RSS

Dünü Aramak…

13 Ara

Bir arkadaşım var, geçmişteki aşklarını, o sevgilerin ateşini arıyor kırklı yaşlarında. Geçen gün ona dedim ki “geçmiş ölüdür”. Sürekli geçmişi aramak bir nevi “kabir ziyareti”dir. Hergün bilmem kaç defa kabristana gidip sevdiklerinin mezarına çiçek
bırakmaya benzer.

Kabristanın kapısından elinde çiçeklerle giriyorsun, kalbinde bir umut; belki ölmemiştir, hala yaşıyordur, belki bugün onları görürüm diye. Ama karşına hep anıların soğuk mezar taşları çıkıyor. Kafanda dönüp duran donuk resimler asla seninle konuşmuyorlar. Sanki teybe kaydedilmiş görüntüler gibi, hep aynı şeyler… Çoğu kez sevdiğin bir bölümü ileri geri sarıp, tekrar tekrar seyrediyorsun. “Seni çok seviyorum”, “ölene kadar unutmayacağım”, “Benimsin”… Bantın o bölümü yıpranıyor, görüntüler ve sesler anlamını yitiriyor. Netliğin yerini cizirti aliyor. Bardooooo.

İşte şurada 20 yaşında deliler gibi sevdiği kadın yatıyor. Hayalinde canlandırıyor onun diri vücudunu, pembe yanaklarını, çınlayan kahkahasını, hafif yukarıdan bakan burnu büyük hallerini, sıcak ve ateşli koynunu. Şimdi kırklı yaşlarında olması gerek, herhalde kahkahası daha olgun, sevgisi daha dingin ve bilgisi daha engindir artık. Ama yok, o bir ölüyü arıyor, onu onurlandırmak istiyor. Ona “neden?” diye bağırıp sarılmak istiyor, hesap sormak istiyor. “Neden ben seni istediğim zaman benim olmadın? Neden, neden?” diye hıçkırarak ağlamak istiyor kollarında.. Ama o kadın yok, sadece donuk bir görüntü var yerinde, hesap sormak istesen cevap veremeyecek soluk bir resim kafasındaki. Şuh kahkahalar atıp duruyor.

Şuradaki kadın ise mezar taşındaki resme bakıp bakıp, “sen benim kahramanımsın” diyor. Yanındaki arkadaşı elini omzuna koyup, “kahramanındı” diye düzeltiyor ama o onu duymuyor bile. Gözleri kızarmış, için için ağlıyor yine, “Ah annem engel olmasaydı, ikisinin arasında kaldım, aşkımı yaşayamadım…” diyor. Her gün, her gün kabristanı ziyaret ediyor, anılarına çiçek bırakıyor, toprağı kabartıyor, yabani otlari yoluyor, hep ondan konuşuyor ve bitmek tükenmek bilmez bir enerji ve anlaşılmaz bir şevk ile hergün kendi yüreğini dağlıyor.

Kabristan ziyaretlerini sınırlamak lazım değil mi sizce de? Ne varsa yaşayanlarda var çünkü.. Şimdi farkına varamıyor isek, az sonra geçmiş olacaklar. Tüm geçmişini kabristanda geçirmeyi kim ister Allah aşkına? Arada bir, bayram seyran mezarlığa uğrayıp bir demet çiçek bırakmaktan zarar gelmez ama her gün her gün, bünye bunalır. Kabristan bekçisi olmasak… Yaşayanları şenlendirsek.. Onlar (veya biz) bir gün gerçekten ölmeden.

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 12/13/2009 in İnsanlık halleri

 

Etiketler: , , ,

2 responses to “Dünü Aramak…

  1. Ayse Mine Teoman

    12/23/2009 at 03:12

    Bilgece ve komik.. Ani Yasamak yazisi harika..Analojilerin cok zekice. Yayik analojisine bayildim.. Mezarlik ziyaretleri de oyle .. Bir analoji tum yaziya hukmetmis, bu da hayli etkili olmus..Fotograflar harika, birinci sinif..

    Sen yaz, bir de resimle ablacim, okurunum artik..

     
    • ebrulikedi

      12/23/2009 at 07:54

      Ayşe’ciğim, yorumuna teşekkür ederim. Senin de zeki ve güzel kaleminden yazılar bekleniyor. Bilesin.
      Sevgiyle..

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: