RSS

Dolap beygiri misiniz?

15 Ara

Evet ben yazarak kendimi ifade ediyorum, zaten işim de buna dayalı. Yıllardır yazıyorum, yani kaslarım daha antrene olmuş durumda.. Ama bende de gırtlak kasları tembel. Konuşarak ifade edemiyorum kendimi. Kelimeler ağzımdan çıkmaya gelince isteklerini kaybedip, birbirlerinin ardına saklanıyorlar. “Önce sen çık!”, “Yok hayır sen atla dışarı…” diye itişip, sonunda kafamdaki sırayı bozuyorlar. İfadem tutuluyor. Oysa yazı yazarken, kelimeleri sıraya diziyorum. Uslu uslu yürüyüp yerlerine yerleşiyorlar. Yoksa ortalık her daim karmakarışık ve gürültülü düşüncelerle dolu..

Konuşmak çoğu kez hiç bir şeyi cözmüyor. Yazmak da öyle ama hiç değilse içinden atıyorsun. Kelimelerinin her birinin sırtına bir paraşüt bağlayıp, “Hadi aslanlarım” diyorsun, “Atlayın ve anlatın onlara…”  Konuşurken kelimelerin nereye çarpacakları, kendileri ile birlikte hangi duyguları yaralayıp, neyi öldürecekleri belli olmuyor. Kamikazeler gibi, ölüme  gittiğini bilmenin aşkın duygusu ile, öldürmek üzere dökülüveriyorlar ağzından. En azından ben akım derken bokum diyenlerden olduğum için çok acısını çektim bunun..

Özellikle ikili ilişkilerde karşındaki ne kadarını anlıyorsa o kadar ifade edebiliyorsun kendini. Ne zavallı bir durum değil mi? Karşında başka hayatlar yaşamış, çocukluğu ve gençliği farklı yerlerde, zamanlarda geçmiş, başka deneyimlerden gelmiş, kelimelere, seslere bambaşka anlamlar yükleyen biri.. Sen bir şey diyorsun; o başka şey anlıyor. Bu zor bir durum. Hele birbirini anlama isteği yoksa, başka ego tripleri dönüyorsa ortalıkta.. Paçayı kurtarmak imkansiz.

Ama hala sevgi varsa, bir yol arayışı sürüyor. Yürekten yüreğe bir köprü kurmak. Konuşmadan, kelimelerin yetersizliğini anlayıp, kafanı susturup, doğrudan karşındakinin yüreğine bakmayı denemek. Ama insan kendi yüreğinin içine bile bakmaya korkarken bunu yapmak ne kadar zor.. Herkes kendini maskelerin arkasına saklayıp, kendini içinde rahat hissettiği kıyafetlere bürünürken.. Sevgi yoksa artık, kayboluyoruz. O zaman sürdürmek boşuna…

Kaç yaşında olursak olalım, hayat üzerimize üzerimize geliyor gözlerini dikerek..  Çözülüyoruz, bir sürü zorluklar, yapacak çok şey var kaygısı, çok şey  biliyoruz inanışı, sonu baştan bildiğimizi sanıyoruz. “Bunları daha önce de yaşadım ben, biliyorum..” diyoruz. Ondan korkuyoruz bu kadar. Halbuki her yaşanan an bir başka seçim… Seçimlerimizi eski deneyimlerimize göre yapınca, hep aynı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Mesela ben kendi yollarıma ve yöntemlerime ne kadar sıkı sıkıya sarıldığımı ve seçtiğim “aynı” yolların beni hep “aynı” yere çıkardığına bakıyorum.

O yüzden dolap beygiri gibi  hissediyoruz kendimizi.

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: