri yıkayamaz, bundan eminim…

Reklamlar
 
9 Yorum

Yazan: 12/16/2009 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

9 responses to “Anı Yaşamak…

  1. Meral Terem

    12/16/2009 at 12:04

    Petekcim, yazın gerçekten çok hoş, iyiki böyle bir işe kalktın. Ancak uzun, bunun da nedeni bence 2 farklı konu üzerine yazmış olman, aslında konular arası güzel bir geçiş yapmışsın ama doğal olarak uzamış. Benim vaktim var ve okuyorum, vakti olmayan kişiler sonra okurum diye rafa kaldırabilirler.

     
    • ebrulikedi

      12/16/2009 at 17:39

      Haklısın, zaten bütün yazılarımı 3-4 paragrafa sığdırabilmeyi istiyorum bundan böyle ama bilirsin pek kısa lafı olan biri değilim. ;-))
      Sevgiler,
      Petek

       
  2. figenya

    12/18/2009 at 21:31

    Ruhumdan bir yansıma bulmadım desem yalan olur bu yazıda…

    Çok şükür, evrende bir ben savaşmıyormuşum kendi değirmenlerime karşı:)

    Çok iyi yazıyorsun Petek, en az fotoğrafların kadar, gönül gözün açık, bu erdemli bir meziyet.

    yeniden döneceğim buraya

    sevgiler

    figen

     
    • ebrulikedi

      12/20/2009 at 13:12

      Hepimizin mebzul sayıda değirmenleri var Figen’ciğim. Okuyan dostlara geçirmek istediğim duygu bu savaşın illa da kan revan içinde olması gerekmediği. Cesaret verici güzel sözlerin için teşekkür ederim. Sevgiler benden de sana. 😉

       
  3. Burçin Tarhan

    12/29/2009 at 21:11

    ebrulikedi, şu cümlelere bittim :
    Yanlış yaşam nedir, doğru yaşam nedir? Yanlış sandığımız şeyi düzeltmeye çabalarken yeni bir yanlış yapmayacağımızın garantisi nedir? Yaşam yanlış ise, anı yaşamışsın yaşamamışsın kaç yazar; anı da yanlış yaşarsan ne olacak?

    Öğrendim ki Hayyam severmişsin:
    Dünya ne verdi sana? Hep dert hep dert!
    Güzel canın da bir gün uçar elbet.
    Toprağında yeşillikler bitmeden
    Uzan yeşilliğe, gününü gün et

     
    • ebrulikedi

      12/29/2009 at 22:16

      Çok teşekkür ederim Burçin. Adım Petek. Beğenmen beni çok mutlu etti inan..
      Evet, üzerimizde ot bitmeden biraz “ol”abilirsek ne mutlu bize…
      Sevgiler,

       
  4. didem

    01/26/2010 at 12:13

    mükemmel!

    yazılarını okumaktan çok keyif alıyorum Petek abla. Özellikle anlatımını destekler nitelikteki söylemler, şiirler…. kullanıyor olmanda yazmayı ne kadar hakettiğini düşündürüyor bana:))

    Daha derin düşünebilmek, koşturmacaların içerisinde yaşanan olayları irdeleyebilmek meziyetini seviyorum galiba

     
    • Ebruli Kedi

      01/26/2010 at 13:57

      Didem’ciğim sağol yüreklendirici sözlerin için. Senin cookielerle yaptığını ben sözcüklerimle ve fotolarımla yapıyorum işte. herkesin bir dışavurum kanalı vardır galiba. Onu bulabilmek önemli. Yazdıklarımda kendine dair de bir şeyler bulman beni çok sevindirdi.

       
  5. Ayşe Mine

    02/25/2012 at 09:09

    buraya vardım, daha çok yeni, dün. çok önce okuduğum bu yazından hastane kısmını beğenip aklımın bir rafından indirip indirip sağa sola sunuyordum , bir arkadaşım anlattı diyerek (bir dahaki sefer tam ismini vereceğim). yazındaki derinliklere yeni inebildim. iniş değil de çıkıştır bu. selametle..

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: